<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147</id><updated>2011-07-07T19:12:07.202-07:00</updated><category term='Reviews'/><category term='festivals 06'/><category term='Projects: organizational: ongoing'/><category term='Projects: artistic'/><category term='Projects: organizational: past'/><category term='Essays on Dance Performance and Digital Culture'/><category term='News'/><category term='Projects: educational'/><category term='Interviews'/><title type='text'>Aylin Kalem</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>76</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-7845047832994981747</id><published>2010-05-17T05:23:00.000-07:00</published><updated>2010-05-17T05:49:03.927-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Interviews'/><title type='text'>An Interview with Akram Khan - Radikal - 29.04.2010</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/S_E5v_aHtXI/AAAAAAAABW0/pz8Ijmo89ho/s1600/DSC_0999.JPG"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 213px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5472218518869489010" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/S_E5v_aHtXI/AAAAAAAABW0/pz8Ijmo89ho/s320/DSC_0999.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Akram Khan: “Yolculuğa çıkabilmeniz için yuvanızın neresi olduğunu bilmeniz gerekir.”&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Aylin Kalem&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dans dünyasının önemli isimlerinden Akram Khan, Dans Platform İstanbul’un ilk gösterilerini sunmak için İstanbul’daydı. Çağdaş dans ile klasik Hint dans formu Katak’ı bir arada kullanarak kendine özgü bedensel bir anlatım oluşturan Akram Khan Bangladeş asıllı bir ailenin İngiltere’de doğup büyüyen bir oğlu. Köklerine ve kültürel geleneklerine bağlı kalması için 7 yaşındayken annesi tarafından hikâye anlatımına dayanan Katak dansı ile tanıştırılmış. Katak onun için sadece bir dans türü değil, aynı zamanda kimliğinin temelini oluşturuyor. Aynı bir yuva gibi... Annesinin evindeyken, geleneklere bağlı ailenin iyi evladı olduğunu, kapıdan dışarı çıktığında ise kendini daha İngiliz hissettiğini de itiraf ediyor. Bu ‘arada olma’ hali onun dans çalışmalarının doğasını da belirliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Khan, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Gnosis” ve “Sacred Monsters” adlı 2 farklı çalışmasını sergiledi. Ünlü Japon vurmalı çalgı topluluğu Kodo’dan Yoshie Sunahata ile sahneyi paylaştığı “Gnosis”te, Hindu epiği Mahabbarata’nın unutulmuş hikâyelerinden, kör bir kral ile evlendirilen Gandhari’nin kendini gözbağına mahkum ederek verdiği tepkisini doğaçlama dans ve belirlenmiş koreografi ile sunarak izleyicileri büyüledi. Ertesi gün ise gelmiş geçmiş en özel bedene sahip bale sanatçısı Sylvie Guillem ile ortaklaşa oluşturdukları “Sacred Monsters”’da farklı dans eğitiminden gelen iki virtüöz dansçının kendi bedensel eğitimleriyle olan ilişkilerini anlattıkları, sorguladıkları, yabancılaştırarak yapıbozumuna uğrattıkları, ayrıştırdıkları, sentezledikleri ve tüm bu süreci dil, jest ve kimlik katmanlarında da işledikleri bir çalışmaya tanık olduk. Seyirciyle doğrudan kurulan bağ, çağdaş sahneleme yöntemlerine, pek karşılaşmadığımız türden güçlü bir önerme getirdi. Paylaşıma dayalı bu samimi ilişki Akram Khan ile yaptığımız söyleşide de hissediliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geleneksel bir dans formu olan Katak’ın çağdaş dans üretiminizde nasıl bir yeri var?&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Katak yaptığım herşeyin temelini, gittiğim her yerin başlangıç noktasını oluşturuyor. Çok uzun zamandır Katak yapıyorum ama hala yeterli değil. Katak bana sağlam bir dayanak, yapı ve temel sağlıyor. Yuva gibi. Yolculuğa çıkabilmeniz için yuvanızın neresi olduğunu bilmeniz gerekir. Katak yaptığım her çalışmada döneceğim yuvam. Her hareketimde Katak’ın varlığını hissediyorum. Onunla bağım duygusal, psikolojik, fiziksel... Köklerimi oluşturuyor.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çağdaş dans ve Katak arasında bir paralellik var mı?&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Katak, 7 Hint dansı formundan gündelik harekete en yakın olanı. Bir yandan bilimsel ve matematiksel bir yapısı var, bir yandan da benim şu andaki konuşma halim kadar doğal. Katak hikâye anlatmaya dair bir dans türü. Hikâye anlatıcılarının kendilerine özgü bir biçimde hikâyelerini aktarmalarına dayanıyor. Bu yüzden oldukça organik. Çağdaş dans eğitimi almaya başladığımda Alexander Tekniği, Release Tekniği ve daha sonra da Graham Tekniği çalıştım. Release Tekniği’nin de, insan hareketiyle olan ilişkisi diğerlerine göre çok daha organik. Örneğin bale gibi bedeni yeniden şekillendirmek üzere zorlayan bir teknik değil. Balede insan bedeninin doğal ayakta duruşuna aykırı bir durum söz konusu, oysa Katak’ta sadece ayakta duruşta bile normal bir şekilde mi duruyorum yoksa Katak dansının bir parçası mı anlaşılmayabiliyor. Katak’ın klasik bir dans formu olmasına rağmen gündelik hareketle doğrudan bir ilişkisi var. Bu yüzden bu klasik dans formu kendini bedende değil sunuş biçiminde gösteriyor.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dansınızda el jestlerini bolca kullanıyorsunuz. Çağdaş dansta bununla pek karşılaşmıyoruz. Bu size göre dansınızda tamamlayıcı bir öğe mi?&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Tüm Hint dansı formlarında kodlanmış el jestlerini kullanıyoruz.Çağdaş dansta el jestleri kullanılmıyor. Katak’ta enerji merkezden tüm bedeni kaplayarak parmak uçlarından mekâna yayılıyor. Çağdaş dansta ise enerji merkezde odaklanıyor. Enerjinin dışarı çıkabilmesi için pencerelere ihtiyaç var. Eller çocukluğumdan beri benim için büyük önem teşkil etti.Çocukluğumda hikâyeler ellerle anlatılıyordu. Bu yüzden has bir çağdaş dans yaptığım söylenemez, ellerim her zaman çağdaş dansa göre fazla aktif.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayaklarınız da...&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Evet tabii. Bu da Katak’ın başka bir yönü. Hint klasik dansında müzik, dans ve tiyatro birdir. Dansçı aynı zamanda müzisyen ve aynı zamanda oyuncudur. Dansçının sadece dans etmesi Batılı bir düşüncedir.Katak’ta dansçı bir yandan hikâyeyi anlatır bir yandan da ayaklarıyla müzik yapar. Üçü bir yerdedir. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka sanatçılarla işbiriğine girdiğiniz projeler var: Sidi Larbi Cherkaoui, Juliette Binoche, Anish Kapoor ve şimdi Sylvie Guillem... Bu sanatçılarda sizi çeken nedir?&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Onların ne yaptıkları ve hangi seviyede yaptıkları çok önemli tabii, ama yeterli değil. Kendime şu soruyu soruyorum: Bu çalışma beni ve onları başka bir yere taşıyor mu? Eğer bu gerçekleşiyorsa o zaman birlikte çalışmak beni büyülüyor. Sylvie ile böyle oldu. Sylvie’de klasik eğitim almış bir beden ve son derece çağdaş bir zihin var. Çok cesur ve devrimci. Risk barındırsa da çalışmasında yeni yerlere gitmekten korkmuyor. Ben de çalışmalarımda tanımadığım yerlere gitmiyorsam sanatçı olarak geliştiğimi düşünmüyorum. Gelişmek için bende olmayan şeylere sahip sanatçılarla çalışmak istiyorum. Örneğin görsel sanatçı Anish Kapoor ile sadece vakit geçirmekle bile çok şey öğrendim. Bedene, mimariye, ışığa bakışım değişti. Benden çok daha iyi olan sanatçılarla çalışmaya bayılıyorum.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaratım sürecinde sizi en zorlayan şey nedir?&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Bir çok şey var. Sanırım en zoru oluşturduğum malzemeleri ve sahneleri çıkarmak zorunda olmam. Bunların benim için işlediğini düşünsem ve onlara bağlanmış olsam da, dışarıdan bir göz için esere hizmet etmiyorsa bırakmam gerekiyor. Bu yüzden mutlaka bir dramaturg ile çalışıyorum. Dansta çok karşılaşılan bir durum değil, biliyorum. Ama çalışmalarım hikâye anlatma temeline dayanıyor ve beden sözden daha net anlatabiliyor.Kimi zaman işin içinde olduğumdan dışarıdan ilk kez izleyen biri için nasıl göründüğünü kavramam zor olabiliyor.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Gnosis”’te Sufi geleneğini de kullandınız.&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Sadece bir öğesini. Katak’ta hem Hindu hem de İslami öğeler var. Tüm dinlerin birbirine bağlı olduğunu düşünüyorum. Hint dansı bir eğlence formu değil, ruhani bir formdur. Onu egzotik kılan Batılı bakıştır. Katak yaptığımda stüdyo benim için bir tapınaktır, çağdaş dans yaptığımda ise stüdyo bilimsel bir laboratuara dönüşür. Dansımda kutsal ile bilimsel bir aradadır. Asya’da dikey olana müthiş bir bağlılık vardır. Batı’da ise yataylık öndedir. Dikey olan bize, bizden çok daha büyük bir gücün varlığını, büyük bir resimde sadece küçük bir parça olduğumuzu hatırlatır.&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-7845047832994981747?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/7845047832994981747'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/7845047832994981747'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2010/05/interview-with-akram-khan-radikal-29.html' title='An Interview with Akram Khan - Radikal - 29.04.2010'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/S_E5v_aHtXI/AAAAAAAABW0/pz8Ijmo89ho/s72-c/DSC_0999.JPG' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-5263956757054240047</id><published>2009-07-13T00:14:00.000-07:00</published><updated>2009-07-13T00:14:00.376-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Reviews'/><title type='text'>Taldans'a Montpellier'de alkış (Radikal, 12.07.09)</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SlmPUdXefpI/AAAAAAAAAcA/2X8yGbSyzGI/s1600-h/Dokuman_Probe_c_Alex_Davies_(27).jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5357470813377166994" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 214px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SlmPUdXefpI/AAAAAAAAAcA/2X8yGbSyzGI/s320/Dokuman_Probe_c_Alex_Davies_(27).jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;span style="font-size:78%;"&gt;Photo credit: Alex Davies&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SlmOm-Lui4I/AAAAAAAAAb4/76N25ph5hI4/s1600-h/Dokuman_Probe_c_Alex_Davies_(4).jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;Mustafa Kaplan ve Filiz Sızanlı tarafından kurulan Taldans, 'Dokuman' adlı gösterisini Fransa'da Türkiye Mevsimi kapsamında 29. Montpellier Dans Festivali'nde sahneledi. 'Dokuman', festivalin en çok alkış alan gösterilerinden biriydi.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;Aylin Kalem&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;2009 Fransa’da Türk Mevsimi hazırlanma sürecinde en son dakikada Erdoğan-Sarkozy krizi yaşandı ama mevsimin açılmasıyla birilikte endişeler ortadan kalktı, üstelik kriz sayesinde yabancı basın Türk Mevsimi’nden haberdar oldu. Culturesfrance ve İKSV ortaklığıyla yürütülen Fransa’da Türk Mevsimi organizasyonunda Paris, Marseille, Lille başta olmak üzere Fransa’nın çeşitli yerlerinde Mart 2010’a kadar 400 proje gerçekleşecek.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Taldans, 29. Montpellier Dans Festivali’nde ‘Dokuman’ adlı çalışmayı sergileyerek bu kapsamdaki ilk etkinliği gerçekleştirdi. 1-2 Temmuz’da olmak üzere 2 kez seyirciyle buluşan ‘Dokuman’ı ilk temsilinde Culturesfrance’tan Sophie Renaud ile Arnaud Littardi, ve İKSV’den Leman Yılmaz da seyirciler arasındaydı. ‘Dokuman’, oyun boyunca gözlemlenen tepkilerden anlaşıldığı üzere genel seyircinin büyük beğenisini kazandı. Festivalde sergilenen işlerin arasında genel seyircinin en fazla keyif alarak izlediği işler arasında yerini aldı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Montpellier seyircisi Mustafa Kaplan ve Filiz Sızanlı tarafından kurulan Taldans’ı önceki çalışmalarından da tanıyor. 2005’te sezon içinde ‘Dolap’ ve ‘Sek Sek’i, 2006’daki festivalde ise ‘Graf ’ı sahnelemişlerdi. Bu kez, ilk defa olmak üzere bu kadar kalabalık bir kadroyla bir iş ürettiler. Sahne üzerinde Kerem Gelebek, Loup Abramovici, Cevdet Erek ve Erki De Vries ile, ışıkta Yüksel Aymaz ve dramaturjide ise Gurur Ertem ile çalıştılar.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Kaplan ve Sızanlı bu projeye Linz’deki bir dokuma fabrikasında başlıyorlar. Fabrikayı gezerken bir panoya rastlıyorlar. Bu panoda işçiler ve çalışanlara yöneltilmiş bir soru yer alıyor: ‘Kalite nedir?’ Bu soruyu kendilerine de yöneltiyorlar ve bu bağlamda işlevselliği inceleyerek bu projeye başlıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Ses ve ritim, ‘Dokuman’ın temelini oluşturuyor. İlk başta ‘A Capella’ olarak ‘dokuman’ sözcüğünü farklı ritimlerde çeşitliyorlar. Daha sonra dört dansçıyı yan yana görüyoruz. Birbirlerine kafalarını çevirerek ‘cık’ seslerini fırlattıklarında ortaya 9/8’lik bir dokuma temposu çıkıyor. Müthiş bir konsantrasyonla bu tempoyu devam ettiren dansçılar kimi anlarda özellikle bu düzeneği aksatarak mekanizma ve hata ilişkisinin altını çiziyorlar. Parça boyunca çeşitli sesler ve ritimler ara ara bize hatırlatılıyor. Bu ritimler hareket, ışık ve mekânın mimari olarak bölünmesiyle destekleniyor. ‘Dokuman’ın ses kompozisyonunu oluşturan Cevdet Erek ile mekânı düzenleyen Erki De Vries de sahnede dansçılarla birlikte yer alıyor, kendi solo bölümlerini gerçekleştiriyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;‘Dokuman’ın bir başka belirleyici yanı ise mekânın süreç içinde değişmesi. Hafif panolardan oluşan mimari, süreç içinde bölünüyor, ayrışıyor, parçalanıyor, seyreliyor, genişliyor. Panolar arasında çeşitli boşlukların oluşması mekânda da ritim oluşturuyor. Modüler olarak işlevselliğini yürüten mimari yapı, sahnede ritimsel bütünlüğü oluşturmak adına kimi zaman dansçılarla bütünleşiyor; onların uzantısına dönüşüyor. Kimi zaman ise bedenler mimari yapının uzantısı oluyor. Bunların hepsi bir ritmi koruyarak gerçekleşirken ışık da bu ritme dahil oluyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;‘Dokuman’ı İstanbul ile birleştiren bir özelliği ise sahnede kullanılan malzemelerin basitliği. Panoların köpükten olduğu, dansçıların kaldırdığı andaki hafifliğinden anlaşılıyor. Panonun gerisinden gelen vurmalı sesin ince plastik tüpler olduğunu daha sonra keşfediyorsunuz. Yine aynı şekilde, kulağa farklı gelen vokal bir sesin daha sonra iki kanallı kocaman bir boru ile oluşturulduğunu görünce şaşırıyorsunuz. Bunun gibi pek çok sürpriz peş peşe karşınıza seriliyor. Belki bu kadar çok olması “acaba şimdi ne olacak?” sorusunu sorduruyor ve bir sonraki komik unsuru beklemeye başlıyorsunuz. Oysa Kaplan ve Sızanlı amaçlarının komik durumlar yaratmak olmadığının altını çiziyorlar. Ancak Cevdet Erek’in, yine son derece basit malzemelerle oluşturduğu pano ile duş ışıkta gerçekleştirdiği ‘elektrogitar’ solosu parçada komik bir unsur olarak yerini birinci sırada alıyor. Panoya bir de renkli ampuller eklenince ortaya İstanbul’un minibüs/dolmuş içi renkli ışıklandırmaları ve süslemelerini andıran kitsch bir görüntü çıkıyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;Farklı görüşler&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;‘Dokuman’ genel seyircinin büyük beğenisini toplasa da uluslararası eleştirmenler tarafından oyunla ilgili birbirinden farklı görüşler alındı. Kaplan ve Sızanlı’nın önceki çalışmalarını da takip eden Fransız eleştirmenler ‘Dokuman’dan övgüyle söz ettiler. Bu çalışmanın Avrupa’daki festivallerde gösterilen yüksek standarttaki işlerden farklı olmadığını dile getirdiler. Fransız basını Taldans’ı öncelikle Fransız eğiliminden dolayı rahatlıkla takip edebiliyor. Bu eğiliminin nedeni olarak öncelikle Filiz Sızanlı’nın Montpellier’deki koreografi merkezinde eğitim almış olması, Fransız koreograf Mathilde Monnier’nin çalışmalarında dans etmesi, Kaplan ile birlikte Fransa’daki çeşitli organizasyonlarda çalışmalarını sergilemeleri, ayrıca Kerem Gelebek’in Angers’deki koreografik merkezde eğitim alması ve Loup Abramovici’nin Portekizli ve Fransız bir dansçı olarak Fransa’da çalışmış olması sayılabilir. Bu nedenle, Taldans’ın çalışmaları Türkiye’deki çağdaş dansta Fransız etkisinin örneği olarak rahatlıkla gösterilebilir. Buna karşılık festivale İsrail, Amerika, Danimarka, Almanya ve İsveç’ten gelen eleştirmenlerin oyunla bağ kurmaları biraz daha güç oldu. Öncelikle, oyunun İstanbul ile ilişkisini değerlendiremeyen eleştirmenler için oyunun bağlamını kurmak güç oldu. Kimisi ise İstanbul’dan gelen bir topluluktan sahnelemeye dair daha farklı önermeler beklediğini belirtti. Bir kısmı ise koreografideki önerme ve niyetin belirsiz olduğunu vurguladı. Tüm bu farklı görüşlerin genelinde, ‘Dokuman’ festival programında kuşkusuz, sahnede yarattığı özgün atmosferiyle farklı bir çalışma olarak dikkate değer bir yerde duruyordu. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-5263956757054240047?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/5263956757054240047/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=5263956757054240047' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/5263956757054240047'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/5263956757054240047'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2009/07/taldansa-montpellierde-alks-radikal.html' title='Taldans&apos;a Montpellier&apos;de alkış (Radikal, 12.07.09)'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SlmPUdXefpI/AAAAAAAAAcA/2X8yGbSyzGI/s72-c/Dokuman_Probe_c_Alex_Davies_(27).jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-9070283831396348157</id><published>2009-06-06T13:29:00.000-07:00</published><updated>2009-06-06T13:34:26.301-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='News'/><title type='text'>Fransa’nın “dans ve yeni teknolojiler” alanındaki öncü topluluğu Cie Mulleras Talimhane Tiyatrosu’nda.</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SirSkKhdIKI/AAAAAAAAAbo/QlKEJsFC2r0/s1600-h/96details_Traces_CieMulleras_g1927.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5344315426570313890" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SirSkKhdIKI/AAAAAAAAAbo/QlKEJsFC2r0/s320/96details_Traces_CieMulleras_g1927.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;boDig (beden odaklı ifadeler girişimi derneği), Fransız Kültür Merkezi desteği ve Kurye Organizasyon işbirliğiyle Cie Mulleras’ın “Traces-96 Détails” adlı dans ve multimedya gösterisini sunuyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Sahne sanatları ve yeni teknolojiler alanındaki üretime odaklanan boDig, Eylül 2008’de “ara-yüz(süz) / bedenler ve teknolojiler” adı altında düzenlediği uluslararası etkinlikler serisinin ardından bu sonbaharda organizasyonunu “Fransa’da Türkiye Mevsimi” kapsamında, İstanbul ile eşzamanlı olarak Paris’e de taşıyacak. Bu sürecin bir başlangıcı olarak boDig, Fransa’dan bir dans topluluğunu Talimhane Tiyatrosu’nda 10 Haziran 20:00’da gösteri yapmak üzere davet ediyor. boDig ve Kurye işbirliğiyle Kurye Video Festivali programında yer alan bu çalışma, son derece titizlikle hazırlanmış görsel bir şölen niteliğinde. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Didier ve Magali Mulleras’ın 1986 yılında kurduğu Cie Mulleras dans ve yeni teknolojiler alanında üretim veren ilk topluluklardan. Kurulduğu dönemden beri kesintisiz olarak gösterilerini sunan topluluğun 25’ten fazla koreografik çalışması var. Yapıtları şimdiye kadar, aralarında Monaco Dance Forum, ICA Institute of Contemporary Art – Londra, Centro Cultural de Bélem – Lizbon, Centro ITAU Cultural - Sao Paulo, Montpellier Danse, Dance on Camera Festival - New York, Festival SeNef – Séoul ve ISEA’nın da bulunduğu pek çok önemli organizasyonda gösterildi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Multimedya sanatçısı Nicolas Grimal’in topluluğa katılmasıyla birlikte, Cie Mulleras 1998’den bu yana çalışmalarını önce web ortamında oluşturuyor, ardından sahne çalışmasına dönüştürüyor. Bundaki amaç yeni teknolojilerin önerdiği ifade biçimlerini araştırıp daha sonra dans, müzik, video, interaktif ve multimedya bölümler arasında etkileşimin olduğu sahne çalışmaları oluşturmak. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Topluluk, bu yöntemle oluşturduğu ilk çalışması “mini@tures” ile 2000 yılında büyük bir çıkış yapıyor. Hareket içeren kısa kesitler, mikro-filmler olarak web ortamında yer alıyor. 100 adet video-klip daha sonra sahne çalışması için ana malzemeyi oluşturuyor. Web, sahneye yönelik yeni bir üretim alanı olarak değerlendiriliyor. Bu yeni alanda, dans ve imge arasındaki ilişki yoluyla sahne çalışması ve multimedya arasında köprü kuruluyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;“96 Détails” ise koreografiye grafiksel bir estetikle yaklaşan interaktif kullanıcıya yönelik bir web çalışması olarak başlıyor. 96 sayısı, bir kübün her yüzeyinde eşit 16 karenin toplamını yansıtıyor. Kullanıcı, topluluğun internet sitesindeki 96 adet dans sekansında zaman, mekan, yön, ses ve renk üzerinden değişiklikler yaparak kendi koreografik seçimini oluşturabiliyor. İstanbul’da gösterilecek “Traces-96 Détails” ise bu çalışmanın sahne ürünü. Web’den sahneye geçişte bu çalışma, görselliği dramaturjik bir öğe olarak kullanan, dijital sanatlarla canlı sanatlar arasındaki ilişkiye dayanan bir araştırma niteliğinde. Başlıca imge, hareket, ışık, ses, metin ve grafik öğelerden oluşan bu çalışma multimedya estetiğinin sahne üzerinde bir güzellemesi. Aynı web’de olduğu gibi farklı modüllerden oluşuyor. Web ortamındaki versiyonlarına topluluğun internet sitesinden girilip oynanabiliyor, sitelerinde bulunan video kesitlerinden ise web çalışmalarının sahne ortamına nasıl taşındığı izlenebiliyor. &lt;a href="http://www.mulleras.com/"&gt;http://www.mulleras.com/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Topluluk ile ilgili yurtdışı basından kesitler:“Mulleras yenilikçi, ve bilgisayar teknolojisini ilginç şekillerde kullanan az sayıdaki topluluklardan.”The London Times&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;“Mulleras dijital sanat alanının önemli araştırmacılarından.”Ballet Tanz&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;“Mulleras, Avrupa’nın en önde gelen dans topluluklarından. Çığır açan dans/teknoloji çalışmalarından birini görebilmek için nadir fırsatlardan biri.” ICA London&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;“Yeni dans çalışması “Traces” alışılmış kodların ötesine geçiyor, seyircinin kendi okumasını yapabileceği anlar ve durumlar sunuyor.” Danser&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Gösteri bilgileri:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Traces – 96 Détails&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Cie Mulleras: Didier Mulleras, Magali Mulleras, Nicolas Grimal, Elisabeth Nicol, Severine Prunera&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yer: Talimhane Tiyatrosu&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tarih: 10 Haziran 20:00&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biletler: 15 TL (tam), 10 TL (öğrenci)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biletileri gösteri öncesi Talimhane Tiyatrosu’ndan temin edebilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.talimhanetiyatrosu.com/"&gt;http://www.talimhanetiyatrosu.com/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.bodig.org/"&gt;http://www.bodig.org/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.mulleras.com/"&gt;http://www.mulleras.com/&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.kuryevideo.org/"&gt;http://www.kuryevideo.org/&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-9070283831396348157?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/9070283831396348157/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=9070283831396348157' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/9070283831396348157'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/9070283831396348157'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2009/06/fransann-dans-ve-yeni-teknolojiler.html' title='Fransa’nın “dans ve yeni teknolojiler” alanındaki öncü topluluğu Cie Mulleras Talimhane Tiyatrosu’nda.'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SirSkKhdIKI/AAAAAAAAAbo/QlKEJsFC2r0/s72-c/96details_Traces_CieMulleras_g1927.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-1172886973371640795</id><published>2009-05-01T12:59:00.000-07:00</published><updated>2009-06-07T00:07:53.501-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='News'/><title type='text'>boDig@Tunis (8ème Rencontres Chorégraphiques de Carthage)</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/Sitimo7YmII/AAAAAAAAAbw/gFRTPX4FIQk/s1600-h/DSC_7179.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5344473798766270594" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 213px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/Sitimo7YmII/AAAAAAAAAbw/gFRTPX4FIQk/s320/DSC_7179.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Les Rencontres Chorégraphiques de Carthage&lt;br /&gt;Danse et Nouvelles Technologies&lt;br /&gt;boDig&lt;br /&gt;THE KNOT THEORY / Düğüm Teorisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;konsept ve koreografi: Beliz Demircioğlu Cihandide (Güneş Çağlar ile)&lt;br /&gt;dramaturji: Aylin Kalem&lt;br /&gt;ses ve etkileşim tasarımı: Selçuk Artut&lt;br /&gt;görsel ve etkileşim tasarımı kontrolü: Ahmet Güzererler&lt;br /&gt;Operasyon: Ercan Cihandide ve ekibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu proje, Absent Interfaces Lab kapsamında Tanzquartier Viyana'da, L’animal a l’esquena (Celrà-Girona) rezidans sürecinde ve İstanbul Bilgi Üniversitesi – Sahne Sanatları Alanı dans stüdyosunda geliştirilmiştir. "boDig 08" - Bedenler ve Teknolojiler kapsamında 23 ve 24 Eylül 2008'de garajistanbul'da sergilenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Mayıs19:00Ibn Rachiq / Tunus&lt;br /&gt;festival programı için: &lt;a href="http://www.nesselfen.org/rcc09/mod.php?page=programme" target="_blank"&gt;http://www.nesselfen.org/rcc09/mod.php?page=programme&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.printemps-danse.planet.tn/" target="_blank"&gt;http://www.printemps-danse.planet.tn/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.bodig.org/" target="_blank"&gt;http://www.bodig.org/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;festivalde boDig'in diğer etkinlikleri:&lt;br /&gt;residence - work-in-progress "Taksim Müşterek" - Berrak ve Burak Yedek (boDig &amp;amp; d-flesh işbirliğiyle)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.taksimmusterek.com/" target="_blank"&gt;http://www.taksimmusterek.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anti-conférence (Armando Menicacci)&lt;br /&gt;rencontres réseaux (Philippe Baudelot)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-1172886973371640795?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/1172886973371640795/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=1172886973371640795' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/1172886973371640795'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/1172886973371640795'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2009/01/bodigtunis-8eme-rencontres.html' title='boDig@Tunis (8ème Rencontres Chorégraphiques de Carthage)'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/Sitimo7YmII/AAAAAAAAAbw/gFRTPX4FIQk/s72-c/DSC_7179.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-9139115544241262570</id><published>2009-04-25T17:27:00.000-07:00</published><updated>2009-04-25T17:34:28.546-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='News'/><title type='text'>boDig (Istanbul)@Pixelist: Electronic Arts &amp; Subcultures Festival</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SfOrxw_2w-I/AAAAAAAAAbg/zNZdcgAczK4/s1600-h/KnotTheory_lanimal.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5328791655564100578" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 226px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SfOrxw_2w-I/AAAAAAAAAbg/zNZdcgAczK4/s320/KnotTheory_lanimal.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;boDig is participating to Pixelist Festival with a workshop and performance extract.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;29 April&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;16:00-20:00&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;santralistanbul E4-302&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Workshop: Interactive Play with Movement&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;This is a movement workshop realized with specially written codes using MaxMSP/Jitter software. It is a design for perception suggestive of the redefinition of time and space. Based on the relations of the physical body with its processed images, the workshop is triggering improvisation and creativity by re-positioning the parameters of space, and transfers virtual movement to actual environment.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;An interactive dance performance: The Knot Theory (an extract)&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Knot: Is it a problem that needs to be solved? Or a connector that binds the torn? Can it be both?The only way to bind what only seems bonded in the surface is to cut even deeper. While “The Knot Theory” analyzes the surface and below the surface sides of incidents and relations, it is affected by the mathematical theory of Koningsberg’s Seven Bridges, a surgery, absurd theater, and the probabilities that interactive technologies create. When communication webs that consist of disconnected pieces are connected in different ways can they cause variant outcomes? “The Knot Theory” is a search with body language that goes deep in a well of possibilities.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;This work has been developed at Absent Interfaces Lab in Tanzquartier Wien (Austria), artist residency at L’animal a l’esquena (Spain) and rehearsals at Performing Arts Track at Istanbul Bilgi University (Turkiye). It has been performed at garajistanbul during boDig 08 Festival and will be performed in May the 3rd 2009 at “Rencontres Chorégraphiques de Carthage” Tunis.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Credits:&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Concept and Choreography: Beliz Demircioglu Cihandide (with Gunes Caglar)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dramaturgy: Aylin Kalem&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sound &amp;amp; Interaction Design: Selcuk Artut&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Interaction Design Control: Ahmet Guzererler&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Surgery: Ercan Cihandide, M.D. and his team&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Production: boDig&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;For more info:www.pixelist.cc &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-9139115544241262570?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/9139115544241262570/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=9139115544241262570' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/9139115544241262570'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/9139115544241262570'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2009/04/bodig-istanbulpixelist-electronic-arts.html' title='boDig (Istanbul)@Pixelist: Electronic Arts &amp; Subcultures Festival'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SfOrxw_2w-I/AAAAAAAAAbg/zNZdcgAczK4/s72-c/KnotTheory_lanimal.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-4748651024488772053</id><published>2009-04-11T12:49:00.000-07:00</published><updated>2009-04-11T13:19:12.431-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='News'/><title type='text'>Human Gait Research Project</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SeD7MSpM6vI/AAAAAAAAAa4/AsiIDsa7D9A/s1600-h/humangait.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5323530948133579506" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 234px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SeD7MSpM6vI/AAAAAAAAAa4/AsiIDsa7D9A/s320/humangait.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Paris 8 Üniversitesi Mediadanse Direktörü Armando Menicacci, yürüyüş parametreleri üzerine bir proje geliştiriyor. Bu projede," baş-göğüs kafesi-leğen kemiği" hareketine bağlı olarak yürüyüşün hızlanması ve yavaşlaması analiz edilecek. Hızölçerler kullanılarak toplanan veri istatistiksel olarak incelenecek ve farklı yürüyüş grupları bulunduğu hipotezinin sağlaması yapılacak. Bu verilerin toplanabilmesi için 5 dakika vücudunda sensörlerle yürüyecek dansçı veya dansçı olmayan katılımcılarla birlikte çalışmak istiyoruz. (Katılımcıların isimleri saklı kalacaktır.) Yürüyüş üzerine bu deneyimiz 15-16 Nisan 2009 tarihlerinde santralistanbul'da E4-302 dans stüdyosunda gerçekleşecektir.Lütfen kayıt için nctosun@bilgi.edu.tr adresinden bizimle iletişime geçiniz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İstanbul Bilgi Üniversitesi - Sahne Sanatları Alanı - boDig&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SeD0rnf1hHI/AAAAAAAAAaw/1QFsf2J5JW4/s1600-h/humangait.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-4748651024488772053?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/4748651024488772053/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=4748651024488772053' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/4748651024488772053'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/4748651024488772053'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2009/04/human-gait-research-project.html' title='Human Gait Research Project'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SeD7MSpM6vI/AAAAAAAAAa4/AsiIDsa7D9A/s72-c/humangait.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-8196264130311734855</id><published>2009-03-27T23:51:00.000-07:00</published><updated>2009-03-28T00:03:48.109-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='News'/><title type='text'>Yeninin Seyri, Seyrin Yenisi 06                               "Yeniden Üretilebilirlik Çağında Beden ve Teknoloji"</title><content type='html'>İstanbul Modern Sanat Müzesi ve Çağdaş Gösteri Sanatları Girişimi'nin işbirliğiyle düzenlenen "Yeninin Seyri, Seyrin Yenisi" başlıklı konuşma dizisinde, farklı disiplinlerden konuşmacılar bir araya gelerek dans, tiyatro ve performansın yeni form arayışlarını yerel bir bağlamda&lt;br /&gt;tartışmaya açıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dizinin altıncı oturumu "Yeniden Üretilebilirlik Çağında Beden ve Teknoloji" başlığını taşıyor. Çağdaş sanat pratiklerinin teknolojik gelişmeler çerçevesinde geçirdiği dönüşüme odaklanan oturumun konukları Hasan Ünal Nalbantoğlu ve Aylin Kalem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşmacılar bir yandan dijital kültürün günümüz üretim-tüketim pratiklerini nasıl şekillendirdiğini ele alırken, diğer yandan da yeniden üretim teknolojilerinin "şimdi ve burada" ile özdeşleşen sahne sanatları üzerindeki etkisini tartışmaya açacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih: 28 Mart 2009, Cumartesi, 14.30&lt;br /&gt;Yer: İstanbul Modern Sinema Salonu&lt;br /&gt;Konuşmacılar: Hasan Ünal Nalbantoğlu, Aylin Kalem&lt;br /&gt;Moderatör: Şafak Uysal&lt;br /&gt;Etkinlik ücretsizdir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-8196264130311734855?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/8196264130311734855/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=8196264130311734855' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/8196264130311734855'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/8196264130311734855'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2009/03/yeninin-seyri-seyrin-yenisi-06yeniden.html' title='Yeninin Seyri, Seyrin Yenisi 06                               &quot;Yeniden Üretilebilirlik Çağında Beden ve Teknoloji&quot;'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-7354633462629109782</id><published>2009-02-16T21:03:00.000-08:00</published><updated>2009-02-16T21:07:07.458-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='News'/><title type='text'>TeDance: A new book on dance &amp; technology</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SZpFdLUjUfI/AAAAAAAAAao/CszQGZknK20/s1600-h/capa2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5303627878739694066" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 288px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SZpFdLUjUfI/AAAAAAAAAao/CszQGZknK20/s320/capa2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;The book and DVD "TeDance - Perspectives on Technologically Expanded Dance" has been published (English &amp;amp; Portuguese).&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Daniel Tércio is the editor, and the book features articles by Sarah Rubidge, Sophia Lycouris, Asa Unander-Scharin, Aylin Kalem, Kirk Woolford, Paula Varanda, Heather Rikes, Martin Époque/Denis Poulin, José Braz, Rudolfo Quintas, Stephan Jürgens and Daniel Tércio. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Short video clips and respective synopsis of the installations and performance work presented at the TeDance conference 2007 at Culturgest in Lisbon are included in a DVD.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;For more information see: &lt;a href="http://tercius.wordpress.com/"&gt;http://tercius.wordpress.com/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-7354633462629109782?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/7354633462629109782/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=7354633462629109782' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/7354633462629109782'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/7354633462629109782'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2009/02/tedance-new-book-on-dance-technology.html' title='TeDance: A new book on dance &amp; technology'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SZpFdLUjUfI/AAAAAAAAAao/CszQGZknK20/s72-c/capa2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-314399421824361842</id><published>2008-09-08T14:39:00.000-07:00</published><updated>2009-02-16T22:03:51.609-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Projects: organizational: past'/><title type='text'>a series of events on "bodies &amp; technologies" 15-25 September Istanbul</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SMWb5Vr7p1I/AAAAAAAAAR4/DcA6c7bOH9g/s1600-h/bodig08mailinglogolu.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243768750519068498" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 237px; CURSOR: hand; HEIGHT: 318px; TEXT-ALIGN: center" height="429" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SMWb5Vr7p1I/AAAAAAAAAR4/DcA6c7bOH9g/s320/bodig08mailinglogolu.jpg" width="275" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;boDig 08 &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#666666;"&gt;ara-yüz(süz)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;A series of events on “Bodies &amp;amp; Technologies”&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#666666;"&gt;“Bedenler ve Teknolojiler” üzerine bir dizi etkinlik&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;within the frame of Absent Interfaces Lab Project&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#666666;"&gt;Absent Interfaces Lab Projesi kapsamında&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;partners: boDig (Istanbul), cdu (Zagreb), l’animal a l’esquena (Girona-Celrà)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#666666;"&gt;ortaklar: boDig (Istanbul), cdu (Zagreb), l’animal a l’esquena (Girona-Celrà)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;with the collaboration of Istanbul Bilgi University – Performing Arts Track&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#666666;"&gt;İstanbul Bilgi Üniversitesi - Sahne Sanatları Alanı işbirliğiyle&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;15-25 September&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#666666;"&gt;15-25 Eylül&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;Istanbul&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.bodig.org/"&gt;&lt;span style="color:#666666;"&gt;http://www.bodig.org/&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-314399421824361842?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/314399421824361842/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=314399421824361842' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/314399421824361842'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/314399421824361842'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2008/09/bodig-08-ara-yzsz-series-of-events-on.html' title='a series of events on &quot;bodies &amp; technologies&quot; 15-25 September Istanbul'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SMWb5Vr7p1I/AAAAAAAAAR4/DcA6c7bOH9g/s72-c/bodig08mailinglogolu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-5763371101281593151</id><published>2008-08-10T20:04:00.000-07:00</published><updated>2008-08-10T20:10:12.181-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='News'/><title type='text'>Call for Installations</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SJ-s2SsHjwI/AAAAAAAAARw/UvMW7TWKN48/s1600-h/08logo_high_transparent_4+copy+(Large)+(2).jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SJ-soTG0r8I/AAAAAAAAARo/Cu4As9JsfY8/s1600-h/08logo_high_transparent_4+copy+(Large)+(2).jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5233091100351442882" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SJ-soTG0r8I/AAAAAAAAARo/Cu4As9JsfY8/s320/08logo_high_transparent_4+copy+(Large)+(2).jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Call for Installations&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;boDig 08 – “ara-yüz(süz)”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Istanbul, 15-25 September 2008&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Multidisciplinary artistic creation platform boDig is organizing a series of events called “boDig 08” on “bodies &amp;amp; technologies” within the frame of the International Project “Absent Interfaces Lab”. The partners include L'animal a l'esquena (Celrà/Girona) &lt;a href="http://www.lanimal.org/"&gt;http://www.lanimal.org/&lt;/a&gt; and Centre for Drama Art (Zagreb) &lt;a href="http://www.cdu.hr/"&gt;http://www.cdu.hr/&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;boDig 08 includes stage performances, installations, artists’ labs, workshops, public meetings and club events around live arts and new media technologies. boDig focuses on innovative and experimental works without restricting the medium, and this year encourages the applying artists to approach the theme of “absent interfaces” in their installation works. The deadline for artists to apply with their installation works is August 15th. The selection committee will give priority to artworks that use an intellectual and critical approach to the embodiment of current technologies. For more info and application form: &lt;a href="http://www.bodig.org/bodig08/bodig08_eng.html"&gt;boDig 08 Application&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selection Committee&lt;br /&gt;Dr. Bernhard Serexhe (Head Curator, ZKM- Media Museum)&lt;br /&gt;Philippe Baudelot (Multimedia Consultant)&lt;br /&gt;Defne Ayas (Curator, PERFORMA)&lt;br /&gt;Derya Demir (Art On Stage)&lt;br /&gt;Aylin Kalem (boDig) &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;About boDig&lt;br /&gt;boDig is an Istanbul based contemporary arts association founded in 2007, focusing mainly on the issues of the body in contemporary arts and digital culture. Its artistic understanding has a multidisciplinary scope, bringing a variety of fields together, like dance, performance, visual arts, design, architecture, new media, engineering and medicine, in order to bring forth a reflection and artistic creation around the issues of the body in its contemporary and technological context. &lt;a href="http://www.bodig.org/"&gt;www.bodig.org/&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Enstalasyon İşleri için Çağrı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;boDig 08 – “ara-yüz(süz)”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul, 15-25 Eylül 2008&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Disiplinlerarası sanatsal yaratım platformu boDig, Uluslararası “Absent Interfaces Lab” projesi çerçevesinde ‘beden ve teknoloji’ üzerine boDig 08 etkinlikler serisini düzenliyor. Projenin uluslararası ortakları arasında L'animal a l'esquena (Celrà/ Girona) &lt;a href="http://www.lanimal.org/"&gt;http://www.lanimal.org/&lt;/a&gt; ve Centre for Drama Art (Zagreb) &lt;a href="http://www.cdu.hr/"&gt;http://www.cdu.hr/&lt;/a&gt; bulunuyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;boDig 08’de canlı sanatlar ve yeni medya teknolojileri etrafında sahne performansları, enstalasyonlar, sanatçı laboratuarları, atölyeler, toplantılar ve ‘club event’ler yer alıyor. boDig deneysel ve yaratıcı sanat işleri üzerine odaklanmakta ve başvuruda bulunacak olan sanatçıların işlerinde “ara-yüz(süz)” temasına yaklaşımlarını sergilemelerini teşvik etmektedir. Sanatçıların, enstalasyon işleriyle başvurmak için son günleri 15 Ağustos. Seçici kurul, değerlendirmesini yaparken seçilecek işlerde dijital teknolojilerin kullanımına açık, ancak zorunlu olmadan, bedenin bugünün teknolojileriyle şekillenmesine düşünsel ve eleştirel bir tavır getiren sanat işlerine öncelik verecektir. Daha fazla bilgi ve başvuru formu için: &lt;a href="http://www.bodig.org/bodig08/bodig08_tr.html"&gt;boDig 08 Başvuru&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;Seçici Kurul&lt;br /&gt;Dr. Bernhard Serexhe (Baş Küratör, ZKM- Media Museum)&lt;br /&gt;Philippe Baudelot (Multimedya Danışmanı)&lt;br /&gt;Defne Ayas (Küratör, PERFORMA)&lt;br /&gt;Derya Demir (Art On Stage)&lt;br /&gt;Aylin Kalem (boDig)&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;boDig hakkında&lt;br /&gt;boDig, çağdaş ve dijital kültürde bedene odaklı İstanbul merkezli 2007’de kurulmuş bir çağdaş sanatlar derneğidir. Dans, performans, plastik sanatlar, tasarım, mimari, yeni medya, mühendislik ve tıp gibi pek çok disiplinlerden yararlanarak, çağdaş ve teknolojik bağlamda beden üzerine düşünsel ve sanatsal yaratıma yönelik çalışır. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://www.bodig.org/"&gt;http://www.bodig.org/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-5763371101281593151?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/5763371101281593151/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=5763371101281593151' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/5763371101281593151'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/5763371101281593151'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2008/08/call-for-installation-works.html' title='Call for Installations'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SJ-soTG0r8I/AAAAAAAAARo/Cu4As9JsfY8/s72-c/08logo_high_transparent_4+copy+(Large)+(2).jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-393772190889968955</id><published>2008-06-02T20:31:00.000-07:00</published><updated>2008-12-08T12:59:55.068-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Interviews'/><title type='text'>An interview on "human writes" with William Forsythe (publ. radikal, 23.05.08)</title><content type='html'>&lt;div align="left"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SES7k-dvw3I/AAAAAAAAARg/ZJXhYFdgWOA/s1600-h/06_s.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5207493313064584050" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SES7k-dvw3I/AAAAAAAAARg/ZJXhYFdgWOA/s320/06_s.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; photo credit: Dominik Mentzos&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;Çağımızın en önemli koreograflarından William Forsythe İnsan Yazıyor ile izleyiciyi ‘yazamama’ eylemine davet ediyor.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Aylin Kalem&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;İnsan yazıyor, yazıyor da ne işe yarıyor? Yazı gerçekte, eylemle karşılaştırıldığında ne kadar etkili? William Forsythe, Human Rights / Human Writes’ta olduğu gibi, ‘haklar’ yerine aynı sese sahip ‘yazıyor’ kelimesini yerleştirerek “Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi”ne, yazıya geçirilmesinin 60. yılında zeka kıvraklığıyla bir eleştiri getiriyor. Haklar tüm varlıklara ait, insan ise ürettiği ve kendisini şekillendiren en önemli teknoloji ‘yazı’ ile bunu kağıda döküyor. Peki ya yazı, eylemi ne denli gerçek kılıyor? Yazı, ancak amaç değil de, eylemin gerçekleşmesinde teknolojik bir araç olarak kullanıldığı sürece etkili olabiliyor. Kanunlar yazıyla koyuluyor, bir kere yazıya döküldükten sonra koyulduklarıyla kalıyor, peki ya ne kadar uygulanıyor? ...vaatler karşılıksız kalıyor.&lt;br /&gt;İnsan Hakları bağlamında yazının acizliğini göstermek amacıyla William Forsythe Antrepo no:3’te üzeri beyaz kağıtla kaplı 60 kadar masa yerleştiriyor. Masaların üzerinde hafifçe yazılmış zar zor okunan, bildirgeden bazı cümleler yer alıyor. Dansçıların (ve seyircilerin) görevi ise bu cümleleri okunur olmasa da temsilen görünür kılmak. Bunu yapmak için ise hiçbir zaman yazının gerçekleşemeyeceği imkânsız hareket oyunları kurgulanıyor. Sonunda görünen, sonsuz fiziksel çabanın izleri oluyor. Forsythe, yoğun programı dolayısıyla tek bir röportajı kabul etti:&lt;br /&gt;A.K.: Rights (haklar) ve writes (yazıyor) kelimeleri fonetik olarak aynılar. Yazma hakkı, ifade hakkına göndermede bulunuyor. Dansçıların fiziksel eylemlerinde de alegorik bir boyut mevcut. Örneğin kömür kaleminden üstü başı kirlenen dansçılar işçi sınıfını çağrıştırıyor, ya da bazı şeyleri değiştirmek için kire bulanmak gerekliliğini… Bunun gibi pek çok mecazi anlatımla karşılaşmak mümkün. Bunu anlam üretmede estetik bir seçim olarak mı kullanıyorsunuz?&lt;br /&gt;W.F.: Kesinlikle. Bu gibi durumlar sunulduğunda her eyleme anlam yüklenebiliyor. Buradaki ‘var olmama’ durumunda seyirci için ortaya pek çok anlam çıkabiliyor. İzleyici / okuyucu bu süreçte hareketlere istediği anlamı yükleyebiliyor. Bunu mümkün kılan kullandığımız yöntem. İmkânsız hareketler oluşturma yöntemi sayesinde oluşmayan üzerinden, uçsuz bucaksız anlamlar diyarı seyircinin karşısına seriliyor.&lt;br /&gt;A.K.: Dansçıları bu yazma eylemlerinde nasıl yönlendiriyorsunuz?&lt;br /&gt;W.F.: Gayet basit. Onlara doğaçlamaları sırasında amaçlarında başarısız olmalarını söylüyorum. Başarısızlığa mahkûm olmalarını istiyorum. Bu süreçte fiziksel eylemler önemli olmaya başlıyor. Bu imkânsız yazma sürecine izleyici de davet ediliyor; kimi zaman engelleyerek kimi zamansa engellenerek. Mecaz burada kendini göstermeye başlıyor.&lt;br /&gt;A.K.: Bu çalışmayla insan icadı bir teknoloji olarak yazının kendisini de sorguluyorsunuz. Yazının anlam üretmeye dair belirsizliğinin altını çiziyorsunuz.&lt;br /&gt;W.F.: Kanunlar yazılıyor ama uygulanmıyor. Yazının açık ve net olduğu varsayımı anlamını yitiriyor. Yazı, yasaların eyleme geçmesi anlamına gelmiyor. Bunun için fiziksel eylem gerekiyor.&lt;br /&gt;A.K.: Bu çalışmayı gerçekleştirdiğiniz çeşitli şehirlerde izleyicinin tepkisine ve katılımına dair kayda değer bir farklılık gözlemlediniz mi? Sizce bu fark o şehrin insanlarının yönetimle ilişkisini yansıtıyor mu?&lt;br /&gt;W.F.: Hayır çünkü artık halklar uluslararası olmuş durumda. Kanunlar yerel olarak işliyor gözükse de toplumlar çeşitlilik içerir. Hangi dilli konuşursak konuşalım değişen bir şey yok, kanunlar uluslar üstüdür. Yerellikle çözemezsiniz.&lt;br /&gt;A.K.: Türkiye’de 1 Mayıs kutlamaları olaylı geçti. Küresel bir mesele olan insan haklarının Türkiye özeli hakkında ne düşünüyorsunuz?&lt;br /&gt;W.F.: Bu ABD’nin de meselesi. Savaş karşıtı eylemlerde benzer olaylarla karşılaşıyoruz. Eşim bir savaş karşıtı örgütün üyesi olarak bazı eylemlere katıldı. Evimizin kapısına bir hükümet görevlisi dayandı ve bizim bir listede yer aldığımızı net bir şekilde ifade etti. Düşünebiliyor musunuz burası Amerika... Bu durum her yerde. Fikir ve ifade özgürlüğümüz yok. Ben sadece bir sanatçıyım, hükümet değilim. Ne kadar ürkütücü olabilirim ki. Bu ne büyük bir paranoyadır. İnanılmaz bir durum.&lt;br /&gt;A.K.: Bu çalışma sizin diğer koreografik çalışmalarınızdan oldukça farklı duruyor. Politik bir meseleyi ele aldığınız için mi farklı bir yöntem uyguladınız?&lt;br /&gt;W.F.: Hayır. Bu yaptığımız ‘eksiltme’ stratejisidir. Bu stratejide belli bir estetiği başka bir estetik uğruna eksiltirsiniz; örneğin, bilgi ve donanımınızı zorluk üretmek adına kullanırsınız. Genelde dansta bilginizi kolaylık sağlamak üzere kullanırsınız. Dans sıklıkla fizik kanunlarıyla etkileşime dayanır; bedenin yerçekimiyle olan diyalogu gibi. Burada malzemeyle antagonist bir ilişki kurduk. Bu bağlamda, bu çalışma bizim kullandığımız tekniğin bir uzantısı niteliğinde.&lt;br /&gt;Röportajın sonunda William Forsythe bu buluşmayı istisnai olarak nitelendirip İstanbul’da bu çalışmayı sergiliyor olmaktan dolayı memnuniyetini dile getirdi. 23 ve 24 Mayıs saat 20:30’da Antrepo no:3’te bekleniyorsunuz. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-393772190889968955?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/393772190889968955/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=393772190889968955' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/393772190889968955'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/393772190889968955'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2008/06/interview-on-human-writes-with-william.html' title='An interview on &quot;human writes&quot; with William Forsythe (publ. radikal, 23.05.08)'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SES7k-dvw3I/AAAAAAAAARg/ZJXhYFdgWOA/s72-c/06_s.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-6018961842622275221</id><published>2008-05-11T06:34:00.000-07:00</published><updated>2008-12-08T12:59:55.228-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Interviews'/><title type='text'>RemDans ve M.A.K.İ.N. B.D.N  TimeOut Istanbul, May 2008</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SCb2wDsVEVI/AAAAAAAAARY/ozerQhcZgXc/s1600-h/makine+beden2.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5199114125331206482" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SCb2wDsVEVI/AAAAAAAAARY/ozerQhcZgXc/s320/makine+beden2.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Makinelerdeki bedenler… bedenlerdeki makineler…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;santralistanbul’daki Enerji Müzesi RemDans ile bir performans mekanına dönüşüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RemDans Topluluğu’nun koreografı Tuğçe Tuna Uluslararası Istanbul Tiyatro Festivali kapsamında santralistanbul Enerji Müzesi’nde, yeni performans projesi ‘MAKİN. B.D.N’i sergileyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İKSV’nin düzenlediği Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’ne daha önce de katılmıştın.&lt;br /&gt;“RemDans Proje Topluluğu” olarak festivale geçtiğimiz senelerde ‘Phronemophobia’ ve ‘Vertigo/ o.4’ eserlerimiz ile katılmıştık. Bu yıl İKSV İstanbul Uluslararası Tiyatro Fesitvali’nin 16.sına yeni projemiz “MAKİN. B.D.N” isimli disiplinlerarası çağdaş dans projesi ile katılacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu proje nerede ve ne zaman gerçekleşecek?&lt;br /&gt;‘MAKİN. B.D.N’ i santralistanbul Enerji Müzesi’nde 24-25 Mayıs 2008 tarihlerinde  saat 20.30 da gerçekleştireceğiz. Anahtarı “Makine Beden” olarak başlatılan dış mekan projemiz, santralistanbul Enerji Müzesi “Kontrol Odasında” birikip,  1 No’lu Makine Dairesi Alanı’nda devam edecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu projenin çıkış noktası nedir?&lt;br /&gt;Mart ayında prömiyerini yaptığımız ‘EKO’ projemizin ardından ‘MAKİN. B.D.N’le birarada olmaya, paylaşmaya ve sorgulamaya devam ediyoruz. &lt;a name="OLE_LINK4"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name="OLE_LINK3"&gt;“Tamamen makineye dönüşmeden önce, üzerinde olduğum zamanı dinlemeli, sezmeliyim. Çünkü makine sezmez, kurulduğu gibi işler.…Öte yandan aklımda var olan her -şey- hareket halinde..” düşüncesinden yola çıktık.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden Enerji Müzesi’nde?&lt;br /&gt;Enerji müzesini gördüğüm zaman, sadece eski, büyük ve enerji üretmeye programlanmış makinelerin hala varlıklarıyla meydan okuması değildi beni etkileyen, aynı zamanda makinaların geçmişi nasıl taşıdıklarını görmek büyüledi beni. Sanki kulağımı biraz daha uzun dayasam makinenin bedenine geçmişin sesini, orada neler olup bittiğini duyacakmışım gibi hissettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enerji Müzesi senin beden anlayışına neler getiriyor?&lt;br /&gt;Bir dönem enerji üretmesi için kurulan bir sistemin iskeleti ve çalışmayan bedenleri ile yanyanayız şimdi. Isımız onları da ısıtıyor. İnsan bedeni ve makinelerin bedenleri… bu arada kalan noktalar çok ilgimi çekiyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beden-makine ilişkisini nasıl tanımlarsın?&lt;br /&gt;Bedenin kendisini de mükemmel bir makine olarak algılıyorum. Mekanik sistemleri, aklı, hafizası, refleksiyle, kendini yenilemesi ve büyütmesi ile.. Demir-ten, kan-makine yağı, kablo-damar, nefes-alan, sıcak-soğuk, durma/çürüme-durma/bekleme, paslanma-yaşlanma, sabitlik-hareket  bölünmelerinin ortasında bir zaman ve bir de enerji yalnız başına kalıyor.. Ben de enerjinin akışını izliyorum karar vermeden önce.. Bu iç içe girmişlik kafamda deviniyor. Makine beden-beden makine… Makineye muhtaç beden, akıl olmadan oluşamayacak makine...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ilişkide neyi arıyorsun?&lt;br /&gt;Bedenimiz de oluşan bir enerji türünü başka bir enerjiye dönüştürebilmek, belli bir güçten yararlanarak , “yapmak, etki oluşturmak ve başkalaştırmak” için çeşitli parçalardan oluşan düzeneklerde kendi bütünlüğümüzü araştırıyorum. Hayatımızda olduğu gibi bu alanın içinde, bu  kadar makine arasında kişisel yalnızlığımıza, çıplaklığımıza, sessizliğimize, çaresizliğimize odaklanıyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklımda birde makineleşmiş durumlar var: Mesela zamansal bir kırılma olmadan farketmediğimiz, düşünmeden, özenmeden, yaşamadan yaptığımız veya yaptırdığımız durumlar var..Rutin-monoton gibi isimle taktığımız..Biraz bu durumlarla  ilgileniyorum..Makineleşmiş beden ve duyguları...&lt;br /&gt;‘Makine-beden-enerji’ üçgeninde biz mi birer makineyiz karşımızda duran demir yapı mı makine? Bazen karıştırıyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de projede yer alan diğer isimleri sayarsak…&lt;br /&gt;MAKİN. B.D.N‘de RemDans Proje Topluluğu sanatçıları Çiğdem Agas -Melis Tuzcuoğlu -Tuğçe Tuna- Erdinç Anaz-Emre Karaca-Aslı Bostancı-Ayse Ayter ve Vahit Tuna ‘nın yanı sıra Ses Sanatçısı Sema da yer alacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-6018961842622275221?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/6018961842622275221/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=6018961842622275221' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/6018961842622275221'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/6018961842622275221'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2008/05/remdans-ve-makin-bdn-timeout-istanbul.html' title='RemDans ve M.A.K.İ.N. B.D.N  TimeOut Istanbul, May 2008'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SCb2wDsVEVI/AAAAAAAAARY/ozerQhcZgXc/s72-c/makine+beden2.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-8162604620237491578</id><published>2008-05-02T20:36:00.000-07:00</published><updated>2008-06-02T20:39:32.497-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='News'/><title type='text'>16th International Istanbul Theatre Festival (radikal, May 2008)</title><content type='html'>16. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali, dans/performans programında “görünen ile görünmeyen” arasındaki tezatlığı sosyo-kültürel ve politik bağlamlarda ele alan çalışmalara yer veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aylin Kalem&lt;br /&gt;The Forsythe Company’den “İnsan Yazıyor”: Yazının İmkânsızlığı&lt;br /&gt;20. yüzyılın önemli koreograflarından William Forsythe’ın “İnsan Yazıyor” adlı yerleştirme niteliğindeki performans çalışması, kuşkusuz festival programının en çarpıcı işlerinden biri. Bill Forsythe, yirmi yıl boyunca yönettiği Ballett Frankfurt’ta bale tarihine damga vuran pek çok eser yarattı. Topluluğun kapanmasıyla “The Forsythe Company”i kuran koreograf, dansı başka sanat dallarıyla buluşturan bir yaklaşımla sahnenin dışına çıkan işler de üretiyor. Bunlardan biri de 16. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında Antrepo no: 3’te sunulan “İnsan Yazıyor”.&lt;br /&gt;1948’de Birleşmiş Milletler Meclisi tarafından imzalanan “Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi” üzerine sanatçının, Columbia Üniversitesi Hukuk profesörlerinden Kendall Thomas ile birlikte yürüttüğü bu proje, 60 yıl sonra bildirgede yazılı maddelerin hala gerçekte uygulanıp uygulanmadığına dikkat çekiyor. İngilizcedeki “Human Rights / Human Writes”ta olduğu gibi aynı sesi içeren farklı iki kelimenin bu politik bağlamdaki ikircikliğinin de altını çiziyor. Toplulukların kendi haklarını oluşturmak üzere yaşadıkları süreci yansıtan; toplumda sosyo-kültürel, politik, ekonomik ayırımcı pek çok etmenin hakları sınırladığı gerçeğini vurgulayan; bu hakların oluşturulma sürecindeki çabayı, kayıpları, ayıbı çarpıcı bir fiziksellikle sunan Forsythe, haklar ve yazım arasındaki ilişkiyi ‘imkânsız’ kavramı üzerinden işliyor. Bedenlerin imkânsızı başarmaya yönelik fiziksel çabaları mekânda izler bırakarak yazma eyleminin sürecini, tarihçesini yansıtıyor.&lt;br /&gt;Üzeri beyaz kâğıtla kaplı, düzenli bir biçimde sıralanmış 60 kadar masa; üzerlerinde hafifçe yazılmış “Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi”nden bazı cümleler var. Belli belirsiz okunmaları, bu hakların gerçekte ne kadar uygulandığını da sorguluyor. Seyirci, masaların arasında serbestçe dolaşarak dansçıların bu cümleleri görünür bir biçimde yazmak adına, “imkânsız olan” üzerine kurgulanmış dolaylı hareket doğaçlamalarını izliyor; onlara yardım ediyor, eyleme katılıyor. Kömür kalemler ve iplerle 3 saat boyunca süren bu kolektif performansın sonunda vücutlar ve mekân kapkara oluyor. Bu dönüşüm, bir şeyleri değiştirmek için elin kire bulaşması gerekliliğinin de altını çiziyor sanki.&lt;br /&gt;Bu politik bağlam içinde Forsythe’ın ortaya çıkardığı hareket oyunları, performans sanatı tarihçesinde 50’lerden 70’lere damgasını vuran Jackson Pollock, Yves Klein ve Stuart Brisley gibi sanatçıların performanslarına da göndermede bulunuyor. Ortaya çıkan üründen çok eylemin fizikselliğinden doğan, bedensel katılımın niteliğiyle kendini gösteren, politik bir duruşu simgeleyen performans süreci önem kazanıyor. Burada da hiçbir yazma eyleminin doğrudan gerçekleşmediği, bedenlerin birbirlerini engellediği, kullanılan araç ve yöntemlerin yazımı imkânsız kılarken pek çok imgenin alegorik anlatımı beslediği görülüyor. Tebeşirleri masaya atarak veya çarparak, iki kalemle bir tebeşiri sabit tutmaya çalışarak veya bedenin farklı bölümleriyle kalemi sıkıştırarak, kömür tozlarını silkeleyerek, kalemi iplerle farklı yönlere çekerek oluşturulan eylemler siyasi tarihe ait pek çok sahneyi anımsatıyor. Kapkara olmuş eller ve vücutlar, işçi sınıfının direnişe karşı kan ve terle yılmayan çabasını, kolektif hareketle bir nebze olsun bu yolda ilerleyişini yansıtıyor adeta.&lt;br /&gt;Kavramsal boyutta ise Forsythe bu çalışmasıyla, insanın icat ettiği en belirgin teknoloji olarak yazıyı da sorguluyor. Yazının anlam üretmeye dair ikircikli yapısını, potansiyel ve güncel gerçeklik arasındaki tezat ilişkiyle sunuyor. Bedensel gerçekliğin anlam üretme bakımından yazı karşısındaki zaferini yazının imkânsızlığını öne sürerek gösteriyor.&lt;br /&gt;Bu kolektif eyleme katılmak izleyicinin inisiyatifinde. 23 ve 24 Mayıs, Cuma ve Cumartesi 20:30’da Antrepo no:3’te 3 saat boyunca mekana girip çıkma serbestliğinde ister izleyici ister katılımcı olabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Silinmiş Mesajlar / BADco&lt;br /&gt;Festival’de yer alan bir başka yabancı konuk BADco. Zagrebli topluluk “Silinmiş Mesajlar”da, toplumsal bağlamda grupların birlikte hareket etme eğilimini inceleyen bir yapı sunuyor. Dansçıların ve izleyicilerin aynı mekânı paylaştıkları bir düzenekte “sosyo-evrimsel” olarak nitelendirdikleri oyunun kurallarını 5 koreografik unsurla belirliyorlar. Bunlar; hareket, mekân, hareket biçimi, imge, ilişki. Bu parametrelerin kişisel alan ve hiyerarşik düzen oluşturmada grup üzerinde bulaşıcı bir etki yarattığı savından yola çıkarak kalabalığın mekândaki devinimini, bilgisayarda eş-zamanlı işleyerek ekrana yansıtıyorlar. Dansçılar mekândaki kalabalıktan dolayı performansı genel olarak algılayamayan seyircinin kitlesel hareketini etkilemeye çalışırken izleyiciyi de dolaylı bir etkileşime davet etmiş oluyorlar. 30 ve 31 Mayıs, Cuma ve Cumartesi 18:30’da garajistanbul’da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;harS / Aydın Teker&lt;br /&gt;Aydın Teker, bir arp ve dansçı arasındaki ilişki çeşitliliğinden yola çıkarak düşsel bir dünyanın kapılarını aralıyor. Eski bir arpçı ve dansçı olan Ayşe Orhon ile birlikte bir laboratuar projesi niteliğinde geliştirdiği bu çalışmada bedenin dönüşümünü, bu müzik atletiyle bileşimi üzerinden işliyor. Arpın mekânda geometrik konumunu bedenle ilişkilendirerek çeşitlendirirken durağan imgesini bozuyor ve ona olası bambaşka kimlikler yüklenmesini sağlıyor. Bu süreçte, arp kimi zaman bedenin fiziksel ve sessel uzantısı, kimi zaman dansçının mekânı oluyor. Performatif yerleştirme niteliğinde sunulan harS’ta iki kütle arasındaki hayret verici ilişkiler birbiri ardına izleyicinin gözleri önüne seriliyor. 22 – 23 Mayıs Perşembe – Cuma 20:30’da ve 24 Mayıs Cumartesi 15:30’da garajistanbul’da…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MAKİN. B.D.N / RemDans Proje Topluluğu&lt;br /&gt;RemDans Projesi’nin koreografı Tuğçe Tuna bedenin kendisini de mükemmel bir makine olarak ele aldığı bu çalışmasında işleyişten doğan enerjiye odaklanıyor. santralistanbul’un “Enerji Müzesi”nde sergilenmek üzere oluşturulan bu performansta, demir/ten, kan/makine yağı, kablo/damar, nefes/alan, sıcak/soğuk, durma/çürüme, durma/bekleme, paslanma/yaşlanma, sabitlik/hareket gibi olguların etrafında “yapmak, etki oluşturmak ve başkalaştırmak” kavramlarını araştırıyor. Tuğçe Tuna “Makine-beden-enerji üçgeninde biz mi birer makineyiz karşımızda duran demir yapı mı makine? Bazen karıştırıyorum” diyor. 24 – 25 Mayıs Cumartesi – Pazar 20:30’da santralistanbul’da…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tersi Düz: Marika’nın Masalı&lt;br /&gt;Talin Büyükkürkciyan bu çalışmasını daha önce gerçekleştirdiği “Tepetaklak”ın bir devamı gibi görüyor. Sahnede garip formlar alan ‘yaratıklar’, çeşitli insansal durumları sergiliyor. Doğumlarından itibaren birbirleri arasındaki ilişki oyunları ve oluşturdukları sosyal düzen içindeki rolleri çocuksu bir yaklaşımla üç dansçı tarafından yorumlanıyor. Koreograf bu çalışmada yapılandırılmış düzeni sorgulayarak düzene ters düşenin de olasılıkları dahilinde olduğunu hatırlatıyor. Algıladığımızın ötesinde bir dünyanın da var olabileceğine işaret ediyor. 25 Mayıs Pazar 18:30’da Haldun Taner Sahnesi’nde…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlişiksiz Temas / Subvoid Dans Tiyatrosu&lt;br /&gt;Subvoid Dans Tiyatrosu maddenin somut bir gerçekliği olmadığı, bedenin de beyinde oluşan bir görüntü olduğu ve herkesin aslında kendi beynindeki ekranı izlediği savından yola çıkarak projelerini gerçekleştiriyor. Koreograf/dansçı Ayşegül Güryüksel, neden-sonuç ilişkisinin çizgisel zamansallığını ortadan kaldırdığı “İlişkisiz Temas”ta, birey üzerinde oluşturulan baskı, yasak ve yaptırımları bir kadının dünyasından sorguluyor. Çeşitli olasılıkların aynı anda yaşandığı, zihinde oluşturulan dünyanın bu olasılıklardan sadece biri olduğuna işaret eden bu çalışma ‘paradoksal bir yolculuk’ niteliğinde. 2006 yılında kurulan topluluk deneysel film alanında da üretiyor. Ayşegül Güryüksel’in “Nobody’s Pet” adlı kısa filmi 2007’de New York International Independent Film Festivali’nde “Best International Avant Garde Film” ödülü aldı ve son olarak da 2008 Cannes Film Festivali’nin katalogunda yer aldı. “İlişkisiz Temas” 21 Mayıs Çarşamba 20:30’da Haldun Taner Sahnesi’nde İstanbul seyircisiyle buluşuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonsuza İskele&lt;br /&gt;“Sonsuza İskele” Türkiye’nin ilk kuşak dansçılarından Kaya İlhan’a adanan bir proje. Kaya İlhan çeşitli kurumlarda verdiği modern dans eğitimini yaratıcılığa odaklı geliştirdi. Eminönü Halk Eğitim Merkezi’nde hareket laboratuarını birlikte yürüttüğü genç kuşak dansçı/eğitmenler, sanatçının tutku ve deneyimlerinden yola çıkarak Kaya İlhan projesinde bir araya geldiler. 1960’lardan bu yana, politik ve sosyal olaylar çerçevesinde, dünya tarihinde önemli yere sahip kadınların kimliklerinden yola çıkılarak hazırlanan bu proje sanatçıya bir saygı niteliğinde. 27 Mayıs Salı 20:30’da Kenter Tiyatrosu’nda izlenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Engin-ar / Çıplak Ayaklar Kumpanyası&lt;br /&gt;Çıplak Ayaklar Kumpanyası’nın Fransız hiphop topluluğu C dans C ile ortaklaşa geliştirdikleri bu proje, aynı evde bir parti sırasında bir araya gelen 8 kişinin birbirleri arasında geçen ilişkileri üzerine. 8 kişinin sekizin katları şeklinde büyüyen kişilikleri, görünen ve görünmeyen arasındaki tezatlıklar kadın bakış açısıyla ele alınıyor. Çağdaş dansla ‘hiphop’un iç içe geçtiği, teatral öğeler taşıyan ‘sonsuz namus’ veya ‘engin-ar’, tabular dışında bireysel gerçekliklerin öne sürüldüğü sosyal bir eleştiri sunuyor. 29 Mayıs Perşembe saat 20.30 ve 30 Mayıs Cuma saat 18.30’da Aziz Nesin Sahnesi’nde…&lt;br /&gt;Atrofi 1 İsimler Evi / Ayrin Ersöz&lt;br /&gt;İsimler Evi’ni Ayrin Ersöz planladığı bir üçlemenin ilki olarak sunuyor. Hakikat ile kimlik arasındaki mesafeyi 'gerileme' (atrofi) olarak ele alıyor. Değişmeyen bireye rağmen bulunduğu coğrafyaya göre değiştirilen isimler, sanatçının kişisel tarihi ve belleğinin yansımaları. Atrofi, tıp biliminde kullanılan bir terim olarak hücrelerin sayısının azalması ve organların küçülmesi, körelmesi ile kendini gösteren bir 'gerileme' anlamına geliyor. Daha önce 'normal' olan organik bir şeyin daha çok dışsal dinamiklerle gerilemesine ve sonunda kısmen veya tamamen körelmesine işaret ediyor. Bu şekilde ele alındığında atrofi kavramının tıp biliminden ödünç alınarak sosyal bilimlere dolayısıyla tarihe, topluma, insan ilişkilerine uygulanabileceğini düşünen Ersöz, pek çok gerileme örneğinin yer aldığı tarihi, adeta bir atrofi tarlasına benzetiyor. Sanatçı bu çalışmada; etnik asimilasyon, zorunlu göç, aşk-evlilik, yeni bir dansın koreografisi gibi çeşitli nedenlerle 5 kez değişen ismi üzerinden, Italo Calvino, Eduardo Galeano, Herakleitos, Jacques Lacan, Milan Kundera, Michel Foucault, Tomris Uyar ve Tevrat’tan esinlenerek hazırladığı metnin yanı sıra interaktif video, müzik ve dansa yer veriyor. 28 Mayıs Çarşamba 20:30 ve 29 Mayıs Perşembe 18:30’da Fransız Kültür Merkezi’nde izlenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzleşme / İstanbul Dans Tiyatrosu&lt;br /&gt;Yüzleşme, Geyvan McMillen’ın R.M.Rilke’nin Duino Ağıtları 9. şiirinden etkilenerek yola çıktığı bir çalışması. İnsanın varoluşunda kendine ait yaşam sürecindeki, istenen veya istenmeyen olaylar ve rastlantılarla yüzleşmesini konu alıyor. İnsana, bir tek defaya mahsus olarak verilen yaşam sürecinde mutluluk ve mutsuzluğun aynı anda yaşandığı olayları soyut bir biçimde, disiplinler arası bir yaklaşımla, alternatif sahneleme tekniklerini araştırarak kurguluyor. Geyvan McMillen İDT dansçılarıyla birlikte dansı, tiyatro ve enstalasyonla besleyerek izleyici de dahil eden bir program hazırlıyor. 2 ve 3 Haziran, Pazartesi ve Salı, 20:30’da garajistanbul’da…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-8162604620237491578?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/8162604620237491578/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=8162604620237491578' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/8162604620237491578'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/8162604620237491578'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2008/06/16th-international-istanbul-theatre.html' title='16th International Istanbul Theatre Festival (radikal, May 2008)'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-108608692819801494</id><published>2008-03-27T06:10:00.000-07:00</published><updated>2008-12-08T12:59:55.489-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Interviews'/><title type='text'>An interview on harS with the choreographer Aydın Teker and the dancer/musician Ayşe Orhon - 23.03.2008</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R-uviQgIr8I/AAAAAAAAAMU/Sz3E25zD1mQ/s1600-h/_COS9227a-+Ebru+Anit+Ahunbay.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5182428799300054978" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R-uviQgIr8I/AAAAAAAAAMU/Sz3E25zD1mQ/s320/_COS9227a-+Ebru+Anit+Ahunbay.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; photo credit: Ebru Anıt Ahunbay&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;An unusual relation with a harp…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aylin Kalem&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;In your previous work aKabı, the choreographic writing was based on the relation of the body with shoes of unusual heights. Here, you expose a body in its relation to the harp as a huge instrument. What is the drive behind establishing particular relations with objects in your choreographic creation?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Aydın Teker: &lt;em&gt;I guess it is an inclination I have from the composition courses I am doing with my students. I ask them to practice on the possible relations with an object. I know that I certainly do not start a project with the idea of creating a relation with an object, nevertheless, it is there. On the other hand, I do not consider harp as an object, but rather as a character, and a very strong one. I feel that Ayşe is doing a duet, not a solo. They both engage in a relation with each other.&lt;br /&gt;When I first started to work with the harp, I had serious problems with the beauty of the instrument. Everything I was doing was turning to be too beautiful as the harp had a very strong aesthetical character. I was disturbed by its beauty. I believe that every work requires a certain period of time to reveal itself and to guide us. I believe that one has to wait for that moment to happen. I don’t understand the idea of creating in a rush because I am focused on the research, the time I am spending with Ayşe at the studio, the process of exploration, accompanying each other towards a discovery. I am enthusiastic about the idea of a lab, the experience we have is unique. Otherwise, it becomes a product-oriented work, there has to be something that will keep the work alive. &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;em&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;strong&gt;What are the paths you are taking throughout the process of creation?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Aydın Teker: &lt;em&gt;I am not doing much physically; I am watching Ayşe and talking a lot. Somebody had asked me if I imagine before I start creating. The answer is no, I definitely do not reflect on or imagine how the work will be. I am only curious and look for what will come out of the process. I didn’t have any idea at the beginning. I didn’t know how I would overcome the beauty of the instrument. &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/em&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;How did you decide to work with a harp?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Aydın Teker: &lt;em&gt;I had already created a piece with a counter bass in England. I knew that Ayşe had a harp background and that she had not touched the instrument for a very long time. In a conversation we had, the idea of doing something with a harp came out. It was an important moment. Then I went to Paris and bought this huge instrument without further thinking on the project. This is also what I did with the shoes for aKabı. I immediately looked for having the shoes as soon as I got the idea. I didn’t spend time on thinking about “what ifs”. When we received the harp, we didn’t have the working conditions that we now possess. We were looking for studios. It was a very difficult task to carry the harp wherever we go. Once, we were walking in the narrow streets of Istiklal, and Ayşe was carrying the harp. A young friend of hers came across and offered help. Then when he realized how heavy the instrument was, he literally ran away. The conditions were difficult for us. We finally found a studio to work but the temperature was too high for the harp that the strings were pulling apart. The motivation I have to continue comes from the curiosity I have towards the relation we are going to have with the instrument. The instrument also led us to know more about each other’s limits. The process is overwhelming. We have been working on this project a bit less than two years now.&lt;br /&gt;In the beginning I thought Ayşe should also play the instrument as she is a musician as well as a dancer. However, I realize that I cannot impose on the piece with there should be this and there should be that. It is the piece itself that decides what is necessary. This is what I understood throughout the years. I also believe that if I do not put a problem or an obstacle, the piece does not go anywhere. &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;em&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;strong&gt;Usually this problem or obstacle is a physical one in your works. You are not focusing on problems of the society, or on political messages that the audience might get.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Aydın Teker: &lt;em&gt;If I have a message to give then I would say it, I wouldn’t make a piece out of it. What I am really looking for is to go beyond the acknowledged limitations, both aesthetically and physically. We already know what we have, and what is considered as beautiful. I am looking for the things beyond that. &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;em&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;strong&gt;The relation you establish with an object, both in aKabı and in harS, is something that transforms the body. The object becomes an extension of the body. In this sense, your approach is quite technological.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;em&gt;Yes, that’s true. Although I do not intend to start with that idea, I somehow reach that point. For a body to adapt itself to new extensions, it had to develop a certain technique. The body has to be powerful, the nervous system has to perceive the new condition, and the person has to accept the new state. &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;em&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;strong&gt;What kind of an experience did you have in relation to the harp, not as a musician in a conventional way but as a dancer/musician? How did this change your perception?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;em&gt;Ayşe Orhon: I started music education at a very young age, but I had never considered myself as a musician; I was telling Aydın Teker at the beginning of the project that I was not a musician. However, I have changed my mind. I had to remember and develop what I had learned as a musician during the project. I believe that music and dance resemble each other in the sense that they both engage body and mind and that they follow a similar path towards expression, one in the form of sound and the other in the form of movement. In this project, we have the two of them simultaneously. At first, I was very kind towards the harp, I was afraid that it might fall and crack. Then as I got to know better its dimensions and weight, I started to better understand its language. As I was less afraid, I discovered its potentials. But it took a long time to get there. To be side by side and face to face with this instrument which I played sitting on a chair for years aroused in me a curiosity for establishing different forms of relation with it. I had many questions like could I lift it, what would happen if I turn it upside down, or could I fit in it? Each curiosity led me to new ideas and new problems. Aydın Teker’s patience and care is very important for me. I am rather impatient, I want to realize my wish or her suggestions spontaneously, but this is not the way it should be. One has to work on it very carefully and systematically. &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;em&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;strong&gt;What kind of an experience did you have in your body in developing a virtuosity in handling such a heavy and massive instrument?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Ayşe Orhon: &lt;em&gt;We are like two rivals on stage. Rather than someone mastering the movements that I am required to execute, I am like someone who tries to exist in this rivalry. Maybe, it is this sort of competition that reveals all these ‘virtuosic’ materials.&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;What was your role as a dancer, in the process of creation?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Ayşe Orhon: I&lt;em&gt; possessed an opposing position. I had a choreography background rather than a dance education. In the first project I worked with Aydın Teker called ‘density’, I was supposed to learn the part danced by Kelly Knox. It was an interesting experience for me as I was not used to learn an already set part. But this kind of creation process is more difficult. The choreographic signature belongs to Aydın Teker, but at the same time, I am not someone who does everything that is told to me, I am rather doing things that are unsaid. I cannot hold myself from telling my thoughts and desires. But we are rather three in rehearsals. Aydın Teker makes a step, then I develop it, and then the harp makes another step towards the creation.&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Istanbul, 23.03.08&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-108608692819801494?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/108608692819801494/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=108608692819801494' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/108608692819801494'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/108608692819801494'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2008/03/interview-on-hars-with-choreographer.html' title='An interview on harS with the choreographer Aydın Teker and the dancer/musician Ayşe Orhon - 23.03.2008'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R-uviQgIr8I/AAAAAAAAAMU/Sz3E25zD1mQ/s72-c/_COS9227a-+Ebru+Anit+Ahunbay.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-4499626479666401122</id><published>2008-03-17T00:09:00.000-07:00</published><updated>2008-12-08T12:59:55.573-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Projects: organizational: past'/><title type='text'>lucy: exploring a new and fragile generation x</title><content type='html'>&lt;strong&gt;20 march 21:30 - performances @ studio-live&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;tolga tüzün, ururu, andré gonçalves, rudolfo quintas, diana combo&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;21 march - 20 april - exhibition @ ura !&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;phil collins, beliz demircioğlu, andré gonçalves, rudolfo quintas, ha za vu zu, ana husman, oliver pietsch, sara nuytemans&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R94ZYR7W58I/AAAAAAAAAJ8/Fr_Cmowd-qY/s1600-h/lucy02.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5178604526442571714" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R94ZYR7W58I/AAAAAAAAAJ8/Fr_Cmowd-qY/s400/lucy02.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;for more info:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.lucy-project.blogspot.com/"&gt;http://www.lucy-project.blogspot.com/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-4499626479666401122?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/4499626479666401122/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=4499626479666401122' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/4499626479666401122'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/4499626479666401122'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2008/03/lucy-exploring-new-and-fragile.html' title='lucy: exploring a new and fragile generation x'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R94ZYR7W58I/AAAAAAAAAJ8/Fr_Cmowd-qY/s72-c/lucy02.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-7594182559711585246</id><published>2008-03-10T17:05:00.000-07:00</published><updated>2008-12-08T12:59:55.708-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='News'/><title type='text'>performance at santralistanbul</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R9XOWbCaDvI/AAAAAAAAAIg/9noa_Ie4u_8/s1600-h/armando_katsun_tr.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5176270231342550770" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 134px; CURSOR: hand; HEIGHT: 196px; TEXT-ALIGN: center" height="335" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R9XOWbCaDvI/AAAAAAAAAIg/9noa_Ie4u_8/s200/armando_katsun_tr.jpg" width="201" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;A performance by the participants of Armando Menicacci's workshop on "Isadora Software" is being presented at santralistanbul on the 13th of March. The workshop is organized by Istanbul Bilgi University - Management of Performing Arts / Performing Arts Track.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-7594182559711585246?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/7594182559711585246/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=7594182559711585246' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/7594182559711585246'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/7594182559711585246'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2008/03/performance-at-santralistanbul.html' title='performance at santralistanbul'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R9XOWbCaDvI/AAAAAAAAAIg/9noa_Ie4u_8/s72-c/armando_katsun_tr.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-3095760578467852649</id><published>2008-03-10T17:00:00.000-07:00</published><updated>2008-12-08T12:59:55.869-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='News'/><title type='text'>Armando Menicacci in santralistanbul</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R9XL67CaDtI/AAAAAAAAAIQ/d-cbhyHh0nY/s1600-h/armando+lecture.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5176267559872892626" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R9XL67CaDtI/AAAAAAAAAIQ/d-cbhyHh0nY/s200/armando+lecture.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Armando Menicacci is giving a lecture at santralistanbul with the title of "The Specific Organization of the Dancing Body: Choreography and Neurosis". This lecture is organized within the workshop he is giving on Isadora Software. The workshop is organized by İstanbul Bilgi University - Management of Performing Arts / Performing Arts Track.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-3095760578467852649?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/3095760578467852649/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=3095760578467852649' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/3095760578467852649'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/3095760578467852649'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2008/03/blog-post.html' title='Armando Menicacci in santralistanbul'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R9XL67CaDtI/AAAAAAAAAIQ/d-cbhyHh0nY/s72-c/armando+lecture.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-3881745853431636955</id><published>2008-02-28T22:52:00.000-08:00</published><updated>2008-12-08T12:59:56.046-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='News'/><title type='text'>Isadora Yazılımıyla Dans Çalışmaları Atölyesi - Armando Menicacci</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R8eshTD5IYI/AAAAAAAAAII/9nWO6fd-s18/s1600-h/poster6.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5172292385110565250" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R8eshTD5IYI/AAAAAAAAAII/9nWO6fd-s18/s200/poster6.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;santralistanbul'da 2 – 13 Mart tarihlerinde Istanbul Bilgi Üniversitesi - Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi - Performans Sanatları Alanı'nın düzenlediği "Beden Odaklı Sanat Atölyeleri" serisinde Armando Menicacci’nin "Isadora Yazılımıyla Dans Çalışmaları" atölyesi var. Isadora, dans ve teknoloji üzerine New York’ta çalışan öncü gruplardan Troika Ranch’in kurucusu Mark Coniglio’nun özel olarak geliştirdiği bir yazılım. Çalışmalarında teknolojiyi birleştirmek isteyen dansçıların kullanabileceği bir bilgisayar yazılımı. Isadora sayesinde sahne sanatları ve enstalasyonlarda interaktif ortamlar yaratmak mümkün. Kamera ile “hareket yakalama” (motion capture) tekniğine odaklı bu atölyede gerçek-zamanlı etkileşimlerde dramaturji üzerine de çalışılacak. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Paris 8 Üniversitesi Médiadanse Laboratuvarı’nın ve d-flesh adlı grubun direktörlüğünü yapan Armando Menicacci, santralistanbul’da düzenlenen bu atölye için özel olarak geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atölyelere katılım ve daha fazla bilgi için:&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:nctosun@bilgi.edu.tr"&gt;nctosun@bilgi.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;212-311 7538&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-3881745853431636955?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/3881745853431636955/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=3881745853431636955' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/3881745853431636955'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/3881745853431636955'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2008/02/isadora-yazlmyla-dans-almalar-atlyesi.html' title='Isadora Yazılımıyla Dans Çalışmaları Atölyesi - Armando Menicacci'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R8eshTD5IYI/AAAAAAAAAII/9nWO6fd-s18/s72-c/poster6.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-9022852398892876286</id><published>2008-02-15T13:23:00.000-08:00</published><updated>2009-02-16T22:05:16.081-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Projects: organizational: past'/><title type='text'>lucy</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R7YFQHo81hI/AAAAAAAAAIA/R9U5tnvLJH8/s1600-h/lucy+burning.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5167323396941075986" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R7YFQHo81hI/AAAAAAAAAIA/R9U5tnvLJH8/s200/lucy+burning.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;“lucy”&lt;br /&gt;bodig &amp;amp; ART ON STAGE&lt;br /&gt;işbirliğiyle,&lt;br /&gt;20 Mart – 20 Nisan 2008&lt;br /&gt;sergi – performanslar – atölye – buluşma&lt;br /&gt;ura, studio live, garantiplatform&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güncel sanata yeni takipçiler kazandırma amacı ile kurulan ART ON STAGE ve yeni medya teknolojileriyle beden ilişkisini sorgulayan projeleri ile tanınan bodig'in ilk ortak projesi olan LUCY, ilhamını bohem ve müşkülpesent, esrik ve kırılgan, yaratıcı ve güçlü yeni bir neslin gel-git'li iç dünyasından alıyor. Sergi, bu nesli ve çağdaşlarını hayali arkadaşları ile tekrar tanışmaya, anlık karanlıkları ile yüzleşmeye, kafalarında dolanan yok melodileri birlikte dinlemeye ve mırıldanmaya, zaman mefhumunun ilkelliğine ortak olmaya, ilk'lere verdikleri tepkilerini hatırlamaya ve bir sebze pazarında iki saat geçirip eve kırmızı bir elma ile dönmeye çağırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küratörlüğünü Derya Demir ve Aylin Kalem'in birlikte üstlendiği serginin açılış günü 21 Mart; mekan ise URA!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;LUCY sergi sanatçıları: Phil Collins (UK), Beliz Demircioğlu (TR), Andre Gonçalves (PT), Ha za vu zu (TR), Ana Husman (HR), Sara Nuytemans (NL), Oliver Pietsch (DE), Rudolfo Quintas (PT)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sergi kapsamında, gecenin gündüzden uzun olduğu son gün olan 20 Mart gecesi, sergi sanatçılarından Rudolfo Quintas ve Andre Gonçalves izleyicileri çakmak ve kibritleri ile birlikte, Studio-Live'a, burning the sound adlı interaktif ses performanslarına davet ediyor. Sanatçılar performanslarında ateş yoluyla görünmeyen kontrolün çağdaş stratejilerini inceliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;LUCY performans sanatçıları: Tolga Tüzün (TR), Bişnov Project (TR), Rudolfo Quintas &amp;amp; André Gonçalves (PT), Diana Combo (PT)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açılışını Türkiye'nin en yenilikçi bestecilerinden, performans sanatçısı ve ses tasarımcısı Tolga Tüzün'ün (TR) yapacağı gecede, burning the sound öncesi Bisnov Project (TR), fiziksel bedenin işlenmiş gerçek zamanlı görüntüleriyle sunacakları performansları ile izleyicilerin karşısında olacak. Burning the sound sonrasında ise Diana Combo (PT), her dinlendiğinde yepyeni lekeler ve çizgiler kazandığına kimseyi inandıramadığı plaklarını yakarak, kırarak ve tekrar yapıştırarak herkesin bunu duymasına ve inanmasına çalışacagı seti ile geceyi sonlandırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sergi açılışının ertesi günü ise Platform Garanti Güncel Sanat Merkezi'nin 4. katında Lucy sanatçılarından Sara Nuytemans ve Rudolfo Quintas kafalarındaki dünyayı yeni medya teknolojileri ile nasıl gerçeğe dönüştürdüklerine dair bir konuşma yaparken, Andre Gonçalves bunu biraz daha ileri götürerek alt katta bir günlük bir arduino* atölyesi yürütecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atölyeye katılım ve daha fazla bilgi için: &lt;a href="http://lucy-project.blogspot.com/"&gt;http://lucy-project.blogspot.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Mekanlar: &lt;a href="http://www.studiolive.com.tr/"&gt;http://www.studiolive.com.tr/&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.ura-project.org/"&gt;http://www.ura-project.org/&lt;/a&gt; &lt;a href="http://platformgaranti.blogspot.com/"&gt;http://platformgaranti.blogspot.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*arduino: interaktif objeler ve ortamlar yaratmaya yarayan open source (açık kod kaynaklı) elektronik prototiplendirme cihazıdır.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-9022852398892876286?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/9022852398892876286/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=9022852398892876286' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/9022852398892876286'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/9022852398892876286'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2008/02/lucy.html' title='lucy'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R7YFQHo81hI/AAAAAAAAAIA/R9U5tnvLJH8/s72-c/lucy+burning.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-1645949351841340503</id><published>2008-02-12T07:34:00.000-08:00</published><updated>2008-12-08T12:59:56.324-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Projects: educational'/><title type='text'>santralistanbul'da etkileşimli araçlarla deneysel çalışmalara giriş atölyesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R7G8w3o81gI/AAAAAAAAAH4/M1LDHLDvszQ/s1600-h/poster5.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5166117795326121474" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R7G8w3o81gI/AAAAAAAAAH4/M1LDHLDvszQ/s200/poster5.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin santralistanbul kampüsünde Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi - Performans Sanatları Alanı dans ve teknoloji atölyeleri düzenliyor. bodig'in yürüteceği bu atölyede, Dijital Performans alanındaki etkileşimin kuram ve pratik incelemelerinin ardından Max/MSP/Jitter görsel programlama ortamı kullanılarak yazılmış kodlar sayesinde katılımcılarla hareket etkileşimli deneysel çalışmalarda bulunulacak. Gerçek-zamanlı görsellerle eylemin zamansallığıyla oynayarak algıyı değiştirmeye yönelik ortamlar oluşturulacak.&lt;br /&gt;katılım ve daha fazla bilgi için: &lt;a href="mailto:nctosun@bilgi.edu.tr"&gt;nctosun@bilgi.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;212-311 7538&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-1645949351841340503?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/1645949351841340503/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=1645949351841340503' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/1645949351841340503'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/1645949351841340503'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2008/02/santralistanbulda-etkileimli-aralarla.html' title='santralistanbul&apos;da etkileşimli araçlarla deneysel çalışmalara giriş atölyesi'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R7G8w3o81gI/AAAAAAAAAH4/M1LDHLDvszQ/s72-c/poster5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-3777983588037775713</id><published>2008-01-30T00:02:00.000-08:00</published><updated>2008-12-08T12:59:57.361-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Projects: organizational: ongoing'/><title type='text'>absent interfaces labs</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R6AxaCn4_BI/AAAAAAAAAHw/dxEnzX-k_AY/s1600-h/15140045.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5161179496417131538" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R6AxaCn4_BI/AAAAAAAAAHw/dxEnzX-k_AY/s200/15140045.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; tanzquartier - vienna (dec.2007)&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R6AxSyn4_AI/AAAAAAAAAHo/lcMP2J583Oc/s1600-h/15140021.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5161179371863079938" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R6AxSyn4_AI/AAAAAAAAAHo/lcMP2J583Oc/s200/15140021.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R6Aw0in4-_I/AAAAAAAAAHg/iz-zaiOVkXg/s1600-h/DSC04244.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5161178852172037106" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R6Aw0in4-_I/AAAAAAAAAHg/iz-zaiOVkXg/s200/DSC04244.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R6Awuyn4--I/AAAAAAAAAHY/x1X2AyJiOw0/s1600-h/DSC04228.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5161178753387789282" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R6Awuyn4--I/AAAAAAAAAHY/x1X2AyJiOw0/s200/DSC04228.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R6AwpSn4-9I/AAAAAAAAAHQ/GR8xGfhSpFE/s1600-h/DSC04111.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5161178658898508754" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R6AwpSn4-9I/AAAAAAAAAHQ/GR8xGfhSpFE/s200/DSC04111.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;l'animal a l'esquena - celra (oct. 2007)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R6AwbCn4-8I/AAAAAAAAAHI/n6cRDUxmdTU/s1600-h/karÄ±ÅÄ±k+112.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5161178414085372866" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R6AwbCn4-8I/AAAAAAAAAHI/n6cRDUxmdTU/s200/kar%C4%B1%C5%9F%C4%B1k+112.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R6AwFyn4-7I/AAAAAAAAAHA/bXhJHWDN5-U/s1600-h/girona+1+020.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5161178049013152690" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R6AwFyn4-7I/AAAAAAAAAHA/bXhJHWDN5-U/s200/girona+1+020.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-3777983588037775713?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/3777983588037775713/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=3777983588037775713' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/3777983588037775713'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/3777983588037775713'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2008/01/absent-interfaces-lab-some-photos.html' title='absent interfaces labs'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R6AxaCn4_BI/AAAAAAAAAHw/dxEnzX-k_AY/s72-c/15140045.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-8733965268681676110</id><published>2008-01-29T23:28:00.000-08:00</published><updated>2008-12-08T12:59:57.573-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Reviews'/><title type='text'>Tanbay'dan çağımızın suçları - Radikal, 29.01.2008</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R6Ao_Cn4-6I/AAAAAAAAAG4/yi69TDcW4QE/s1600-h/ZTDP+BASIN+GORSEL7.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5161170236467641250" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R6Ao_Cn4-6I/AAAAAAAAAG4/yi69TDcW4QE/s200/ZTDP+BASIN+GORSEL7.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Aylin Kalem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akbank’ın sponsorluğuyla kurulan Zeynep Tanbay Dans Projesi (ZTDP), 4 Ayak’tan sonra yeni projesiyle izleyici karşısına çıkıyor. Zeynep Tanbay “barış” ve “savaş” temalı, iki bölümden oluşan Vivaldi ve Stravinsky adı altında hazırladığı yeni koreografisinde birbirinin tamamen karşıtında duran iki dünya sunuyor. Ak ve kara kadar keskin hatlarla ayrışan bu iki bölümde Tanbay, gri olasılıklara yer vermeyen net tavrıyla, 21.yüzyılda insanlığın politik çıkmazlar sonucu vardığı noktayı seyirciyi sarsmayı, onu ‘gerçek’lerle bir kez daha yüzleştirmeyi amaçlayan bir kurguyla sergiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vivaldi ve Stravinsky’nin iki farklı bölümden oluşan bir yapısı var. İkisi de birbirinden bağımsız, klasik bir sahne anlayışıyla ve modern dans dağarcığıyla hazırlanmış birer koreografik parça. Ancak bu iki bölümün arka arkaya getirilmesi asıl koreografik tasarımı belirliyor. Postmodern kurgu anlayışında ‘montaj’ tekniğiyle, Vivaldi’nin müziğinde idealize edilen dünya anlayışı ve Stravinski’nin müziğindeki atak ritmlerle yaratılan öngörülmeyen tehlike çukurları yanyana geliyor. İkisi de ayrı ayrı modern birer parça gibi algılanabilmerine rağmen, bir arada sunulmaları koreografinin genelinde postmodern bir bütünlük sunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seyircinin ‘eğlence’ anlayışıyla hazırlanan birer ‘divertissement’ parçası izlediği hissine kapılma olasılığına karşın –ki bu yaklaşımla izlense de doyurucu-, parçaların içinden sıyrılıp bütünü algılandığında koreografik tasarım söz bulmaya başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeynep Tanbay ilk bölümde, Vivaldi’nin çeşitli parçalarından derlediği on iki tabloda, ideal dünyayı, ‘barış’ merkezinde toplanan sevgi, hoşgörü, dostluk gibi temalarla dokuyor. Tanbay, bu bölüm için “insanların birbirlerini dinlediği, farklılıklara rağmen saygının var olduğu bir dünya sunmak istedim çünkü bu mümkün” diyor. Bu yaklaşımını daha koreografinin en başında, dansçıların sahneye girişlerinde ortaya koyuyor. Dansçılar bir ‘söz’ söylemek üzere gelen bireyleri yansıtıyor. Hepsi birbirinden farklı ama hepsinin de söyleyeceği bir şeyler, anlatacağı hikayeler var. Bu söz çeşitliliğinden sonra ayrı duruşların birlikte var olabilecelerinin altını çizen çeşitli grup bölümler yer alıyor ki bununla, kalıpların ve dar görüşlerin dışına çıkıldığı bir dünya sergileniyor. Vivaldi’nin dinamik, şakacı, coşkulu müziği ZTDP dansçılarının genç ve tutkulu enerjileriyle birleşince ortaya oldukça aydınlık ve umut dolu bir tablo çıkıyor. Tanbay, saray dansları, salsa, vals, halay, rock’n roll gibi farklı türlerin yansımalarını gösterdiği bölüm üzerine “Tüm insanlar dans etse -dansın türü ne olursa olsun- dünyada sorun kalmaz” diyerek dansın birlikte var olmayı ve ‘an’ı paylaşmayı öğreten özelliğinin altını çiziyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Savaş” temalı bölüm ise Stravinski’nin 1913 tarihli sansasyonel eseri Bahar Ayini üzerine kurulu. Bu eser pek çok koreografa ilham kaynağı oldu; öncelikle Vaslav Nijinsky, Maurice Béjart, Pina Bausch, Angelin Preljocaj... Orijinal versiyonunda bir pagan ritüelindeki kurban törenini yansıtan bu eser, gerek işlediği cinsellik teması gerekse ilk kez klasik bale çizgisinden radikal bir biçimde uzaklaşıp bedende leğen kemiğinin başlattığı hareket dağarcığına odaklı stili bakımından döneminde skandal yaratmıştı. Zeynep Tanbay, dünya modern dans literatürüne kazınan bu esere göndermede bulunarak kurbanı bir kişi değil, insanlığın tümü olarak sunuyor. Kolektif belleğimizde var olan soykırım ve işkence sahnelerine ait bedensel form ve kompozisyonları kullanarak Bahar Ayinini medyada dolaşan savaş ve terör imgeleriyle yoğuruyor. Beden yığınları, elleri arkada birleştirilmiş, dizleri üzerine çökmüş tutsaklar... Alışılmış ve belki de artık çokluğu yüzünden yabancılaşılmış kareleri bir kez de sahnede, dans ve müziğin doğurduğu farklı bir bilinçle algılanabilecek tablolar olarak sunuyor, Zeynep Tanbay ve ekliyor: “Şiddet şiddetten başka hiçbir şeyi doğurmuyor. Biz şu anda maalesef Vivaldi’nin müziğindeki gibi yaşamıyoruz. Parçaların yerini değiştirip mutlu bir sonla bitiremezdim. Bu hiç de gerçekçi olmazdı. Mutlu son Hollywood filmlerine ait. Biz Guantanamo’yu, Ebu Garip’i yaşıyoruz. İnsanlığımızı yitiriyoruz. Tükenmişlik var. Hrant Dink’in öldürülmesine tanık olduk. Kardeşlik, barış, Vivaldi’de anlatmak istediklerim onun söylediklerini temsil ediyor, Stravinsky’de anlattıklarım ise onun karşı durduklarıydı; ırkçılık, terör, savaş. Ben 1915’i yaşamadım, ama 19 Ocak 2007’de buradaydım... Neden bu sonu seçiyoruz?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stravinski’nin insanı tüketen derecede güçlü, piyanonun vurmalı özelliğini öne çıkaran bu eseri, sahnede canlı olarak Fazıl Say yorumlayacak. Dört el için yazılmış bu eseri, Fazıl Say daha önce üst üste yapılan kayıtla tek başına yorumlamıştı. Şimdiyse, Fazıl Say için Bösendorfer firmasının özel olarak ürettiği bilgisayar endeksli piyano sayesinde bu iki partisyon canlı performansta izlenecek. Fazıl Say, önceden kaydedilmiş yorumuyla eş-zamanlı olarak canlı yorumunu da sunacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cemal Reşit Rey Konser Salonu&lt;br /&gt;30 - 31 Ocak&lt;br /&gt;20:00&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-8733965268681676110?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/8733965268681676110/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=8733965268681676110' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/8733965268681676110'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/8733965268681676110'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2008/01/tanbaydan-amzn-sular-radikal-29012008.html' title='Tanbay&apos;dan çağımızın suçları - Radikal, 29.01.2008'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R6Ao_Cn4-6I/AAAAAAAAAG4/yi69TDcW4QE/s72-c/ZTDP+BASIN+GORSEL7.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-9113647737143671863</id><published>2008-01-29T23:17:00.000-08:00</published><updated>2008-12-08T12:59:57.770-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Reviews'/><title type='text'>Hüsn-ü Aşk’a Dair - Bu yazının bir bölümü 22.01.2008'de Radikal Gazetesi'nde yayımlandı.</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R6AmAin4-5I/AAAAAAAAAGw/vnryB1CSK-4/s1600-h/husnask_16.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5161166963702561682" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R6AmAin4-5I/AAAAAAAAAGw/vnryB1CSK-4/s200/husnask_16.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Divan Edebiyatı’nın çağdaş bir yorumu&lt;/strong&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Arzu diyorlar. Sarhoşluk diyorlar.&lt;br /&gt;Başı sonu yok bu yolun, bilmiyorlar.&lt;br /&gt;Sesim nefesimin gizidir.&lt;br /&gt;Yolum, soluğunun sesinde gizlidir.&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;Kubilay Tunçer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aylin Kalem&lt;br /&gt;Shakespeare’in &lt;em&gt;Romeo ile Juliet&lt;/em&gt; adlı eseri yüzlerce kez klasik ve modern yorumlarla tiyatro&lt;br /&gt;oyunlarında, filmlerde, balelerde, müzikallerde karşımıza çıkmış; replikleri, sahneleri hafızamıza kazınmıştır. Doğu’nun aşk hikayeleriyle karşılaştırılmıştır: &lt;em&gt;Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin&lt;/em&gt;... Dünya edebiyatında Aşk’ın temsili olarak yerini almıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de Tanrı’ya, Mutlak Gerçek’e olan aşkın öyküleri vardır. Bu uğurda yapılan yolculuklar, kahramanlıklar, fantastik varlıklarla savaşlar... 16. yüzyıl İngiliz şairi Edmund Spenser’ın &lt;em&gt;The Faerie Queene&lt;/em&gt; (Peri Kraliçesi) adlı, erdemlere övgü niteliğindeki alegorik yapıtında Kral Arthur şövalyelerinin “Faerieland” adlı fantastik ülkedeki yolculukları anlatılır. 17. yüzyıl İngiliz şairi John Milton’ın &lt;em&gt;Paradise Lost&lt;/em&gt; (Kayıp Cennet) adlı epik şiiri ise Adem ile Havva’nın aşkının, Şeytan’ın önderliğinde cennetten kovulmaları üzerinden anlatımıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeyh Galip’in 18. yüzyılda yazdığı &lt;em&gt;Hüsn ü Aşk&lt;/em&gt; (Güzellik ve Aşk) adlı yapıtıysa tasavvufi bir mesnevî olmakla birlikte ‘güzellik’ ve ‘aşk’ kavramlarıyla temsil edilen, kadın ve erkek arasındaki aşkın bir soyutlamasıdır. Sembolik ve alegorik öğelerle bezenmiş sürreel bir masal niteliğindedir. Hayal ile gerçeğin birbirine karıştığı bir yolculuktur. İçsel dönüşümü temsil eden fantastik bir kurgudur. Konusu itibariyle evrenseldir, zamansızdır. İşte bu şiirsel öyküyü bu çağa taşımak, ondan bahsetmek, onunla kurulan ilişkiyi yansıtmak, bugünün estetiğiyle sahnede sunmak Beyhan Murphy’nin amacı olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyhan Murphy, Divan Edebiyatı’nın en güçlü yapıtlarından biri, Tanpınar'ın deyişiyle “avîze gibi renk ve ışık dolu şiir”i, &lt;em&gt;Hüsn ü Aşk&lt;/em&gt;’ı baleleştirmek değil ancak ona ‘dair’ bir eser koyabileceğinin vurgusuyla İstanbul Devlet Opera ve Balesi için ‘bugüne ait’ bir başyapıt ortaya koymuş. &lt;em&gt;Hüsn-ü Aşk’a Dair&lt;/em&gt;’de ‘Güzellik’ kadındır, ‘Aşk’ ise erkek. ‘Sühan’ şiirsel gücü barındıran sözdür. ‘Gayret’ ‘Aşk’ın arkadaşıdır, onun gayretidir; ‘Hayret’ ise engel. Bu öyküde ‘Sühan’ kuş formunda vücut bulur. Aşkı başlatan odur. Edmond Rostand’ın Cyrano de Bergerac adlı oyununda da Roxane’ı Christian’a aşık eden sözün büyüsü değil midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Hüsn-ü Aşk’a Dair&lt;/em&gt;’de hayranlık uyandıran tüm unsurların eşit derecede özen ve başarıyla hazırlanmış olmaları. Müzik, dans, metin, dekor, kostüm, ışık, film, hepsi de aynı ölçüde minimal estetiğe hizmet ediyor. Hiçbiri diğerinin önüne geçmiyor. Rahman Altın’ın müziği, perküsyonun elektronik seslerle buluştuğu, anlatımı destekleyen efektlerin imgeleri doğurduğu, geçmişle geleceğin iç içe geçtiği başlı başına bir kompozisyon. Kubilay Tunçer’in, &lt;em&gt;Hüsn ü Aşk&lt;/em&gt;’ın üzerine hazırladığı şiiri ise, sözün ve yazının gücünü ve gelip geçerliğini yansıtan, anlam kıvraklığı ile kurgulanmış bir ses zenginliği sunuyor. Bu şiiri sahnede kendisi okuyor; bazı temsillerdeyse Memet Ali Alabora yorumluyor. Behçet Malikler’in dekor tasarımı son derece yalın ve işlevsel, özellikle ikinci perdede Ahmet Defne’nin ışık tasarımıyla birlikte sürprizler sunuyor. Ayşegül Alev’in kostüm tasarımıysa son derece çağdaş, yaratıcı ve eseri fütüristik ve fantastik bir seviyeye taşıyan bir görsellik sergiliyor. Şafak Uysal ve Doğuş Bitecik’in film tasarımı bugünün teknikleriyle hazırlanmış, yazı ve metindeki imgelerden yola çıkarak resmettikleri sembolleri kaligrafik bir estetikle sahneye taşıyor. Yeni kuşak dansçıların dans teknikleri ve oyunculukları çok güçlü; dinamik bir varlık sergiliyorlar. &lt;em&gt;Hüsn-ü Aşk’a Dair&lt;/em&gt;, İstanbul Devlet Opera ve Balesi’ni uluslararası platformda hiç kuşkusuz başarıyla temsil edebilecek bir eser. İçinde Yüzüklerin Efendisi, The Matrix gibi popüler fantastik filmlerin de estetiğini bulabileceğiniz bu modern bale eserini bugün 20:00’de AKM’de izleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Hiç aşktan özge şey revâ mı&lt;br /&gt;Sarf etmeye inci gibi kelâmı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Binlerce kez tekrar edilse bile&lt;br /&gt;Bıkma sen anlat o şarabı yine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem ne varsa alemde hepsi aşktan ibaret&lt;br /&gt;Geri kalan ne varsa; keder, elem, şomluk, dert&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Şeyh Galip&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-9113647737143671863?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/9113647737143671863/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=9113647737143671863' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/9113647737143671863'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/9113647737143671863'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2008/01/hsn-aka-dair.html' title='Hüsn-ü Aşk’a Dair - Bu yazının bir bölümü 22.01.2008&apos;de Radikal Gazetesi&apos;nde yayımlandı.'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R6AmAin4-5I/AAAAAAAAAGw/vnryB1CSK-4/s72-c/husnask_16.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-8633543991661672822</id><published>2008-01-21T23:23:00.000-08:00</published><updated>2008-01-21T23:35:00.493-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Projects: educational'/><title type='text'>"Electricity, Light and Illumination" project at santralistanbul</title><content type='html'>Light, Illumination and Electricity&lt;br /&gt;Children Workshop Series&lt;br /&gt;“Light Travels Through My Body”&lt;br /&gt;Aylin Kalem (BODIG) - Beliz Demircioğlu (BODIG)&lt;br /&gt;28.10.2007&lt;br /&gt;10:00-12:00; 14:00-16:00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;This is an information about the atelier aimed at 8-12 year old children, organized within the frame of santralistanbul Residency Project and led by BODIG “Body-based Practice Arts” co-founders Aylin Kalem and Beliz Demircioğlu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Light Travels Through My Body” is a movement workshop realized with specially written codes using Max/MSP/Jitter software. It is a design for perception suggestive of the redefinition of time and space.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Based on the relations of the physical body with its shadow and its processed images on the projection, this exercise is triggering improvisation and creativity by re-positioning the parameters of the space, and transfers virtual movement to actual environment.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;This experience provides the participant with 4 different time-lines in real-time by creating visuals that fuse the matrices of the slightly delayed present, five seconds earlier and ten seconds earlier. The expected time-line of the movement is reversed and a relation among the movements of these different time-lines is being suggested. When the person is not moving the image becomes concrete and when there is movement the image is blurred. It is suggestive of different forms of conceiving movement and stillness.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prior to the experimental work in interactive environment, there is a section devoted to physical games aimed at augmenting the perception of the participant in relation to the self, to the confronted other, to the one next to oneself, to the self in the group and to the occupied space. There is also a section in which the participant is presented with visual examples of possible forms of interaction. These exercises prepare the participant to a diversity of experiences in the technological environment.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.bodig.org/"&gt;http://www.bodig.org/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Light, Illumination and Electricity&lt;br /&gt;Residency Project&lt;br /&gt;Organisation:&lt;br /&gt;santralistanbul, Istanbul Bilgi University&lt;br /&gt;partners:&lt;br /&gt;Nomad (Istanbul), SCCA – Center for Contemporary Arts (Ljubljana), Townhouse Gallery of Contemporary Art (Cairo), Culture Resource (Cairo), ZINC/ECM (Marseilles)&lt;br /&gt;curators:&lt;br /&gt;Barbara Borcic, Başak Şenova, Mohammed Yousri, Emre Baykal&lt;br /&gt;Workshop coordinator:&lt;br /&gt;Sibel Çetingöz&lt;br /&gt;This project is supported by Anna Lindh Foundation.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://santralistanbul-lie.blogspot.com/"&gt;http://santralistanbul-lie.blogspot.com/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-8633543991661672822?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/8633543991661672822/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=8633543991661672822' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/8633543991661672822'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/8633543991661672822'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2008/01/electricity-light-and-illumination.html' title='&quot;Electricity, Light and Illumination&quot; project at santralistanbul'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-7844753541591153523</id><published>2008-01-21T23:12:00.000-08:00</published><updated>2009-08-13T06:33:21.590-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Essays on Dance Performance and Digital Culture'/><title type='text'>“The Solo and its Digital Double”</title><content type='html'>(This paper was presented at iDANS Conference, 7 October 2007, Bogazici Univ. Istanbul and, with slight changes, at Tedance Conference, 22 November 2007, Culturgest, Lisbon. It is published in English and in Turkish in &lt;em&gt;Solo? in Contemporary Dance&lt;/em&gt;, ed. Gurur Ertem, Bimeras - Istanbul, May 2009)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.idans.org/"&gt;http://www.idans.org/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tedance.com/"&gt;http://www.tedance.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aylin Kalem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The title of this paper owes a lot to Steve Dixon’s recent book called Digital Performance.&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn1" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftn1" name="_ftnref1"&gt;[1]&lt;/a&gt; In that book, there is a section called “The Theatre and its Digital Double” in which Dixon, by referring to Antonin Artaud’s book of essays called The Theatre and its Double,&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn2" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftn2" name="_ftnref2"&gt;[2]&lt;/a&gt; relates his understanding of theatre and his notions of virtuality to the realm of digital performance. This gave me an inspiration for re-designing my former research papers centred on performances with new technologies, within the context of iDANS festival and its theme of solo with a question mark. So, I decided to visit the concept of solo in digital performance in relation to various methods of working on the double.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In general terms, digital performance concerns the conjunction of computer technologies with the live performance arts, as well as gallery installations. New technologies can be said to provide a new field of study for long considered ideas like virtuality. The notion of the double in performance was introduced with Antonin Artaud’s The Theatre and its Double published in 1938. And the metaphor has become concrete and actuated in the theory and practice of digital performance. Artaud’s notion of the double was centred on a primitivist and spiritualized vision of a sacred, transformational, and transcendental theatre. Artaud says: “all true effigies have a double, a shadowed self.” For Artaud, the double of theatre is its true and magical self... In his discussion of theatre as alchemy, Artaud was the first to coin the term ‘virtual body’, as a doubled reality or virtuality. Pierre Lévy, in his book called What is Virtual? explains virtualization as self-projection, which is a central question of the human existence.&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn3" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftn3" name="_ftnref3"&gt;[3]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Similarly, according to the ethno-linguist Richard Bauman, all performance involves a consciousness of doubleness, through which the actual execution of an action is placed in mental comparison with a potential, an ideal, or a remembered model of that action.&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn4" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftn4" name="_ftnref4"&gt;[4]&lt;/a&gt; The performance theorist Marvin Carlson emphasizes that performance is always performance for someone else even when that audience is the self; and what is central about the double consciousness is that it is not about the external observation.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artaud’s ideas are being realized using the capabilities of the computer, in some works, like those of 4D Art (Anima-2002), (La Fura Dels Baus’s F@usto: Version 3.0 – 1998), and Marcel.li Antunez Roca (Afasia – 1998) In some of these performances, images of performers’ digital doubles are telematically transmitted to different locations where they dance or interact with distant partners in real time.&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn5" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftn5" name="_ftnref5"&gt;[5]&lt;/a&gt; In some others, the interaction of the participant with the mechanism in an installation may create various ways of connecting one’s self to his own double.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artists working with new technologies make research on the sensations of the body. Thecla Schiphorst, having been educated in informatics and in contemporary dance, seeks to integrate models of scientific representation to the experience of the physical body. In her article, “Bodymaps : artifacts of touch”&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn6" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftn6" name="_ftnref6"&gt;[6]&lt;/a&gt; she talks of her interactive installation consisting of a sensorial surface of electro-magnetic sensors and of sensors for resistance capable of detecting touch, pressure and force exercised on the velvet surface that keeps the traces of the visitor’s hand. The spectator thus, grasps his actions through his own double, which are sent back to himself. The mechanism helps the spectator to perceive his own body, by transmitting his movements through the traces of his phantom body. The French philosopher Michel Bernard, emphasizes the double by referring to the intra-sensorial chiasm in his article “Sense and fiction, or the strange effects of the three sensorial chiasms” :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;By sensing a material surface, I reveal by the act of sensing, in the passivity of my digital reaction, a contrary movement, an otherness. This otherness does not depend of the postulation of another person, but the fact that I am always double, by sensing, not as a psychological entity, but as a multiplicity of fictions, of simulacras (semblances) that surround each sensation.&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn7" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftn7" name="_ftnref7"&gt;[7]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Michel Bernard, in his discussion about this chiasm gives the example of touching a table, and he stresses that there is a dimension, active and passive at the same time. This installation seems to reinforce this aspect of touching. It reflects back the gesture of the participant to himself, it gives him an awareness of his corporeality; it helps him to perceive himself and to perceive the world through his corporeality. This idea forms the basis of Merleau-Ponty’s phenomenology. The body is neither object nor subject, but is situated between the two and comprises both. The body finds an existence through the external world, and this world exists only in relation to him. In this case, the corporeality manifests itself by the act of touching, and the reverberation of this action by audio or visual reactions situates the body between an active and a passive state. This experience introduces the participant with his own double and allows him to navigate in the space between the physical body and the phantom body. Thecla Schiphorst formulates this in an explicit way:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;As the viewers place their hands closer to the surface or skin of the installation, a complex soundscape responds to their proximity, and movement. The image shudders. The viewer becomes participant through the sense of touch. There is no escape from entering the 'third space' between objective seeing and subjective feeling.&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn8" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftn8" name="_ftnref8"&gt;[8]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;This installation, then seeks to show the process of ‘simulation’ and of the fictive separation (‘dédoublement’) stimulating the sensorial system that Michel Bernard speaks of in his article “Sense and fiction”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Moreover, another aspect is put forth in this installation which refers directly to Michel Bernard’s second chiasm. Schiphorts remarks:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;This work focuses on the experience based on the proprioceptive knowledge, on the sensed of what is being perceived as a skin, and on listening by touching, visualization by hearing, all of which is integrated by the attention.&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn9" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftn9" name="_ftnref9"&gt;[9]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In parallel to this, Michel Bernard, speaking of the second chiasm inter-sensorial mentions the listening eye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;My gaze is traversed by a mode temporarily transforming the space that I have in front of me into a space of sound. My gaze produces a simulacra (semblance), a fiction constituted by the play of the specificity of the sound material. My eye has a tendency to break from the limits of a stable geometry, from the usual spatial characteristics. In each sense, there is the redoubling of the effect of another sense. There is then a certain confirmation of all this theory of simulation, of the production of fiction within the sensorial system.&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn10" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftn10" name="_ftnref10"&gt;[10]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Thus, one more time, Schiphorst’s installation presents itself like a manifestation of the chiasm that Bernard speaks of. It is like a laboratory in the service of dance studies, where the corporeality is examined by stimulating the senses. The fact that the interface transmits the touch into sound or into image provokes the interaction of the senses. The proof of this installation seems to be like an exercise to establish and enrich the sensorial awareness.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Another very significant example of experiencing doubleness is in Paul Sermon’s performative installation called Telematic Dreaming dating 1992. The performer of the installation Susan Kozel explains the interaction between her physical body and her virtual body in her article called “Spacemaking : Experiences of a Virtual Body” She explains the set-up in her own words:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In Telematic Dreaming Sermon created a space for interaction between a performer and members of the public using a technology called telepresence. Using video projectors and monitors people in two separate rooms were drawn together. There was a bed in each room. I was alone on a bed in a room well removed from the public visiting the exhibition. My image was projected onto the bed in the room which was open to visitors, where they had the option to join me. Then video cameras in the public room transmitted the actions of the person on the bed with my image back to me in my room upstairs. I was able to interact with the person on the bed downstairs by watching both of our images on the monitors placed around my bed. The bed became my performance space. Our movement occurred in real time, but in a space which was entirely created by technology. I was alone on my bed, moving my arms and legs in physical space as if in some sort of hypnotic ritual dance, yet in virtual space I carried on intense physical improvisation with other unknown bodies.&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn11" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftn11" name="_ftnref11"&gt;[11]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In this installation, the physical body is no more limited to its corporeal envelop but it is extended to its virtual double. Here, the double plays an essential role. Tele-presence allows the performer to be simultaneously in the real and the virtual spaces. In fact, the perception of the performer can never be in two spaces at the same time, but rather between the two. As Merleau-Ponty indicates in his book The Eye and the Spirit, “The human body is there when it makes a sort of criss-crossings between the seer and the seen, between the toucher and the touched, between an eye and the other, between a hand and a hand”&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn12" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftn12" name="_ftnref12"&gt;[12]&lt;/a&gt;. Michel Bernard defines all this as « chiasms ». One is never the touched and the toucher, the seen and the seer at the same time. But the fact that the shifting between the two is very short and that the alternation from one to the other is instantaneous, allows the body to pass from one perception to the other, and thus, from one state of being to another.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The fact of existing with her own double in this experience allows Susan Kozel to pose the question of what is it to feel one’s own flesh? This otherness created through her own double, is due to the intra-sensorial chiasm which Michel Bernard talks of:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On one occasion, while thoroughly absorbed in interaction with another body I passed my hand over someone's leg, he placed his hand on my leg, when I followed his hand I touched my own leg - and was taken aback by its bulk. For an instant I didn't know what obstacle my hand had encountered after moving so freely in visual space. With vague feelings of guilt I realised that this foreign body was in fact my own! When I momentarily experienced my own body through my sense of touch it did not coincide with my body according to my sense of sight. The disorientation made me reassess what I took to be the frontier of my own body. Could it still be called a frontier if it was no longer fixed, but highly flexible and constantly changing?&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn13" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftn13" name="_ftnref13"&gt;[13]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The act of watching her body in interaction with another body in real-time but in a created space, disrupts the perception of the performer. In this experience, the body’s sensation is aroused through the double since it is the virtual body that enters in contact with another body. The physical body is the seer but the seen as well, and the virtual body is the touched but also the touching one through the physical body’s movement. In this way, there is a strong relation created between the physical and the virtual body. Susan Kozel says that through pain, she was able to see a link between the seemingly abstract image of herself and her flesh. She describes her experience:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;My real body asserted its presence as a response to the virtual image which had come to dominate my movement while performing. &lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn14" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftn14" name="_ftnref14"&gt;[14]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Here the body exists through the virtual because the mechanism allows her to gaze at herself. In that formulation, we hear the echo of André Marchand’s citation to which Merleau-Ponty refers:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In a forest, I sensed many times that it was not me who was looking at the forest. I felt that it was the trees that were looking and talking at me… I was there, listening… I believe that the painter should be pierced by the universe and should not want to pierce it. I am waiting to be interiorly submerged, to be hidden. I paint, may be to appear.&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn15" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftn15" name="_ftnref15"&gt;[15]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The body appears then by projecting itself, by seeing itself through its double. By opposing against the commonly held belief, based on the recognition that in much of the technology consciousness is drawn out of the body and into an electronic construct, Kozel emphasizes that the experience was one of extending her body, not losing or substituting it.&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn16" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftn16" name="_ftnref16"&gt;[16]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Armando Menicacci, a researcher in dance and new technologies, maintains that the central question of the human existence is based on self-projection, on virtualization in Pierre Lévy’s terminology.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The actual is what is experienced here and now in the course of this constant human process of tension that is focused on the imaginary. From then on, the digital, as the producer of virtual realities would not be alienating, but essentially human, because the process of virtualization is not only inherent in human but is proper to human. &lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn17" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftn17" name="_ftnref17"&gt;[17]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;What Susan Kozel talks of concerning her experiences throughout Telematic Dreaming is a manifestation of this virtualization. This is about a total integration of the body through a corporeality achieved by the stimulation of the senses with the help of technology.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The perception of the external world is achieved by the projection of the imaginary through the process of virtualisation. Dance is a field where corporeality is operated by the order of the sensible, in which sensations are at play, and from which the body extends its limits. The collaboration of digital technology and dance creates a space of experimentation and enrichment of the senses. Corporeality does not depend simply on the materiality of the body, but rather of the imaginary that stimulates the sensations, in the way that Antonin Artaud conceived the double for the realm of theatre.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn1" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftnref1" name="_ftn1"&gt;[1]&lt;/a&gt; Steve Dixon, Digital Performance, Leonardo 2007&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn2" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftnref2" name="_ftn2"&gt;[2]&lt;/a&gt; Antonin Artaud, The Theatre and its Double, 1938&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn3" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftnref3" name="_ftn3"&gt;[3]&lt;/a&gt; Pierre Lévy, Qu’est-ce que le virtuel?&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn4" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftnref4" name="_ftn4"&gt;[4]&lt;/a&gt; Marvin Carlson, Introduction to Performance&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn5" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftnref5" name="_ftn5"&gt;[5]&lt;/a&gt; Steve Dixon, Digital Performance,&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn6" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftnref6" name="_ftn6"&gt;[6]&lt;/a&gt; Thecla Schiphorst, “Bodymaps: artifacts of touch”&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn7" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftnref7" name="_ftn7"&gt;[7]&lt;/a&gt; Michel Bernard, “Sens et fiction, ou les effets étranges de trois chiasmes sensoriels”. Nouvelles de Danse, p.62&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn8" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftnref8" name="_ftn8"&gt;[8]&lt;/a&gt; Thecla Schiphorst, “Bodymaps: artifacts of touch”&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn9" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftnref9" name="_ftn9"&gt;[9]&lt;/a&gt; Thecla Schiphorst, “Bodymaps: artifacts of touch”&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn10" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftnref10" name="_ftn10"&gt;[10]&lt;/a&gt; Michel Bernard, “Sens et fiction, ou les effets étranges de trois chiasmes sensoriels”. Nouvelles de Danse, p.63&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn11" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftnref11" name="_ftn11"&gt;[11]&lt;/a&gt; Susan Kozel, “Spacemaking : Experiences of a Virtual Body” . Dance and New Technology Zone&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn12" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftnref12" name="_ftn12"&gt;[12]&lt;/a&gt; Maurice Merleau-Ponty, L’œil et l’esprit. Gallimard, 1964, p.21&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn13" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftnref13" name="_ftn13"&gt;[13]&lt;/a&gt; Susan Kozel, “Spacemaking : Experiences of a Virtual Body” . Dance and New Technology Zone&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn14" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftnref14" name="_ftn14"&gt;[14]&lt;/a&gt; Ibid.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn15" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftnref15" name="_ftn15"&gt;[15]&lt;/a&gt; Maurice Merleau-Ponty, L’œil et l’esprit. Gallimard, 1964, p.31&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn16" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftnref16" name="_ftn16"&gt;[16]&lt;/a&gt; Susan Kozel, “Spacemaking : Experiences of a Virtual Body” . Dance and New Technology Zone&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn17" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=1907582182102029147#_ftnref17" name="_ftn17"&gt;[17]&lt;/a&gt; Armando Menicacci, « L’enseignement de la danse face au numérique ». Nouvelles de Danse 40-41, Automne-Hiver, 1999, p.58&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-7844753541591153523?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/7844753541591153523/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=7844753541591153523' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/7844753541591153523'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/7844753541591153523'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2008/01/solo-and-its-digital-double.html' title='“The Solo and its Digital Double”'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-814101338825051804</id><published>2008-01-21T22:55:00.000-08:00</published><updated>2008-12-08T12:59:57.904-08:00</updated><title type='text'>Beyhan Murphy'den Hüsn-ü Aşk'a Dair</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R5WUwHutjnI/AAAAAAAAAGQ/lgy9U5FU7lM/s1600-h/EA_suhanposter.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5158192502652374642" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R5WUwHutjnI/AAAAAAAAAGQ/lgy9U5FU7lM/s200/EA_suhanposter.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;bu yazının bir bölümü 22.01.08'de Radikal Gazetesi'nde yayınlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hüsn-ü Aşk’a Dair 18. yüzyıl Divan Edebiyatı’nın çağdaş bir yorumu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arzu diyorlar. Sarhoşluk diyorlar.&lt;br /&gt;Başı sonu yok bu yolun, bilmiyorlar.&lt;br /&gt;Sesim nefesimin gizidir.&lt;br /&gt;Yolum, soluğunun sesinde gizlidir.&lt;br /&gt;Kubilay Tunçer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aylin Kalem&lt;br /&gt;Shakespeare’in Romeo ile Juliet adlı eseri yüzlerce kez klasik ve modern yorumlarla tiyatro&lt;br /&gt;oyunlarında, filmlerde, balelerde, müzikallerde karşımıza çıkmış; replikleri, sahneleri hafızamıza kazınmıştır. Doğu’nun aşk hikayeleriyle karşılaştırılmıştır: Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin... Dünya edebiyatında Aşk’ın temsili olarak yerini almıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de Tanrı’ya, Mutlak Gerçek’e olan aşkın öyküleri vardır. Bu uğurda yapılan yolculuklar, kahramanlıklar, fantastik varlıklarla savaşlar... 16. yüzyıl İngiliz şairi Edmund Spenser’ın The Faerie Queene (Peri Kraliçesi) adlı, erdemlere övgü niteliğindeki alegorik yapıtında Kral Arthur şövalyelerinin “Faerieland” adlı fantastik ülkedeki yolculukları anlatılır. 17. yüzyıl İngiliz şairi John Milton’ın Paradise Lost (Kayıp Cennet) adlı epik şiiri ise Adem ile Havva’nın aşkının, Şeytan’ın önderliğinde cennetten kovulmaları üzerinden anlatımıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeyh Galip’in 18. yüzyılda yazdığı Hüsn ü Aşk (Güzellik ve Aşk) adlı yapıtıysa tasavvufi bir mesnevî olmakla birlikte ‘güzellik’ ve ‘aşk’ kavramlarıyla temsil edilen, kadın ve erkek arasındaki aşkın bir soyutlamasıdır. Sembolik ve alegorik öğelerle bezenmiş sürreel bir masal niteliğindedir. Hayal ile gerçeğin birbirine karıştığı bir yolculuktur. İçsel dönüşümü temsil eden fantastik bir kurgudur. Konusu itibariyle evrenseldir, zamansızdır. İşte bu şiirsel öyküyü bu çağa taşımak, ondan bahsetmek, onunla kurulan ilişkiyi yansıtmak, bugünün estetiğiyle sahnede sunmak Beyhan Murphy’nin amacı olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyhan Murphy, Divan Edebiyatı’nın en güçlü yapıtlarından biri, Tanpınar'ın deyişiyle “avîze gibi renk ve ışık dolu şiir”i, Hüsn ü Aşk’ı baleleştirmek değil ancak ona ‘dair’ bir eser koyabileceğinin vurgusuyla İstanbul Devlet Opera ve Balesi için ‘bugüne ait’ bir başyapıt ortaya koymuş. Hüsn-ü Aşk’a Dair’de ‘Güzellik’ kadındır, ‘Aşk’ ise erkek. ‘Sühan’ şiirsel gücü barındıran sözdür. ‘Gayret’ ‘Aşk’ın arkadaşıdır, onun gayretidir; ‘Hayret’ ise engel. Bu öyküde ‘Sühan’ kuş formunda vücut bulur. Aşkı başlatan odur. Edmond Rostand’ın Cyrano de Bergerac adlı oyununda da Roxane’ı Christian’a aşık eden sözün büyüsü değil midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hüsn-ü Aşk’a Dair’de hayranlık uyandıran tüm unsurların eşit derecede özen ve başarıyla hazırlanmış olmaları. Müzik, dans, metin, dekor, kostüm, ışık, film, hepsi de aynı ölçüde minimal estetiğe hizmet ediyor. Hiçbiri diğerinin önüne geçmiyor. Rahman Altın’ın müziği, perküsyonun elektronik seslerle buluştuğu, anlatımı destekleyen efektlerin imgeleri doğurduğu, geçmişle geleceğin iç içe geçtiği başlı başına bir kompozisyon. Kubilay Tunçer’in, Hüsn ü Aşk’ın üzerine hazırladığı şiiri ise, sözün ve yazının gücünü ve gelip geçerliğini yansıtan, anlam kıvraklığı ile kurgulanmış bir ses zenginliği sunuyor. Bu şiiri sahnede kendisi okuyor; bazı temsillerdeyse Memet Ali Alabora yorumluyor. Behçet Malikler’in dekor tasarımı son derece yalın ve işlevsel, özellikle ikinci perdede Ahmet Defne’nin ışık tasarımıyla birlikte sürprizler sunuyor. Ayşegül Alev’in kostüm tasarımıysa son derece çağdaş, yaratıcı ve eseri fütüristik ve fantastik bir seviyeye taşıyan bir görsellik sergiliyor. Şafak Uysal ve Doğuş Bitecik’in film tasarımı bugünün teknikleriyle hazırlanmış, yazı ve metindeki imgelerden yola çıkarak resmettikleri sembolleri kaligrafik bir estetikle sahneye taşıyor. Yeni kuşak dansçıların dans teknikleri ve oyunculukları çok güçlü; dinamik bir varlık sergiliyorlar. Hüsn-ü Aşk’a Dair, İstanbul Devlet Opera ve Balesi’ni uluslararası platformda hiç kuşkusuz başarıyla temsil edebilecek bir eser. İçinde Yüzüklerin Efendisi, The Matrix gibi popüler fantastik filmlerin de estetiğini bulabileceğiniz bu modern bale eserini bugün 20:00’de AKM’de izleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç aşktan özge şey revâ mı&lt;br /&gt;Sarf etmeye inci gibi kelâmı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Binlerce kez tekrar edilse bile&lt;br /&gt;Bıkma sen anlat o şarabı yine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem ne varsa alemde hepsi aşktan ibaret&lt;br /&gt;Geri kalan ne varsa; keder, elem, şomluk, dert&lt;br /&gt;Şeyh Galip&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-814101338825051804?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/814101338825051804/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=814101338825051804' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/814101338825051804'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/814101338825051804'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2008/01/beyhan-murphyden-hsn-aka-dair.html' title='Beyhan Murphy&apos;den Hüsn-ü Aşk&apos;a Dair'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R5WUwHutjnI/AAAAAAAAAGQ/lgy9U5FU7lM/s72-c/EA_suhanposter.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-5294529179007189672</id><published>2008-01-21T22:54:00.000-08:00</published><updated>2008-12-08T12:59:58.647-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Interviews'/><title type='text'>Garaj’da Mahrem... TimeOut Istanbul, January 08</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R5WVVXutjoI/AAAAAAAAAGY/OMNyRKeog1o/s1600-h/mahrem.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5158193142602501762" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R5WVVXutjoI/AAAAAAAAAGY/OMNyRKeog1o/s200/mahrem.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Mahrem Venedik Dans Bienali’nden sonra ilk kez Türkiye’de oynanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aylin Kalem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de çağdaş dansın gelişiminde önemli figürlerden ve İstanbul Dans Topluluğu’nun kurucusu Geyvan McMillen ile Garajistanbul’da sergilenecek Mahrem adlı çalışması ve Yıldız Teknik Üniversitesi Dans Programı öğrencileri hakkında konuştuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahrem’in oluşum süreci nasıl gelişti?&lt;br /&gt;2005 yılında Venedik Dans Bienali’nde Müslüman kadın bedeni üzerine bir bildiri sunmuştum. Bu bildirinin yanında 15 dakikalık bir gösteri de sunduk. Daha sonra, bu çalışmanın uzun bir versiyonunu sunmak üzere bienalden davet aldım. Ben de daha önce yaptığım Kimlikler adlı çalışmayla birlikte Mahrem’i de 35 dakikaya çıkararak bir program hazırladım. 13-14 Haziran 2006’da “İstanbul Dans Tiyatrosu” olarak gösterimizi sunduk. Bizi davet etmelerindeki neden Müslüman kadın bedenine yaptığımız vurguydu. Çalışmalarımız ilgiyle karşılandı. Avrupa’da Türkiye’deki çağdaş dans alanı çok az tanınıyor. Bu yüzden oldukça ilgi gördük. İşin en güzel tarafı şuydu benim için; bu tekniği nasıl keşfettiniz diye sordular. Sahnede dansçıların gösterdikleri teknik çok özgündü onlar için. Bizi çok farklı buldular. Sanırım bu çalışmayı doğaçlamalardan yola çıkarak oluşturmam böyle bir tekniğin de oluşmasına neden oldu. Dansçıların doğaçlamalar sırasında yaptıkları cümleleri seçip kurguladım. Yani dansçı doğaçlıyor ve ben de onun yaptığı işi kendi yapmak istediğim iş olarak görüyorum. Konuyla birebir ilgili doğaçlamalardan yola çıkıyorum. Aslında daha çok bir yöntemdi bu benim için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahrem’de nasıl bir konu işliyorsunuz?&lt;br /&gt;Yıllardır eserlerimde kadını sorguluyorum; yalnızca ülkemizdeki konumunu değil, evrensel olarak kadını işliyorum. Ülkemizde kadına olan baskı ve şiddet hikayeleri beni çok rahatsız ediyor. Neden kadın kendine yapılan şiddete karşı gelmiyor ve kendini özgür kılmıyor sorusunu hep soruyorum. Toplumumuzda genel olarak kadına baskı uygulanıyor, bu yüzden kadın ürkek yetişiyor. Ben bu çalışmada şiddete razı olmayan kendini özgürleştiren kadını işlemek istedim. Erkeğin baskısını ve kadını yok etmesini göstermenin yanında aynı zamanda da kadını güçlendirdim. Buna inanıyorun zaten. Kadın güçlü olduğu, ne istediğini bildiği ve farkına vardığı takdirde ne yapmak istiyorsa ona ulaşabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışmalarınızda genel olarak toplumsal konuları mı işliyorsunuz?&lt;br /&gt;Evet, ben çalışmalarımda toplumsal hikayelerden yola çıkıyorum; var olan değil de, gözlemlediğim hikayelerden. Bence her insanın bir hikayesi, duruşu ve kimliği var. Önemli olan bunun farkına varmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahrem’i oluşturmanıza Venedik Dans Bienali mi neden oldu?&lt;br /&gt;Hayır. Ben zaten kadın üzerine bir çalışma yapmayı tasarlıyordum. Bu teklif tesadüf oldu. Ismael Ivo, biz “CRR Dans Tiyatrosu” adı altında çalışırken İstanbul’a gelip Hamlet’i sahneye koyduğu sırada ona, kadını işleyen bir eser yapma arzumdan bahsetmiştim. Hatta Nilüfer Göle’nin bir kitabından çok etkilendiğimi açıklamıştım. O da bu çalışmaya ilgi gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CRR’nin dansa destek olmayı bırakmasından sonra nasıl bir yol izliyorsunuz?&lt;br /&gt;“İstanbul Dans Tiyatrosu” olarak topluluğumuzun adını değiştirdik. Bağımsız olarak kendi çabalarımızla devam ediyoruz, bu yüzden de çok kıymetli. Sanatı var eden zaten sanatçı. Sanatçı olmazsa zaten sanat yok. CRR’de yönetim değişince dansı istemediklerini ifade ettiler. Şu anda bir tek zorluğumuz prodüksiyon bütçesi. Elimden geldiğince ben kendim karşılıyorum. Ama zaman içinde gişe hasılatından ve özel sponsorluklardan kaynak oluşturmayı ümit ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahrem’i Garajistanbul’a nasıl uyarlıyorsunuz?&lt;br /&gt;Garajistanbul’un sahnesi çok güzel bir sahne. Ama orada sergilenen işlerin oraya yönelik oluşturulması gerek. Hem küçük hem de samimi bir sahnesi var. Oraya göre bir prodüksiyon yapmak çok daha zevkli olur. Mahrem’in bu sahnede oynayabilmesi için dansçı kadrosunu azalttık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topluluk üyeleri Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencilerinden değil mi?&lt;br /&gt;Evet, öğrenci ve mezunlardan oluşuyor. Amaç onlara farklı imkanlar sunmak. “CRR Dans Tiyatrosu” iken de amaç buydu; onlara maaşlı bir ortam yaratmaktı kendi alanlarının içinde. Şimdi tek düzenli maaş aldıkları yer Zeynep Tanbay’ın Akbank Sanat’taki dans topluluğu. Bu topluluğun çoğu dansçıları bizim bölümden. Dansın gelişebilmesi için dansçıların maddi olarak da gelirleri olması gerekir. Maalesef orada zorluk var, hala yenemedik bu durumu. Türkiye’de bir dans topluluğunun var olabilmesi için prodüksiyon aşamasında ciddi bir sponsor desteği alabilmeli. Sanatçı yapmak istediklerini tamamiyle gerçekleştiremiyor çünkü birçok şeyde kısıtlanıyoruz. Bana en çok yardımcı olan kurumlar RPM Radar ve Hayaka Artı. Ekipte tasarımcı ve sanatçı Dilara Akay, ışık tasarımcısı Ayşe Ayter, dansçılar Tan Temel ve Sernaz Demirel var. Eşim Paul McMillen, her zaman çok büyük destek oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YTÜ Dans Programı nasıl öğrenci yetiştirmeyi hedefiyor?&lt;br /&gt;Burada biz öğrencileri yaratıcı dansçı olarak yetiştirmek istiyoruz. Üniversite bünyesinde dansçı yetiştirmek konservatuarlardan farklı. Burada öğrenci daha disiplinlerarası ve entelektüel bir ortamda yetişiyor. Eğer öğrenci kendisini yetiştirmek isterse kendi program derslerinin dışında, fakültenin ve üniversitenin içinden de dersler alabiliyor, araştırmacı yetişiyor. İnsan kendi mesleğinde çok iyi yetişmeli. Örneğin iDANS festivali’nde izlediğimiz Vera Mantero’nun çok iyi bir dans eğitimi almış olması ona öyle bir beden farkındalığı ve özgünlüğü yakalamasına neden oluyor. Türkiye’de dansçıların bunu bilmesi gerekiyor. Dans etmek çok uzun yıllar uğraşı gerektiriyor. Sanat yapmak çok zor bir şey, herkesin yapabileceği birşey değil. Dürüst olmak ve uğraşmak gerekiyor. %25 sanatçı olunamaz, ancak %100 olabilirsin. Martha Graham’ın bir sözü var: “Beden hiçbir zaman yalan söylemez.”&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-5294529179007189672?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/5294529179007189672/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=5294529179007189672' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/5294529179007189672'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/5294529179007189672'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2008/01/timeout-istanbul-january-08.html' title='Garaj’da Mahrem... TimeOut Istanbul, January 08'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R5WVVXutjoI/AAAAAAAAAGY/OMNyRKeog1o/s72-c/mahrem.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-3822961046869045567</id><published>2008-01-21T22:51:00.000-08:00</published><updated>2008-01-21T22:53:59.924-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Reviews'/><title type='text'>Aydın Teker's new creation: harS</title><content type='html'>The choreographer Aydın Teker, the pioneer of contemporary dance in Turkey, carries on exploring the process of ‘becoming’ of the human body in its extensionality in her new choreographic piece harS. It is an inventive symbiosis between a human body and a harp, in which unexpected relations are relentlessly investigated. This investigation never settles on any definition, but constantly exposes new forms of symbiosis. Aydın Teker succeeds in deconstructing the powerful meaning and the prevailing aesthetics of the instrument. It is about a variety of potential associations displayed and non-displayed.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;This work consisting of a performer and a harp stands as a performative installation exposed on stage. The coupling of two distinct entities enhances the piece a sculptural quality with images of chimerical beauty. The conventional image of the harp as a static and two-dimensional object is overcome by shifting its plane and its vanishing points in a three-dimensional environment. Thus, each curve and line of the instrument is re-discovered in its geometrical design. The body is complementing the harp by filling its gaps in space. Thus, the robustness of the instrument is overturned by the malleability of the body.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The harp provides a territory for the performer. Balance and risk are again in play. The spectator contemplates a virtuosic relation of strength and control minutely worked out. And the hallucinatory symbiosis of the two, with the asymmetric articulation of the harp’s movement, generates images of chimerical creatures recalling the delicate gestures of a swan, a snail, or a mermaid, emitting most dramatic sounds.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;harS, in its performative quality resembles an ‘art and science’ project, like the choreographer’s previous work aKabı. It creates phantasmic images of a mutant, not genetically but rather physically and kinetically engineered.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aylin Kalem&lt;br /&gt;Istanbul, 30 November 2007&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-3822961046869045567?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/3822961046869045567/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=3822961046869045567' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/3822961046869045567'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/3822961046869045567'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2008/01/aydn-tekers-new-creation-hars.html' title='Aydın Teker&apos;s new creation: harS'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-6278492462055434562</id><published>2007-10-15T17:22:00.000-07:00</published><updated>2008-10-28T17:29:08.105-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Reviews'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="left"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SQetnb3BHVI/AAAAAAAAAag/wHFKaVtjb0Y/s1600-h/Xavier+Le+Roy+%27self-unfinished%27+(credit+Katrin+Schoof).jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5262365582610734418" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SQetnb3BHVI/AAAAAAAAAag/wHFKaVtjb0Y/s320/Xavier+Le+Roy+%27self-unfinished%27+(credit+Katrin+Schoof).jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; photo credit: Katrin Schoof&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Xavier Le Roy: Bir beden tasarımcısı ... ya da ‘bricoleur’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aylin Kalem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iDANS festivali’nde kaçırılmaması gereken işlerden biri hiç kuşkusuz Xavier Le Roy’nın Self-Unfinished adlı ünlü çalışması. Bu istisnai gösteri, 2001 Mayıs’ında Paris’te Théâtre de la Ville’de izlediğim andan itibaren bedene olan duyarlılığı yüzünden, belleğimde diğer çağdaş dans gösterilerinden ayrı bir yeri oldu. Bunun başlıca nedeni, koreografın çağdaş dans alanına, geçmiş eğitimi nedeniyle yepyeni bir açılım getirmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Moleküler biyoloji doktoru olan Xavier Le Roy, doktora araştırmaları sırasında, bedenle ilgili çalışmaları nedeniyle 27 yaşındayken dansla tanışıyor. 1997 yılından beri de görsel olarak sade ancak düşünsel bakımdan yüklü önermeler içeren çalışmalar ortaya koyuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Le Roy, 1998 yapımı Self-Unfinished’de yapıbozumsal bir yaklaşımla bedeni ayrıştırıyor, inceliyor ve başka biçimlerde değişkenliğinin altını da çizerek yeniden birleştiriyor. Derrida’nın önermeleri ışığında bedenin merkezini yerinden oynatıyor, öyle ki bedeni bir biçimde algılamaya başladığınız anda başka bir şeye dönüştüğüne tanık oluyorsunuz. Yakaladım dediğiniz formlar kayıp başka formlara dönüşüyor. Beden aynı anda hem o, hem de bu oluyor. Siz de algınızı bir ileri bir geri oynatıp algıda seçiminizi yapıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derrida’nın ‘bricolage’ terimiyle öne sürdüğü farklı sistemlere ait parçaları bir araya getirme fikrini burada, farklı beden algılama biçimlerini bir araya getirme üzerinden gözlemleyebiliyoruz. Üstelik ortaya çıkan bu yeni tasarım tutarlı ve sistematik değil. Lévi-Strauss ‘bircoleur’ü (bricolage yapan kişi) bir mühendis ile karşılaştırdığında ikisinin birbirine zıt biçimlerde çalıştıklarını savunuyor. Mühendis; yapısı sağlam, tutarlı ve değişmez sistemler oluşturup kendisini yarattığı dilin kaynağı olarak görürken bricoleur, bu sistemlerle adeta oyun oynuyor. ‘Bricolage’ eylemi mantık aramaz, tutarlı değildir, buna karşılık mitopoetiktir. Bu niteliğiyle, yerleşik sistemleri yeniden değerlendirmek için bir alan oluşturur. Herşeyi bir sistem, kuram, felsefe yoluyla açıklama arzusu taşıyan ‘totalizasyon’ fikrine karşı gelir. Bu bağlamda, Xavier Le Roy bedenin fizyolojik olarak değişkenliğini vurgulayarak etrafında oluşturulan antropolojik, sosyolojik, felsefi ve politik saptamaları da yeniden sorguluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çalışma bedene atfedilen ‘gerçeklik’ değerini sarsıyor. Onu algılama biçimlerimizi şaşırtıyor. Bedeni insanın kendisinin yarattığı ve onu nasıl algılamak isterse öyle yapılandırdığı bilinciyle koreograf, günlük beden formunun gerisinde saklı duran potansiyel beden imgelerini ortaya çıkarıyor. Bedenin hayali temsil biçimleri karşısında, seyircinin halüsinasyon gördüğünü zannedeceği anlar sunuyor. Kimi yerlerde trompe l’oeil tekniğini hatırlatıyor, kimi yerlerdeyse iki desenden oluşan grafik bir görselde, gözü farklı odaklara kanalize ettiğinizde bambaşka desenlerin algılandığı oyunlara benzer durumlar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bembeyaz bir sahne, bir masa ve bir sandalyeyle oluşturulan bir laboratuar ortamı içinde, siyah bir leke gibi duran bir bedenin örümceğe, danseden bir çifte, bir maymuna dönüştüğü anlık beliren ve yok olan formlar karşısında izleyicinin algısı sürekli değişime açılıyor. Fiziksel koşullarda gerçekleştirilen bir dizi dönüşüm süreciyle karşılaşılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beden anatomik belirsizlikler arasında yüzüyor. Xavier Le Roy’nın üzerindeki gömleği çıkarıp başına geçirmesiyle birdenbire tek bir beden yerine iki ayrı beden algılamaya başlanıyor. Beyazın önünde siyah kıyafetli iki beden, bir kadın ve bir erkeğin güreşini veya dansını andırıyor. Beden yön değiştirir değiştirmez algı yine değişiyor ve başsız bir maymunun yürümesine benziyor. Kollar bacakların, bacaklar da kolların yerini alıyor. Beden baş aşağı algılandığında bambaşka bir kimliğe bürünüyor. Bu, aynı siyahın üzerindeki beyaza mı bakmalı, yoksa beyazın üzerindeki siyaha mı sorusunu getiriyor, çünkü iki durumda bambaşka şeyler algılanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her seferinde geri geri yürüyüp başladığı noktaya gelerek bütün bu farklı algılamaların loop şeklinde her defasında farklı bir beden oluşturduğu gözlemleniyor. Le Roy’nın iDANS’ta sergileyeceği Product of Circumstances adlı sunumunda da belirttiği gibi beden durağan, değişmez bir şey değil, ne kültürel, ne sosyal, ne tarihi, ne de biyolojik olarak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Self-Unfinished’in Diana Ross’un parçası eşliğinde dansçının sahneyi terk ederek sonlanması, koreografın aslında bedene dair uçsuz bucaksız imge zenginliğine ve yeni olasılıklara doğru bir kapıyı araladığının altı çiziliyor: Upside down, Boy you turn me, Inside out, And round and round...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Self-Unfinished, bir referans noktası olarak çağdaş dans tarihinde çoktan yerini aldı. Le Roy, bedenin belli dans tekniklerini uygulayan bir araç olarak algılanmasının dışına çıkarak bedeni başlı başına bir inceleme nesnesi olarak sahneye taşımasıyla koreografi alanına yeni bir sayfa açtı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-6278492462055434562?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/6278492462055434562/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=6278492462055434562' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/6278492462055434562'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/6278492462055434562'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2007/10/photo-credit-katrin-schoof-xavier-le.html' title=''/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/SQetnb3BHVI/AAAAAAAAAag/wHFKaVtjb0Y/s72-c/Xavier+Le+Roy+%27self-unfinished%27+(credit+Katrin+Schoof).jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-4590724386348858147</id><published>2007-09-12T17:16:00.000-07:00</published><updated>2008-12-08T12:59:59.054-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Reviews'/><title type='text'>Visitations: Kürasyonla doğan bir parça</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R5WWAHutjpI/AAAAAAAAAGg/4gDCOyUn2nk/s1600-h/Julia+Cima+"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5158193877041909394" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R5WWAHutjpI/AAAAAAAAAGg/4gDCOyUn2nk/s200/Julia+Cima+%27Visitations%27+(photo+credit++Rapha%C3%ABl+Pierre).JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;photo: Raphaël Pierre&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Aylin Kalem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iDANS’ta, çağdaş koreografi yazımını araştıran, sorgulayan, yeni öneri getiren çalışmalardan biri de &lt;strong&gt;Julia Cima&lt;/strong&gt;’nın &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Visitations&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;’ı. Her ne kadar, genel bakışta, klişeleşmiş ya da dans çevresinde herkesçe bilinen bir hareket dağarcığı sunsa da, Cima aslında bir dansçının kendi disiplininin tarihiyle ve kendine biçtiği mirasıyla yüzleştiği, neredeyse bir küratör gibi derleyip kendi bedeniyle sunduğu bir çalışma sergiliyor. 20. yüzyıl modern ve çağdaş dansının yapı taşlarına bir seri ziyareti şeklinde, dansın belleğini oluşturduğu bu sergisel çalışmada Valeska Gert, Isadora Duncan, Vaslav Nijinsky, Tatsumi Hijikata, Merce Cunningham, Maurice Béjart, Dominique Bagouet gibi koreografların parçalarını ve hareket dağarcıklarını yeniden ele alıp yorumlayarak yeni bir dramaturjiyle, bugün içerisinde değerlendiriyor. &lt;strong&gt;Dans tarihinin kendi bedeniyle bir ‘okuma’sını yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;“Çeşitli bağlamlarda dansettikten sonra, artık farklı dönem ve ülkelerdeki belli hareket sistemleri üzerine çalışma gereği ve arzusunu hissediyorum. Salt yorumun zorluğu ile tanışmak istiyorum. Her ne kadar bu danslar ne benim için ne de benimle birlikte yaratılmamış olsalar da, bunları bana ait kılıyorum. Bedenlerin ve hareket dizgilerinin geldikleri ülkelere ve dönemlere göre şekillendikleri bilincini taşıyarak onları nasıl hala canlı kılabileceğimi bulmalıyım. Bu soloları sevdiğim için seçtim. Çeşitli dansların yelpazesi sayesinde öne çıkmayı amaçlamadım. Umarım tarihe yaptığım bu sıçrayış, bu solo dansların kendi dönemlerinde olduğu gibi, hareketin sonsuz zenginliğinin ve çeşitliliğinin açığa çıkmasına neden olur.” (1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Visitations&lt;/em&gt; farklı kimliklerde izlenebilecek bir parça:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bir araştırmacı için&lt;/strong&gt;, 20. yüzyıl sanat ve estetik tarihi &lt;strong&gt;arşiv&lt;/strong&gt;i. Çeşitli koreografların farklı dönemlerde faklı estetik anlayışlarını yansıttıkları bir dans tarihi kaynağı. Sadece dans öğrencilerinin değil, genel olarak sanat ve tarih öğrencilerinin yararlanacağı bir çalışma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bir eleştirmen için&lt;/strong&gt;, postmodern bağlamda çeşitli zamanlara ve yerlere ait estetiklerin bir arada sunulduğu mimari bir yapıyı andırıyor; ya da Tom Stoppard’ın Travesties’ini, ya da orijinal kostüm, teknik ve mekan tasarımından arındırıp özü, belki de evrenselliği? veya zamansızlığı? ortaya çıkarmak isteyen &lt;strong&gt;postmodern&lt;/strong&gt; bir film gibi. ‘&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Bricolage&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;’ ve ‘&lt;em&gt;&lt;strong&gt;pastiche&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;’ niteliğindeki bu yeniden ziyarette kendi dönemlerine damgasını vuran dans biçimleri bugünün bakışıyla hala bir şey ifade ediyor mu, yoksa gerek estetik gerekse bağlam-içerik bakımından dönemleri dahilinde mi değerlendirilmeliler? Tüm bu tarihin tek bedende peş peşe sunulması ‘&lt;strong&gt;solo&lt;/strong&gt;’ kavramının içinde barınan ‘çokluğu’ da çağrıştırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bir koreograf için&lt;/strong&gt;, bu çalışma &lt;strong&gt;yaratım&lt;/strong&gt;ın kendisini sorguluyor. Var olan ve daha önce başkaları tarafından kurgulanmış hareket dizgileriyle bir koreograf nasıl bir ilişki kurabilir? Bu süreç çağdaş yaratıma ne gibi açılımlar sağlayabilir? Hala bir yaratımdan söz edebilir miyiz? Ya da aslında Roland Barthes’ın önerdiği, bir edebiyat metninin ancak sözlükte bulunan kelimelerden ve zaten kullanılan deyişlerden oluştuğu düşüncesi gibi, bir dans yaratımının da zaten var olan dağarcıktan oluşabileceğini, bağlamından arındırılıp başka bir anlam oluşturabileceğinden yola çıkılabilinir mi? Böyle bir çalışmada koreograf için ‘&lt;em&gt;&lt;strong&gt;auteur&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;’ kavramından bahsetmek mümkün mü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bir dansçı için&lt;/strong&gt;, Julia Cima 20. yüzyıl &lt;strong&gt;dans teknikleri&lt;/strong&gt;nin birinden ötekine müthiş bir rahatlıkla geçmesi hayranlık uyandırıcı. Bir bedende farklı estetik ve teknikleri barındırmak dansçı için daha ne gibi olasılıkların kapılarını açabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bir ‘çağdaş sanat’ izleyicisi için&lt;/strong&gt;, bireysel bir &lt;strong&gt;dans kürasyonu&lt;/strong&gt;yla oluşturulmuş, dansçının bedeninde içselleştirdiği canlı bir sergi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve şu soruyu getiriyor: &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Tarih mi bize yoksa biz mi tarihe aitiz&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(1) Julia Cima, &lt;a href="http://edna-edna.blogspot.com/"&gt;http://edna-edna.blogspot.com/&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-4590724386348858147?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/4590724386348858147/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=4590724386348858147' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/4590724386348858147'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/4590724386348858147'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2007/09/visitations-krasyonla-doan-bir-para.html' title='Visitations: Kürasyonla doğan bir parça'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/R5WWAHutjpI/AAAAAAAAAGg/4gDCOyUn2nk/s72-c/Julia+Cima+%27Visitations%27+(photo+credit++Rapha%C3%ABl+Pierre).JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-5020872174858229137</id><published>2007-09-12T17:14:00.000-07:00</published><updated>2007-09-12T17:19:39.517-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Reviews'/><title type='text'>aKabı nihayet İstanbul’da sahneleniyor...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Aylin Kalem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’deki çağdaş dansın öncü ismi Aydın Teker’in aKabı adlı uluslararası ortak yapımı 2005 yılından beri Avrupa’nın çeşitli festivallerinde sergileniyor, Türkiye’den bir çağdaş dans örneği olarak ilgiyle kabul görüyor. Türk seyircisi ise nihayet iki yıl gecikmeli olarak bu çalışmayı izleme fırsatını 23 ve 24 Eylül’de yakalayacak. aKabı Bimeras Kültür Vakfı’nın düzenlediği iDANS çağdaş dans ‘solo’ festivalinin açılış gösterisi olarak programda yer alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aKabı’nın yapımı Bimeras (İstanbul), Alkantara (Lizbon) ve Spielzeiteuropa Berliner Festspiele (Berlin) işbirliğiyle gerçekleştirildi. Provalar yaklaşık iki yıl sürdü. Aydın Teker dansçılarıyla bir tür laboratuar niteliğinde bir çalışma süreci yaşadı. Teker, öncelikle üretim sürecine ortaya bir sorun koyarak başladı ve bundan sonra da birlikte bu sorunla başa çıkma yöntemleri geliştirdiler. aKabı’nın temelini bu sorun oluşturuyor: Yüksek ve alışılmışın dışında şekillenmiş platformda ayakkabılar. Değil hareket etmek üzerinde durabilmenin bile güç olduğu bu ayakkabılar dansçıları oldukça zorlamış: bu ayakkabılar protez niteliğinde eklemlenmişler, dansçıların kasları bu ağır uzuvlarla biçim değiştirmiş, bedenlerinin algısı değişmiş, fiziksel ve duygusal olarak çöküş yaşanmış ve ortaya oldukça ‘garip’, ‘yabancı’ hareket tekniği olan yaratıklar çıkmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’da 2005 kışında prova aşamasında ve daha sonra 2006 Temmuz’unda Fransa’da Montpellier Dans Festivali’nde izlediğim bu çalışma, seyretmeye başladığımdan itibaren zihnimde pek çok imgenin harekete geçmesine neden oldu. Kendimi tarih boyunca insanın yeryüzünde kendine bir hayat oluşturması, fiziksel koşullara ayak uydurarak gelişmesi, bunun içinde varlığını sürdürebilmesi, sürekli bir dönüşüm süreci yaşayarak çabalamaktan vaz geçmemesi gibi pek çok çağrışım bombardımanı içinde buldum: oyun, bu hikayeyi anlattığı için değil, aksine soyut bir minimalizm içinde herkes için başka anlamlar doğuracak imge zenginliği sayesinde benim de belleğimden bunlar çıktığı için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...Ya da sanki insanların yaşadığı dünya bir şekilde yok olmuş, yeryüzü fiziksel koşullarını değiştirmiş ve bu garip ayakkabıların eklemlendiği bedenlerden farklı yaratıklar ortaya çıkmış. Ama sanki bu yaratıklar kendi çevre koşullarına ve kendi bedenlerine henüz yabancılar, bu yeni fizikselliklerine uyum sağlamaya çalışıyorlar, evrim geçiriyorlar. Dolayısıyla, yeni doğmuş bir tayın veya bir ceylanın ürkek tavırlarına benzeyen bir hareket kalitesi sergileniyor. Sürekli olarak denge aramaktan kaynaklanan bir ‘gerilim’ var. Bedenler sınırlarda dolaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzdeki teknolojik gelişmelerle ‘post-insan’ kavramının sorgulandığı şu dönemde, Aydın Teker’in teknolojik olmayan ama yine de bu düşüncenin güçlü bir şekilde hissedildiği bu çalışmasında, mitolojik yaratıklardan Galapagos Adası’ndaki evrim harikalarına ve ‘mutant’lara uzanan, bedenin yeryüzüyle olan fiziksel ilişkisinin hikayesini bulmak mümkün; ve başka pek çok hikayeyi de. Size kalmış...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-5020872174858229137?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/5020872174858229137/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=5020872174858229137' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/5020872174858229137'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/5020872174858229137'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2007/09/akab-nihayet-istanbulda-sahneleniyor.html' title='aKabı nihayet İstanbul’da sahneleniyor...'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-4384206848894114782</id><published>2007-09-12T17:13:00.000-07:00</published><updated>2007-09-12T17:19:50.998-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Reviews'/><title type='text'>Sunum-Performans:</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Xavier Le Roy, Ivana Müller ve Tarek Halaby&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aylin Kalem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;70’li yıllarda dans/performans alanında üründen ziyade yaratım sürecini gösterme fikri oldukça revaçtaydı. Yvonne Rainer’in Continuous Project – Altered Daily adlı projesi, sahnede bitmiş bir ürün sergilemektense sadece yaratım sürecine odaklı, halka açık yerlerde sunulan ve hiç bir zaman bitmeyecek bir prova sürecinden oluşuyordu. Rainer, genel olarak bir projenin çoğu zamanının provalardan oluştuğunu öne sürerek izleyiciyle bu dilimi paylaşmanın daha mantıklı olduğu görüşündeydi. Sonuçlanmış bir iş yerine süreci paylaşmayı öneriyordu. Şimdiyse, özellikle son yıllarda “sunum-performans” kavramı koreograflar arasında ilgi çekmeye başladı. Bu tür performanslarda, ne sonuç, ne de yaratım süreci sunuluyor. Bunların yerine projenin başlangıç aşamasını oluşturan kavramsal tasarımını belirleyecek bir süreç paylaşılıyor izleyicilerle. İçinde koreografik bir tasarımı barındırabilecek bir sanallık anlayışıyla kurgu ve gerçeklik arasında sınırda dolaşan bir anlatı ortaya çıkıyor. Burada koreograf, kendi biyografisiyle, koreograf kimliğiyle ve izleyiciyle olan iletişimiyle hesaplaşıyor. Teorik alıştırmayı öne çıkararak sosyal, kültürel, tarihi ve bilimsel açılardan bedeni sorguluyor; bir konferans sunumu veya stand-up şeklinde tasarlanmış bir kurguyla alışılmış gösteri anlayışına meydan okuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iDANS’ta, ‘solo’ kavramıyla örtüşen sunum-performans örneklerinden biri olarak Xavier Le Roy’nın 1999 yapımı Product of Circumstances adlı çalışması yer alıyor. Koreografın kişisel tarihi üzerinden bilim ve sanatın bedene karşıt yaklaşımlarını inceleyen bir sunum niteliğinde olan bu çalışma teori ve pratiği birleştiren bir anlayışla sergileniyor. Le Roy bu sunumda, bir yandan moleküler biyoloji üzerine doktorasını yaparken meme kanseri üzerine çalıştığı tezinden bölümler sunuyor, bir yandan da bu süre içinde haftanın iki günü gittiği dans kurslarında karşılaştığı egzersizlerden örnekler gösteriyor. Bunları bir konferans formatında sunarak kendi bedensel eylemlerine nesnel olarak yaklaşması ve yabancılaşması izleyicinin algısında komik unsurlar olarak duruyor. Bir tarafta bedene nesnel yaklaşıp sorunlara açıklamalar getirerek herşeyin kontrol altında olduğu hissini uyandırıp insanları tatmin etmeye çalışan bir bilim anlayışı, diğer tarafta ise bedene metaforlarla yaklaşıp soyut kavramlar ve öznel tavırlar sergileyen dans dünyası var. Xavier Le Roy, moleküler biyoloji kariyerinden gitgide uzaklaşarak girdiği dans serüvenini aktarırken dans alanında da gördüklerinden pek tatmin olmadığını dile getirerek tek başına çalışma kararını almasındaki nedenleri sıralıyor; dansla ilgili pek çok sorusunu izleyiciyle paylaşıyor.&lt;br /&gt;How Heavy Are My Thoughts ise Ivana Müller’in 2003 yapımı bir çalışması. Performans sanatçısı, koreograf ve tiyatro yönetmeni Ivana Müller, ‘ağır düşünceler’ metaforundan yola çıkarak düşünceleri ağır olduğunda kafasının da daha ağır olup olmadığını araştırıyor. Düşünce bedenin neresinde yer alır, ölçülebilir mi, görülebilir mi ya da düşünceden tamamiyle kurtulmak mümkün mü? ‘Düşünüyorum öyleyse varım’ saptamasına karşılık düşünmeden de var olmak olası mı? Bilimsel bir laboratuvar niteliğinde gelişen ve 50 denek kullandığı bu araştırmasında fizikçi Prof. F. Siemsen, felsefeci Prof. Bojana Kunst, psikolog Prof. W.A. Wagenaar, psikiyatr Dr.Christian Röder, trampolin eğitmeni Alexandra Thiel’den yardım alıyor. Müller, ‘Ağır’ kavramını düşünce ve kafa üzerinden inceleyerek soyut/somut, düşünsel/bedensel, ölçülemez/ölçülebilir gibi iki farklı kutupta yer alan saptamaları birleştiriyor. Aynı zamanda tiyatroyla bilimi birbirine yaklaştırdığı alışılmışın dışında bir anlatı biçimini deniyor.&lt;br /&gt;2005 yapımı An attempt to understand my socio-political disposition through artistic research on personal identity in relationship to the Palestinian-Israeli conflict’te Tarek Halaby, bir projenin yaratım süreci ile belirsiz kimliğini sorguladığı stand-up niteliğinde bir performans sergiliyor. ABD’deki dans eğitiminden sonra Belçika’ya yerleşerek Anne Teresa de Keersmaeker’in okulu P.A.R.T.S’ta eğitimini sürdürürken giriştiği bu projenin biçimsel niteliğini oluştururken düştüğü çıkmazlardan yola çıkan sanatçı aynı zamanda da projenin içeriğini oluşturan kimlik sorunuyla baş etmeye çalışıyor. Kendini Amerikalı olarak tanımlamaya kalkıştığında ailesiyle ilişkili kişisel tarihinin onu tanımsız ve kabul görmeyen bir kimliğe sürüklediğini açıklıyor. Amerikalı bir anne ve Filistinli bir babaya sahip Halaby’nin çocukluğunu Ürdün’de geçirmesi, 10 yaşında Amerika’ya yerleşmesi ve şu anda Belçika’da yaşamasından kaynaklanan kimlik belirsizliğinin Filistin’de yaşayan Filistinlilerin kimlik sorunuyla örtüştüğünü saptıyor. Kavramsal yapısının sağlam temellere oturduğu bu projeyi, hareket ve dansla ifade etmede zorluk çekmesi kendisine şu soruyu sorduruyor: Dans eğitimi almış olmam projemi dansla ifade etme zorunluluğunu mu getiriyor? Samimi bir yaklaşımla komik unsurlar taşıyarak sunduğu bu performans hem biçim hem içerik hem bedensel hem de kavramsal yapısıyla Halaby’nin anlatmak istediğini çok güçlü bir biçimde ortaya koyuyor. İzleyici böylece bir gösteriden beklediklerini de yeniden değerlendiriyor.&lt;br /&gt;Festivaldeki bu üç sunum-performansı, sadece içeriği değiştirmenin dans alanına yenilik getirmede yeterli olmayacağını, biçimin de yeni olması gerektiğini ortaya koyuyor. Biçimin içeriği tanımladığı, anlamın bağlamla ilişkili olarak oluştuğu deneyimler araştırılıyor. Bu tür çalışmalar dansı bir yandan kavramsal sanata yaklaştırıyor bir yandan da dansta yeni anlatı biçimlerinin doğmasına olanak verecek bir zemin hazırlıyor. Ticari kaygılarla üretilen belli bir algı tasarımına yönelik yapımları eleştiriyor. Tiyatro pratiği ile kuramını izleyicinin algısıyla oynayarak birleştiriyor ve farklı bir biçim oluşturuluyor. Pirkko Husemann’ın deyişiyle sahnede bir çalışmanın varolmayan mevcudiyetinin bir söylem niteliğinde yer almasını izliyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-4384206848894114782?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/4384206848894114782/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=4384206848894114782' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/4384206848894114782'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/4384206848894114782'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2007/09/sunum-performans.html' title='Sunum-Performans:'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-8700239960582862813</id><published>2007-09-12T17:12:00.000-07:00</published><updated>2007-09-12T17:13:12.091-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='News'/><title type='text'>İSTANBUL’DA ‘MEYDAN OKUYAN’ BİR DANS FESTİVALİ</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;iDANS: “SOLO?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bimeras Kültür Vakfı, 20 Eylül - 20 Ekim tarihleri arasında “iDANS” adı altında uluslararası bir çağdaş dans festivali düzenliyor. Dünyada çağdaş dans/performans alanının önde gelen sanatçıları festivale, Türkiye, Fransa, Belçika, Pakistan, ABD, Portekiz, İsrail, Hollanda, Filistin, Almanya, Norveç, Lübnan, Hırvatistan, Macaristan ve Tayland’dan ‘solo’ çalışmalarıyla katılıyor. 15 ülkeden 17 koreograf ve 26 gösterinin yer aldığı festivalin özelliği, çoğu eserin 1990’lar sonrası ortaya çıkan yenilikçi ve ‘meydan okuyan’ dinamiği yansıtması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Çağdaş dansın ‘yapı taşları’ İstanbul’da!!!”&lt;br /&gt;iDANS’ta, Jérome Bel, Xavier Le Roy, Vera Mantero ve Rui Horta gibi ‘çağdaş dans’a yön veren koreografların yanı sıra Julia Cima, Pichet Klunchun, Julie Nioche, Adva Zakai, Eszter Salamon, Mia Habib, Tarek Halaby, Ibrahim Quraishi, Taldans, Ivana Müller, Ziya Azazi, Tadashi Endo gibi dünyanın önde gelen festivallerinde yer alan sanatçıların çalışmaları da sergileniyor. Bu koreograflar kendi disiplinlerini sorguluyor, alışılmışın dışına çıkıyor, seyirciyi kışkırtıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“aKabı nihayet İstanbul’da sahneleniyor...”&lt;br /&gt;Türkiye’de ‘çağdaş dans’ın kurucularından Aydın Teker’in, iki yıldır önemli Avrupa festivallerinde yer alan aKabı adlı çalışması, Türkiye’de ilk defa iDANS’ta seyircisiyle buluşuyor. 23 ve 24 Eylül tarihlerinde Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda festivalin özel gösterimi olarak yer alan aKabı, festivalin solo olmayan tek gösterimi. Dansçıların giydikleri yüksek platformlu çeşitli formdaki ayakkabılar, üzerinde durulması imkansız gözükse de, iki buçuk yıl süren provalardan sonra, dansçılar beden sınırlarının ötesinde bir performans sergiliyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Çağdaş sanata bir de bedenden bakın!”&lt;br /&gt;iDANS, disiplinlerin buluştuğu bir dönemde, 10. Uluslararası İstanbul Bienali’nin tamamlayıcısı niteliğinde. Festivalde sahnelenen işler geleneksel ‘dans’ tanımlarının dışına çıkıyor; çağdaş sanatı beden yoluyla sahneye taşıyor. Dolayısıyla, çağdaş dansı tanımadan çağdaş sanatı tam olarak bilmenin mümkün olmadığını gösteriyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bedenler inceleniyor”&lt;br /&gt;iDANS’ta bedenin maddeselliği ve ifade biçimleri masaya yatırılıyor. Koreografların ‘laboratuvar’ niteliğindeki çalışmaları bedenin sınırlarını zorluyor. Beden, çağdaş bir yaklaşımla yeniden keşfediliyor. Siz, kendi bedeninizin ne kadar farkındasınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Taşıdığın beden sen misin?”&lt;br /&gt;iDANS, bu yıl ‘solo’ çalışmalara odaklanıyor. Tarihsel, coğrafi, kültürel kimliklerini taşıyan bedenler, kolektif bellek ile bedenin biricikliği arasındaki çelişkiye dayalı eserlerde sergileniyor. ‘Solo,’ her ne kadar ‘tek’ anlamına gelse de, sahnede tek bir beden ne denli katışıksız olabilir? Bu beden, bireysel ‘ifade özgürlüğü’nü ne ölçüde yansıtabilir? Bu sorular iDANS’ta, gösteriler, konferans ve performans-sunumlarında ele alınıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Çağdaş’ı Doğu’da aramak...”&lt;br /&gt;Festival kapsamında dans gösterilerinin yanında ayrıca üç konser yer alıyor: Filistinli ud virtüözleri Trio Joubran, Lübnan’ın en önemli çağdaş müzik bestecilerinden Zad Moultaka ve yine Lübnan’dan deneysel doğaçlama müziğin tanınmış isimleri Christine Sehnaoui, Sharif Sehnaoui ve Mazen Kerbaj ‘çağdaş’ müziğe yeni açılımlar getiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bu festival bu fiyata?..”&lt;br /&gt;iDANS’ta yer alan sahne çalışmalarını dünyanın hiçbir yerinde bu fiyata izlemek mümkün değil. Türk seyircisini ve genç koreografları, dünyada bu alanda olup bitenlerle tanıştırmayı amaçlayan Bimeras Kültür Vakfı sayesinde, gösterilere ve konserlere giriş ücreti sadece 10 -15 YTL.  Ramsay Burt, Adrian Heathfield gibi ünlü dans yazarları ve akademisyenlerin katıldığı konferanslara ise giriş serbest.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Festival mekanları:&lt;br /&gt;Sahne çalışmalarıà garajistanbul (festival ana mekanı) ve Kenter Tiyatrosu&lt;br /&gt;Özel Gösterimlerà  Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı&lt;br /&gt;Konferanslarà Boğaziçi Üniversitesi, Güney Kampüsü, Demir Demirgil Salonu&lt;br /&gt;Konserlerà Boğaziçi Üniversitesi, Garanti Kültür Merkezi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnternet Sitesi:&lt;a href="http://www.idans.org/"&gt;www.idans.org&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-8700239960582862813?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/8700239960582862813/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=8700239960582862813' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/8700239960582862813'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/8700239960582862813'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2007/09/istanbulda-meydan-okuyan-bir-dans.html' title='İSTANBUL’DA ‘MEYDAN OKUYAN’ BİR DANS FESTİVALİ'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-5090031034122316605</id><published>2007-08-30T13:46:00.000-07:00</published><updated>2007-08-30T13:49:10.103-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='News'/><title type='text'>iDANS 'solo' festivali</title><content type='html'>BASIN BÜLTENİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslararası İDANS Çağdaş Dans Festivali garajistanbul’da sahne alıyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇAĞDAŞ DANSI YARATAN EN ÖNEMLİ KOREOGRAFLAR İSTANBUL’DA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bimeras Kültür Vakfı, 20 Eylül - 20 Ekim tarihleri arasında “iDANS” adı altında uluslararası bir çağdaş dans festivali düzenliyor. Dünyada çağdaş dans/performans alanında önde gelen sanatçıların yer alacağı festivalde Türkiye, Fransa, Belçika, Pakistan, ABD, Portekiz, İsrail, Hollanda, Filistin, Almanya, Norveç, Lübnan, Hırvatistan, Macaristan ve Tayland’dan koreograflar katılıyor. Festival ana mekanı garajistanbul olacak. Ayrıca festival programında akademik bir konferans ve çeşitli konserler yer alacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bimeras Kültür Vakfı, Türkiye’nin çağdaş dans ve performans sanatları alanında uluslararası ilişkilerine destek olmayı amaçlayan 10 yıllık bir çabanın ürünü olarak kuruldu. Faaliyetlerin arasında Türk çağdaş koreografların yurt dışı eğitim ve turnelerini düzenlemenin yanısıra, Nisan 2006’da, uluslararası festival organizasyonunun ilk adımı olarak gerçekleştirdiği, 12 uluslararası sanatçının yer aldığı altı saatlik bir dans maratonu vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Festival özel gösterimle açılıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslararası İDANS Çağdaş Dans Festivali 23 Eylül’de Aydın Teker’in ‘aKabı’ adlı eserinin Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenecek özel bir gösterimiyle başlayacak. Aydın Teker’in çeşitli Avrupa başkentlerinde başarı kazanan bu gösterisi ilk kez Türkiye seyircisinin karşısına çıkacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iDANS : Dansı sorgulayan bir dans festivali&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslararası İDANS Çağdaş Dans Festivali’ni “Solo Dans / Performans” teması etrafında kurgulayan Bimeras, programda, dansın ve bedenin tanımlarını sorgulayan ve araştıran çalışmalara yer veriyor. Zorla kabul ettirilen dayatmaca kimlikler yerine kimliğin kurmacalığı, değişkenliği ve melezliğini vurgulayan ve  çağdaş dans tarihinin yapı taşları sayılan solo eserlere ev sahipliği yapıyor. iDANS’ın programı, dans ve performans tarihinde “solo” tarzının önemini ve geniş bir yelpazede ifade özgürlüğü ve zenginliğini vurguluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Festivalde 15 ülke, 17 koreograf, 26 gösteri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;90’lı yıllarda çağdaş dans alanında yapılan deneysel çalışmaların en önemli örneklerinin sergileneceği iDANS’a katılan koreograflar arasında, dansın hareket kompozisyonu olduğu fikrinin ötesine geçerek geleneksel koreografi anlayışına karşı duran, Fransız dansının “yaramaz çocuğu” Jérôme Bel, bedeni tamamlanamayacak bir süreç olarak ele alan Xavier Le Roy, radikal ve kışkırtıcı performanslarıyla tanınan Vera Mantero, Eszter Salamon, Ivana Müller ve Rui Horta gibi isimler de yer alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filistin ve komşularından  bölge insanın kimlik sorunlarına özel bakış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Festival programı,  bireysel kimliklerin oluşum, dönüşüm ve “sınırlarını” inceleyebilmek amacıyla, sınırların belki de en önemli rol oynadığı bir coğrafyadan, Filistin ve komşularından gelen sanatçılara özel bir köşe ayırıyor. Hollanda’da yaşayan İsrail’li Adva Zakai, Arap musevisi bir aileden gelip Norveç’ te yasayan Mia Habib, Belçika’da yaşayan Filistin kökenli Amerikalı Tarek Halaby. Bu sanatçıların ortak özelliği, kökenleri bu coğrafyadan olmakla birlikte dünyanın farklı ülkelerinde yaşıyor olmaları. Bu durum onlara yörelerinde yaşananlara “dışarıdan” ve bir sanatçı bakışı getirmelerini kolaylaştırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünlü uluslararası dans yazarları konferansta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dans gösterilerinin dışında, 6 - 7 Ekim tarihlerinde, araştırma ve performatif sunumların yer aldığı “Çağdaş Dans’ta Solo” başlıklı uluslararası bir akademik konferans da düzenlenecek.  “Solo” dansı ve bedeni sosyolojik, felsefi, tarihsel açılardan inceleyen bu konferansa, Ramsay Burt, Adrian Heathfield gibi ünlü dans yazarları ve akademisyenler  katılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dans yanında müzik de var&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Festival kapsamında dans gösterilerinin yanında ayrıca üç konser yer alıyor: Filistinli ud virtüözleri Trio Joubran, Lübnan’ın en önemli çağdaş müzik bestecilerinden Zad Moultaka ve yine Lübnan’dan deneysel doğaçlama müziğin tanınmış isimleri Christine Sehnaoui, Sharif Sehnaoui ve Mazen Kerbaj.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Festivalin biletleri 1 Eylül tarihinden itibaren garajistanbul gişesi ve Biletix’de satışa çıkarılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha fazla bilgi için:&lt;br /&gt;Aylin Kalem&lt;br /&gt;Festival basın sorumlusu&lt;br /&gt;0532 276 92 29&lt;br /&gt;aylin.kalem@bimeras.org&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-5090031034122316605?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/5090031034122316605/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=5090031034122316605' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/5090031034122316605'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/5090031034122316605'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2007/08/idans-solo-festivali.html' title='iDANS &apos;solo&apos; festivali'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-5312542120216809807</id><published>2007-07-10T16:04:00.000-07:00</published><updated>2008-04-21T16:24:57.382-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Projects: organizational: past'/><title type='text'>IETM Istanbul</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Working Group within IETM : Designing Perception&lt;/strong&gt; (20 April 2006, ITU, Istanbul)&lt;br /&gt;How does the use of digital technologies contribute to the issue of “designing perception” in interactive environment in the field of Digital Performance?&lt;br /&gt;Moderator: Aylin Kalem&lt;br /&gt;Speakers: Isabel Valverde, Ivani Santana, Emanuele Quinz&lt;br /&gt;The debate will be concentrated on the corporeality of the audience/active participant in interactive installations and will also develop further into the corporeality of the performer in stage performances.Topics:- The issue of perception in interactivity- The relation of perception to corporeality- Alterations in the senses and the perception mechanism- Perception of the “self” and the “other”- Is it really possible to design the perception?- What are the problematic political issues in the design of perception?- How could the ones at the “Margins” be integrated in this process? How much is this crucial?&lt;br /&gt;&lt;a href="http://avrupaninsinirlariraporlaracilis.blogspot.com/2007/11/altay-algy-tasarlamak.html"&gt;http://avrupaninsinirlariraporlaracilis.blogspot.com/2007/11/altay-algy-tasarlamak.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Working Group within IETM : Meeting in the margins: Researcher and Artist&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;How does the use of digital technologies contribute to a transformation of art and society?Moderator: E. Ertan&lt;br /&gt;Speakers: Oguzhan Ozcan, Marcel.li Antunez Roca , Rudolfo Quintas&lt;br /&gt;Topics:- changing roles- collaborations between artist and researchers- Does technology help art to reach new / wider audience- Does technology help to the democratisation of arts?- Involvement of the communities at the “margins” to the use of technology- In which way does the meeting of art and technology contribute to the transformation of the society?- Technology and art in daily use.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Working Group within IETM : Staging New Media&lt;/strong&gt; (22 April 2006, ITU, Istanbul)&lt;br /&gt;– why technology questions dramaturgy and changes the status of the audience&lt;br /&gt;Moderator: Hilde Teuchies&lt;br /&gt;Speakers: Aylin Kalem (Techne, Digital Performance Platform, Istanbul) and Eric Joris (Crew, Antwerp), Armando Menicacci (Anomos/Mediadanse)&lt;br /&gt;Focus of the debate is the use of new technology as core-element/starting point in theatre and the impact on the creative process.Topics to be addressed : - Are interactive installations really interactive?- When does new technology in theatre become more than just a sophisticated tool for illustration?- The transformation of the audience from on-looker to ‘immersant' / user / protagonist- Interactivity vs narrativity- reality as a key dramatical component?- thematising the failures: ‘Je ne peux plus connecter'&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-5312542120216809807?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/5312542120216809807/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=5312542120216809807' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/5312542120216809807'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/5312542120216809807'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2007/07/ietm-istanbul.html' title='IETM Istanbul'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-5452247460249951365</id><published>2007-07-10T15:45:00.000-07:00</published><updated>2008-12-08T12:59:59.238-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Projects: organizational: past'/><title type='text'>OUT/IN OUT  An interactive real-time installation</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpQP1ifq59I/AAAAAAAAAGA/xZdNPht7l-M/s1600-h/DSC_0277.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5085707291675256786" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpQP1ifq59I/AAAAAAAAAGA/xZdNPht7l-M/s200/DSC_0277.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;This installation is devised to blur the boundaries between outside and inside.&lt;br /&gt;The wall of the gallery is freed from its materiality, it becomes transparent. A real-time video of the immediate outside is projected onto the wall and the real-time sound of the outside interferes with the image. The sound is transformed into image and thus, the idea of “hearing by seeing” is emphasized.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The spectators looking at the projected images are also projected on the outer wall of the building. The inside of the building is carried to the outside. Thus, the physical standings of outside and inside change place. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;This installation was presented in .01, a new-media art exhibition called “tele-City” organized by Nomad and Siemens Art Gallery in Istanbul in November 2005&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-5452247460249951365?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/5452247460249951365/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=5452247460249951365' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/5452247460249951365'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/5452247460249951365'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2007/07/outin-out-interactive-real-time.html' title='OUT/IN OUT  An interactive real-time installation'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpQP1ifq59I/AAAAAAAAAGA/xZdNPht7l-M/s72-c/DSC_0277.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-2459836833181124026</id><published>2007-07-08T14:01:00.000-07:00</published><updated>2008-12-08T12:59:59.365-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Projects: organizational: past'/><title type='text'>TECHNE 06 - Performance at CATI</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFSHifq57I/AAAAAAAAAFw/D2N3s9LCUzE/s1600-h/Resim+techne06bilsar+031.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5084935743750203314" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFSHifq57I/AAAAAAAAAFw/D2N3s9LCUzE/s200/Resim+techne06bilsar+031.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;TECHNE 06 – Performance&lt;br /&gt;22 April 2006&lt;br /&gt;“Swap” by Swap project (Joao Costa, Rudolfo Quintas, Tiago Dionisio)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-2459836833181124026?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/2459836833181124026/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=2459836833181124026' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/2459836833181124026'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/2459836833181124026'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2007/07/techne-06-performance-at-cati.html' title='TECHNE 06 - Performance at CATI'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFSHifq57I/AAAAAAAAAFw/D2N3s9LCUzE/s72-c/Resim+techne06bilsar+031.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-3692246952021372275</id><published>2007-07-08T13:52:00.000-07:00</published><updated>2008-12-08T13:00:00.575-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Projects: organizational: past'/><title type='text'>TECHNE 06 - Workshops</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpQThSfq5-I/AAAAAAAAAGI/t9L0Cy7G9JQ/s1600-h/birringer3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5085711341829416930" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpQThSfq5-I/AAAAAAAAAGI/t9L0Cy7G9JQ/s200/birringer3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFQIyfq52I/AAAAAAAAAFI/bIIRjYglAF4/s1600-h/workshop1.GIF"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5084933566201784162" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFQIyfq52I/AAAAAAAAAFI/bIIRjYglAF4/s200/workshop1.GIF" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFQJCfq53I/AAAAAAAAAFQ/b3L1idHxQVY/s1600-h/workshop2.GIF"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5084933570496751474" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFQJCfq53I/AAAAAAAAAFQ/b3L1idHxQVY/s200/workshop2.GIF" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFQJSfq54I/AAAAAAAAAFY/tKI6twwv2v8/s1600-h/workshop3.GIF"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5084933574791718786" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFQJSfq54I/AAAAAAAAAFY/tKI6twwv2v8/s200/workshop3.GIF" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFQJifq55I/AAAAAAAAAFg/C5Jp2zJ9TRg/s1600-h/workshop4.GIF"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5084933579086686098" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFQJifq55I/AAAAAAAAAFg/C5Jp2zJ9TRg/s200/workshop4.GIF" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFQJyfq56I/AAAAAAAAAFo/YXJaDsiVMKo/s1600-h/workshop5.GIF"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5084933583381653410" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFQJyfq56I/AAAAAAAAAFo/YXJaDsiVMKo/s200/workshop5.GIF" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;TECHNE 06 – Workshops&lt;br /&gt;17-22 April 2006&lt;br /&gt;6 workshops were organized.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Johannes Birringer - "Media Technologies" in collaboration with Cati.&lt;br /&gt;Anomos – “Videodance”&lt;br /&gt;Swap – “My body is an immersive space”&lt;br /&gt;Joao Costa – “Interactive Body”&lt;br /&gt;Marcel.li Antunez Roca – “Systematurgy”&lt;br /&gt;Jaanis Garancs – “Audio-visual operations in virtual space”&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-3692246952021372275?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/3692246952021372275/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=3692246952021372275' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/3692246952021372275'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/3692246952021372275'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2007/07/techne-06-workshops.html' title='TECHNE 06 - Workshops'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpQThSfq5-I/AAAAAAAAAGI/t9L0Cy7G9JQ/s72-c/birringer3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-373759092762402724</id><published>2007-07-08T13:46:00.001-07:00</published><updated>2008-12-08T13:00:01.049-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Projects: organizational: past'/><title type='text'>TECHNE 06 - Exhibition at BILSAR</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFOEyfq5zI/AAAAAAAAAEw/xzetDyGds6Q/s1600-h/IMG_8470.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5084931298459051826" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFOEyfq5zI/AAAAAAAAAEw/xzetDyGds6Q/s200/IMG_8470.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFOFCfq50I/AAAAAAAAAE4/yDJk3ytjMjk/s1600-h/IMG_8471.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5084931302754019138" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFOFCfq50I/AAAAAAAAAE4/yDJk3ytjMjk/s200/IMG_8471.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFOFSfq51I/AAAAAAAAAFA/pBvrVJbzCAk/s1600-h/Resim+techne06bilsar+013.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5084931307048986450" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFOFSfq51I/AAAAAAAAAFA/pBvrVJbzCAk/s200/Resim+techne06bilsar+013.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Photos by Murat Germen &amp;amp; Burak İşcen&lt;br /&gt;&lt;div&gt;TECHNE 06 - Exhibition at Bilsar&lt;br /&gt;17-22 April 2006&lt;br /&gt;Artists:&lt;br /&gt;Marcel.li Antunez Roca&lt;br /&gt;Lynn Pook&lt;br /&gt;Ana Husman&lt;br /&gt;Davide Grassi&lt;br /&gt;Nick Rothwell&lt;br /&gt;Jaanis Garancs&lt;br /&gt;Burçkaan Gürgün&lt;br /&gt;Elif Ayiter&lt;br /&gt;Aylin Kalem&lt;br /&gt;Sinan Aşçıoğlu&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-373759092762402724?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/373759092762402724/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=373759092762402724' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/373759092762402724'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/373759092762402724'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2007/07/techne-06-exhibition-at-bilsar.html' title='TECHNE 06 - Exhibition at BILSAR'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFOEyfq5zI/AAAAAAAAAEw/xzetDyGds6Q/s72-c/IMG_8470.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-4674885633938144479</id><published>2007-07-08T13:18:00.001-07:00</published><updated>2008-12-08T13:00:01.939-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Projects: organizational: past'/><title type='text'>Evening at ROXY</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFSoyfq58I/AAAAAAAAAF4/NsVFTY1cQuc/s1600-h/e_flyer.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5084936314980853698" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFSoyfq58I/AAAAAAAAAF4/NsVFTY1cQuc/s200/e_flyer.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFHnCfq5vI/AAAAAAAAAEQ/7cE1zGNstKc/s1600-h/14.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5084924190288176882" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFHnCfq5vI/AAAAAAAAAEQ/7cE1zGNstKc/s200/14.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFHnSfq5wI/AAAAAAAAAEY/g0zzVqS9cV8/s1600-h/16.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5084924194583144194" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFHnSfq5wI/AAAAAAAAAEY/g0zzVqS9cV8/s200/16.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFHnSfq5xI/AAAAAAAAAEg/dma9_2Qd3UU/s1600-h/17.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5084924194583144210" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFHnSfq5xI/AAAAAAAAAEg/dma9_2Qd3UU/s200/17.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFHnifq5yI/AAAAAAAAAEo/-5uPw7nHhU4/s1600-h/19.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5084924198878111522" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFHnifq5yI/AAAAAAAAAEo/-5uPw7nHhU4/s200/19.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Presentation evening at ROXY&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In 20 May 2004, TECHNE Digital Performance Platform organized an evening at Roxy Night Club. The evening featured interactive performances, screening and a dj session in collaboration with Nomad.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-4674885633938144479?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/4674885633938144479/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=4674885633938144479' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/4674885633938144479'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/4674885633938144479'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2007/07/presentation-evening-at-roxy-in-20-may.html' title='Evening at ROXY'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpFSoyfq58I/AAAAAAAAAF4/NsVFTY1cQuc/s72-c/e_flyer.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-6637309312590332881</id><published>2007-06-27T07:46:00.000-07:00</published><updated>2007-08-30T13:45:11.218-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Essays on Dance Performance and Digital Culture'/><title type='text'>DBM report</title><content type='html'>“A Brief Account of the Contemporary Dance in Turkey”&lt;br /&gt;Aylin Kalem, June 2007&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Contemporary Dance Scene entered into a very dynamic period, rapidly growing from 2000 onwards, with the emergence of a young contemporary dance community consisting of a diversity of dance people, not just dancers, which included the two generations and younger ones. One of the ways of generating such a community was simple: a mailing group devoted exclusively to the contemporary dance field was created. This new form of communication made it possible for dancers to be visible first among themselves, and it also functioned as a source of motivation to organize their structure and identity, as a mode of circulating knowledge, a space for exchanging ideas and occasionally as a forum for debate. This process, allowed dance people to see the importance of a network, and helped to build a kind of solidarity among dance people, to get into the practice of taking action as one body against common problems.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The first main problems were the lack of rehearsal and performance spaces, of financial support, of management and promotional skills, and of a cultural policy in the country, thus, unable to access an audience in general. However, these poor conditions gave birth to other dynamics, an awareness among the dance community, and of the necessity of taking the responsibility and action not only in artistic creation, but also in organization, networking, engaging in civil initiatives by contacting cultural centres, academic units, foreign cultural institutes, municipalities, etc… In this way, the dance community learned to work as a big unit, a big family.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;After 2000, more and more dance people began circulating internationally. A number of young dancers have gone abroad for training, teaching, dancing, creating, and engaging in collaborative projects. And upon their return, they opened channels for other dancers to expand in similar ways.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;And now, with Istanbul as the imminent European Cultural Capital in 2010, there really is a movement among the Istanbul dance people engaged in organizational and networking activities, and there is also a growing interest among international networks regarding contemporary forms of art in Istanbul.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;However, one can say that this movement is more about improving the working and promotional conditions of the dance field in general. In other words, generally speaking, it is not an artistic movement, but rather a civil movement, to develop the field. So, we cannot really talk about specific artistic tendencies that are being built up, except perhaps in the work of a couple of choreographers like Aydın Teker and Taldans (Mustafa Kaplan &amp; Filiz Sızanlı). It is more of a research in building strategies to keep sustainability, to become more visible and to exist on the international level.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;One of the factors that have given momentum to the younger generation of contemporary dance has been offered by IKSV. The Istanbul Foundation for Culture and Arts has recently started to include young and new dance productions to the international programme of their Theatre Festival, and have contributed to their international diffusion by presenting the works of some young choreographers at its organizations in foreign countries.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇGSG -Contemporary Performing Arts Initiative- met for the first time in 2005 under the facilitation of Istanbul’s Bilgi University Management of Performing Arts programme, and then has continued to meet regularly in order to define the common problems, to take civil action through the engagement of local governmental institutions, and has lately organized a festival on the Asian side of Istanbul, where there is really very little going on in terms of contemporary artistic activity.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Garajistanbul, has very recently been founded to respond to the need of a performance venue, and dedicated its programme to dance and performance two days a week. Young choreographers found the opportunity to present their own works and to engage in collaborative works. There were, of course, other theatre venues before, but Garajistanbul started out as a contemporary dance/performance venue from the beginning with a new and adaptable setting, and has gained an identity as a performance space around which the contemporary dance community has at long last found a place to meet and exchange ideas.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On the other hand, there is a very small circle within the audience whose members are people who also work in the field of dance or are dance amateurs. It will still take a while to reach a more general audience. This is mostly due to the relative lack of a dance criticism in particular, and a tradition of good criticism on the arts in general. There is still no journal or magazine exclusively devoted to critical writings of contemporary dance. There is one dance magazine dedicated to popular dance in general, and there are good theatre magazines occasionally sparing some pages for reflective writings on dance, and very few examples in the newspapers. So, it can be said that there is no dance culture, around which reflection on dance is being fostered among intellectuals and dance followers.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Growth of Dance in Turkey&lt;br /&gt;Contemporary dance in Turkey seems to have originated primarily and historically in the works of the ballet dancers from the end of the 1960’s onwards. Considering the history of Ballet in Turkey, this movement deviating from classical ballet towards Modern and Contemporary Dance began shortly after the establishment of the State Ballet in Turkey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ballet in Turkey does not have a long history and it goes in parallel with the history of the Republic, founded in 1923. The first account of ballet dates back to 1921 when L. Krassa Arzumanova’s arrived in Turkey, after fleeing from the regime in Russia; a white Russian, trained at the Ballet School of St Petersburg. She was invited to Ankara in 1929 by Atatürk to set the grounds for classical ballet and thus, she was the first ballet teacher in Turkey. Her students gave their first performance in 1931 in Casa d’Italia. On the other hand, the institutional establishment of ballet in Turkey was established by Dame Ninette de Valois in 1948, under the name of Yeşilköy Ballet School in Istanbul. This school moved to Ankara in 1950, forming the Ballet Division of the Ankara State Conservatory. Since that time, there has been a very fast development for Ballet in Turkey with a growing amount of ballet dancers and choreographers in the State Conservatories, public houses and private schools.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;However, the institutionalization of Modern or Contemporary Dance in Turkey is going through a much harder period compared to Ballet, and has not yet reached a satisfactory level. This situation seems to be strongly due to the lack of a recognizable cultural policy of the Ministry of Culture in general and the absence of a contemporary performing arts policy in particular. This situation has of course, many advantages for the flourishing of a rather independent form in artistic terms besides undeniably poor conditions for contemporary dancers. These disadvantageous conditions and common problems are one of the reasons for contemporary dancers and performance artists in Turkey to join together, and work in collaboration, producing through solidarity. So, there has been quite a movement in the last five years within an independent contemporary dance circle, composed of a variety of dance/performance people who come from different backgrounds in terms of dance training.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The first generation of Modern Dance in Turkey was of course quite homogeneous in terms of the dancers’ origins. It mainly consisted of some ballet dancers of the Ankara State Conservatory and Opera. Some of these dancers went abroad for Modern and Contemporary Dance training, and upon their return, started the movement towards contemporary dance by contributing in different ways such as creating modern pieces within the State Ballet, setting up their own companies, teaching Modern Dance techniques, staging their own pieces in various places and occasions, establishing their own private dance schools, organizing Modern and Contemporary dance workshops, teaching theoretical and practical courses in various University departments outside dance, writing critical articles on dance, and setting up Modern Dance departments as a division at the Conservatory and also as a University department. These people form the first generation of Modern and Contemporary dance dating back to late Sixties.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;First Generation Choreographers&lt;br /&gt;Sait Sökmen (1942), trained in the Ankara State Conservatory and danced for the State Ballet, he spent a couple of years studying in the London Contemporary Dance School,  and later staged the first Modern piece called Çark (The Wheel) to Ravel’s music, in 1968. He is considered to be the first Turkish choreographer. He then went to New York to work with Georges Balanchine, Jerome Robbins and Alvin Ailey and upon his return, he choreographed his other modern piece Kurban (The Sacrifice) with no music, in 1975-76, and then Konçerto (Concerto) to Bach’s music in 1980-81. As Prof. Dr. Jak Deleon puts forth in one of his articles “Sait Sokmen has done extensive research into various dance techniques, classical and modern. He believes in striving for a synthesis of all forms, steps and positions of classical ballet and modern dance, and claims to be an avid disciple of the techniques of Martha Graham and Alwin Nikolais.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Similarly, there were other trained ballet dancers who went abroad to work on Modern dance techniques and created their own pieces upon their return, like Geyvan McMillen, Duygu Aykal, Şebnem Aksan, Aydın Teker, Dilek Evgin, Beyhan Murphy, Zeynep Tanbay and others. These choreographers trained in various centres and with the dance masters of the world such as the London Contemporary Dance School, in New York with Merce Cunningham, Martha Graham, Alvin Ailey, and in Germany with Kurt Joos, et al in the Seventies. Thus, they were able to follow what was going on in those years, in the eminent dance centres of the world and to learn the Modern dance techniques of that era. They were important figures in transmitting their experience and knowledge to other dancers, and introduced the notion of creating pieces with the contribution of the dancers, a contemporary mode of creation.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In the beginning of the Seventies, with the international festivals organized by the Istanbul Foundation for Culture and Arts, beginning in 1972, the audience was introduced to some modern dance pieces from foreign companies, as well as music. Throughout the years, the performances of Merce Cunningham, Alvin Nikolais, Alvin Ailey, New York Harkness Ballet, Carolyn Carlson, Molissa Fenley, Martha Graham, Paul Taylor, Ballet Rambert, Jiri Kylian have been presented as well as many other examples of more contemporary work with the inauguration of the International Istanbul Theatre Festival, like Robert Wilson, Pina Bausch, Wim Vandekeybus, Anne Teresa de Keersmaeker, Jan Fabre, etc. This inspired new and fresh ideas for dancers and choreographers, and motivated the younger generation to enter the field of dance.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;There were only a few dance companies in the Seventies, such as Geyvan McMillen Modern Dance Theatre, consisting mainly of the State Ballet dancers and presenting new creations in the styles of contemporary ballet, dance theatre and modern dance. Another company which still continues to produce began performing in 1972, under the name of Contemporary Ballet Company run by Cem Ertekin. The dancers of this company are mainly the former students of the Istanbul University State Conservatory Ballet Department, where Cem Ertekin also teaches, so the style of the works is rather neo-classical, with a strong ballet technique.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In the Eighties, the first generation of choreographers continued to create modern dance and modern ballet productions in the State Ballet like Güloya Aruoba, Oytun Turfanda, Aysun Aslan, Selçuk Borak, Nasuh Barın and Beyhan Murphy. Each of these choreographers worked in different styles, from using folkloric motifs in search of a local modern creation to modern dance and dance theatre, from contemporary ballet to neo-classical ballet… This movement still continues with choreographers of the State Ballet like Nil Berkan, Sibel Kasapoğlu, Erdal Uğurlu, Uğur Seyrek, Binnaz Aydan, etc…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkuaz Modern Dance Company (1989-1994) inaugurated by Aysun Aslan and İzzet Öz was very important in creating a younger dance audience. It presented dynamic, colourful, avant-garde, Post-modern style works of various choreographers like Aydın Teker, Geyvan McMillen, Dilek Evgin, Selçuk Borak and Aysun Aslan. New works were created within Türkuaz as well as some works that have already been presented, like that of Duygu Aykal’s İnsancık. The dancers were from the Istanbul State Opera and Ballet. The work, however, was too much for them. The company resisted to the hard conditions for only five years and then had to stop due to the lack of financial support.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Formation of the Second Generation – An Interdisciplinary Approach&lt;br /&gt;Moving on toward the Nineties, there was a development quite foreign which in fact contributes a lot to today’s independent Contemporary Dance scene. A second generation was being trained from the mid-Eighties onwards by the older generation, among young followers of dance and university students coming from other disciplines. So, the formation of the second generation was completely different than that of the first one, and it expanded in a non-institutional way. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;One of the occasions for modern dance workshops was created by Geyvan McMillen in the Yıldız Technical University in Maslak. It was a group of multi-disciplinary university students who learned movement techniques in these workshops and then formed a group of movement research in the dance club of Boğaziçi University. This group later formed Yeşil Üzümler (Green Grapes) Performance Group and was the source for independent dancers, choreographers and performers later who started to create their own work in an interdisciplinary fashion. Zeynep Günsür (Movement Atelier), Emre Koyuncuoğlu (Emre Koyuncuoğlu Project), Mustafa Kaplan (Taldans, Çatı Dance Association), Ziya Azazi (dancer and choreographer), Deniz Boro (Çatdal – Contemporary Turkish Dance Lab) were the ones who would later form other people around their works.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TAL (Theatre Research Lab) was another location to bring forth independent performers and choreographers. It was a creation of Beklan and Ayla Algan, two eminent theatre people who formed this lab within the Municipal Theatre to explore the dynamics of energy in movement. Mustafa Kaplan made an enormous amount of research that founded the basis of his creative work. He also continued to transmit his own research to form other dancers who would later create their own choreographic works; he is an important figure in the creation of an independent contemporary dance scene in Istanbul. Mustafa Kaplan now works with Filiz Sızanlı, they create together under the name of Taldans, whose works are the most exposed, especially within Europe.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şebnem Aksan contributed to the development of contemporary dancers by organizing workshops, inviting movement researchers and choreographers from abroad, and gathering a variety of people from different backgrounds. These workshops were important occasions to learn contemporary techniques and improvisation works, and an exercise for making choreographies.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ISM (Istanbul Art Centre) was another important location in the creation of independent dancers coming from various other disciplines. Christine Brodbeck and Mustafa Kaplan led regular classes and workshops in a tiny studio where many dancers were formed.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aydın Teker, as the influential figure for contemporary dancers today, started to realize her site specific works in the beginning of the Nineties. These works stand very much between contemporary dance and performance. She started working project-based, with some of the Istanbul State Opera and Ballet dancers and later with independent dancers. These dancers started to move in another way than their training. They developed a different style while working with Aydın Teker who does fundamental research in movement and develops a different technique in each of her projects. Her Aulos series were quite avant-garde site specific works, using some interesting and powerful spots in Istanbul. These sites differed from the study hall of the Mimar Sinan University to a section of Yıldız Palace and its garden, from a junkyard in Sultanahmet area to the Byzantine cistern, from the warehouse in Antwerp to a playground under the Brooklyn Bridge. She created other performance pieces in a variety of sites. She included dancers from various backgrounds, and each project provided a unique experience and particular movement training for these dancers throughout the creation process. This is mostly due to the choreographer’s choice of setting a challenge, and mostly a bodily challenge and to work on it in a minute detail until a weird movement technique comes out of it. Thus, in the Nineties, Aydın Teker was a very effective figure in the contemporary dance scene in Istanbul. Many dancers working with her went on to build their own independent work.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Beginning of the First Professional Contemporary Dance Education at the Conservatory&lt;br /&gt;1992 is an important date for today’s contemporary dance, as Şebnem Aksan founded the Modern Dance Department at the Mimar Sinan Fine Arts University State Conservatory, which forms dancers in contemporary techniques with tremendous emphasis on the Anatomy. The students also find occasions to create their own projects with the support of interdisciplinary and theoretical work as well as their courses on physical training and techniques of composition and improvisation. The department now offers Masters and PhD programmes and has hosted many short-term trainers from abroad, forming over the course of time its teaching staff from its own core. Tuğçe Ulugün Tuna was the very first and most contributing student of this department. She started teaching while also continuing her higher studies. She danced in Aydın Teker’s many pieces and thus, built upon her choreographic talents by working very closely with her.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1992 was also the founding year of MDT (Modern Dance Company) within the Ankara State Opera and Ballet. It is the first institutional Modern Dance Company in Turkey. Beyhan Murphy, having spent many years in London working as a dancer and choreographer, after graduating from the London Contemporary Dance School, became the artistic director and co-founder of the company. Foreign guest choreographers were invited like Ashley Page, Richard Alston, Amanda Miller, Matthew Hawkins, Mark Baldwin, Michael Popper, Samuel Wuersten and Reinhild Hoffmann to stage their own pieces. The Company staged big productions for the general audience, of a rather mainstream quality. It still continues to this day, although Beyhan Murphy is no longer connected to the Company, as she now lives and produces in Istanbul.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dans Fabrikası (Dance Factory) was an initiative of various dancers like former Türkuaz Company dancers and independently trained dancers. It started in 1992, performing their new creations oversees. Unfortunately, performances were not on a regular basis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Berrak Yedek, a Turkish dancer, formed in various locales abroad, started a dance company for some years called Kumpanya Bale Türk. It consisted of young dancers who performed pieces in the neo-classical style. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Festival Organizations&lt;br /&gt;Assos Performance Art Festival brought an interdisciplinary approach to dance/performance organized in a rural area of the Aegean region. It was an international festival that produced site-specific works in open air and in historical sites with the collaboration of the village people. Aydın Teker and Mustafa Kaplan were among the participants. The festival was inaugurated by a very innovative performer Hüseyin Katırcıoğlu, in 1993, and lasted until his death in 1999. He was in the process of creating a performance centre through his own efforts out of the ruins of an old factory but, tragically, died falling down from the roof, while trying to repair it. This event took place and some newspapers commented that it was the result of the lack of sponsorship for avant-guard performance arts and an example of the poor conditions of the artists.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Performance Days by an association of performance artists dags + (Interdisciplinary Young Artists Association) was organized three times in 1996, 1997 and 2003. They were an occasion to bring together artists from a diversity of disciplines. They were also an occasion for innovative choreographers to experience more in the field of performance and to create avant-guard pieces. Aydın Teker’s Co-m(press)ed was one of them. Another site-specific work was created in various locations of the old mint. The piece was more of a performed installation.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In fact, there have been quite a number of festivals organized, but none of them showed a long-term sustainability. Now, we have young festivals which will hopefully continue in existence. The situation seems to be a little bit more favourable, as there are lots of dance people who work in solidarity, but the financial part is still a problem. IKSV (Istanbul Foundation for Culture and Arts) has not yet been capable of raising funds for an international festival devoted to Contemporary Dance. They present some mainstream modern pieces in the Music Festival and some contemporary pieces in the Theatre Festival. International CRR Dance Festival lasted from 2000-2005, as an organization of the Municipality but stopped because of the policy of the government. There have been many independent initiatives, like Görünürlük Projesi (visibility project) organized in 2005 and 2006 by Galata Perform in the streets and art spots of Galata area dedicated to interdisciplinary performance projects,  Açık Alan, organized in 2005 by Şule Ateş, was centred around another area called Cihangir, and mainly its park, Ph.D. Dance Days, organized by Barefeet Company in 2005, Istanbul Reconnects, an organization by bimeras, started last year and presented international works of contemporary dance and avant-guard performance, Techne 06 was the first international festival devoted to Digital Performance in 2006, Transit Doğaçlama will realize its second edition at the end of this month, a festival devoted to Improvisation. We had many firsts this year like Dance Camera Istanbul (the first festival on dance films), Istanbul Dance Festival (as the continuation of the one shot Istanbuldanse, organized by the French Cultural Institute in 2004), ÇGSG Sahne Sanatları Buluşması (Contemporary Performing Arts Initiative’s organization) in Kadıköy, the Asian side of Istanbul. The only sustainable festival that has being organized for nine years now is in Ankara, METU Contemporary Dance Festival which is international. It is an initiation of the university students who are involved in dance in their university years, bringing with them fresh ideas through an education in other disciplines, like architecture, sociology, etc... They formed a dance group that developed throughout the years and led some to continue as a dancer, choreographer, writer or instructor or went abroad to continue in their dance training. Handan Ergiydiren Özer, Şafak Uysal with his group Laboratoire are the some who now live and produce in Istanbul. There was also an attempt to create a modern dance department in Ankara Hacettepe University, but it failed in the end.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geyvan McMillen, one of the first generation of dance figures, founded the dance department at the Yıldız Technical University in Istanbul. This department stands as the only professional contemporary dance education in a University Department apart from the Conservatory.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Independent Dance Training&lt;br /&gt;In the beginning of the year 2000, there was a growth of dance studios for an independent form of dance training. Taldans was transformed into Çatı Studio in 2001 and then into Çatı Dance Association in 2004, with dancers being formed around Mustafa Kaplan, which started to programme performances and workshops on an international level. Later on, this led to the creation of another independent dance centre Dansbuluşma Istanbul that has formed and continues to form aspiring dancers. Bilgi Atölye of Istanbul Bilgi University included open dance courses in its regular programme. Mekan was an important locale offering regular courses and workshops for dance amateurs. However, it had to leave the building. There are more and more other dance studios focussed on contemporary dance like Rolling Dance and Açık Sahne that create their own circle of independent dancers.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dance Companies and Project Groups starting in the 2000s&lt;br /&gt;Zeynep Tanbay Dance Project, which started to produce independently in 2000, has become in fact the first dance company who produce under the sponsorship of a bank, Akbank Sanat. Zeynep Tanbay, who spent many years in the States, was trained in the Graham technique, and her works show a strong modern technique. The Company is composed of young dancers.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geyvan McMillen started a dance theatre company with the students of the Yıldız Technical University Dance department. This dance company was under the sponsorship of CRR Municipal Concert Hall. It lasted for some years but as CRR stopped its support, the dance theatre took the name of Istanbul Dance Theatre and now works independently. The company hosts foreign choreographers and has staged some modern pieces.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıplak Ayaklar Kumpanyası (Bare Feet Company) is an independent dance company composed of independent young dancers and choreographers from various dance backgrounds, like MSGSÜ Modern Dance department, METU Contemporary Dance Company, and others who have pursued their training abroad and who also perform in foreign companies. It is a very active company, performing their own creations along with collaborative international projects, inviting foreign choreographers to create for the company. They all have a very strong contemporary dance technique. It is probably the company that performs the most and the contemporary company which is the most well-known by the general audience. The company has a strong tendency to create dance works and installations in political discourse. The group is very active also in organization. They organized a dance festival Ph.D. Dance Days in June 2005 and a summer camp in 2006. The members are also actively engaged in their own artistic projects. The last big organization is Istanbul Dance Festival in June 2007. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Apart from the dance companies, there are some independent project groups. One of them is Dilek Evgin Dance Project. As an example of the first generation, Dilek Evgin comes from a ballet background and she is the head of the ballet department of the State Conservatory at the Mimar Sinan Fine Arts University. She is working with the dancers of the Istanbul State Opera and Ballet and her choreographies have a rather contemporary ballet style, with the dancers trained in a strong ballet technique.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuğçe Tuna Dance Project is a contemporary dance project of the choreographer Tuğçe Tuna. As she is training at the Conservatory, she enjoys the advantage of working closely with her students. She shows a very strong contemporary technique blended with innovative ideas. In her past pieces, she showed a very close link to her personal history. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hareket Atölyesi is an independent group of women of different ages and different backgrounds who work in the field of performance. They have been working regularly since 2000 with the leadership of Zeynep Günsür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Laboratuar is a group originally formed in Ankara, consisting of dancers coming from different University disciplines. Most of the members moved to Istanbul, as with Şafak Uysal, the leading choreographer of the group. They mostly produce works originating in an intellectual activity rather than in movement research.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Under 9 is another project group formed by the choreographer İlyas Odman. He is mostly known for his solo works in which he challenges himself with an object. He has just started to participate in foreign organizations.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Apart from the above, there are more independent younger generation choreographers such as Talin Büyükkürkçüyan, Aytül Hasaltun, Sevi Algan, Maral Ceranoğlu, and others, and many others to follow, thanks to the growing interest and enthusiasm for expansion, in quantity and eventually, in quality …&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;For some of the information in this text, I would like to thank Prof. Şebnem Aksan for her kind help, and to Prof. Dr. Jak Deleon for having left us an archive of the history of dance in Turkey.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-6637309312590332881?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/6637309312590332881/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=6637309312590332881' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/6637309312590332881'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/6637309312590332881'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2007/06/dbm-report.html' title='DBM report'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-5092449120428523022</id><published>2007-06-06T07:50:00.000-07:00</published><updated>2008-12-08T13:00:02.071-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Reviews'/><title type='text'>"Güneşli Pazartesi" - Tiyatro tiyatro - June 2007</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RmbKk2Ru0HI/AAAAAAAAADo/ogjrE3XkA3c/s1600-h/gp01a.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5072964764673429618" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RmbKk2Ru0HI/AAAAAAAAADo/ogjrE3XkA3c/s320/gp01a.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Erkeklerin dünyasına dair bir ‘fiziksel tiyatro’ çalışması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şafak Uysal ve Bedirhan Dehmen Güneşli Pazartesi’de klişeleşmiş dostluk ilişkilerini fiziksel eylemlerle sorguluyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aylin Kalem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneşli Pazartesi Şafak Uysal ve Bedirhan Dehmen’in “fiziksel tiyatro” olarak tanımladıkları ortak çalışmaları. Çeşitli dans biçimlerinden beslenen bu oyun iki erkek arasındaki dostluğu sosyo-kültürel bir kılıf üzerinden anlatıyor. Her erkeğin çocukluktan yetişkinliğe dek arkadaşlar arasında yaptığı fiziksel eylemleri sahneye taşıyan bu ikili, çağdaş şehir yaşantısında bir yandan bu eylemleri Baudrillard’ın deyimiyle ‘kopyaların kopyaları’ hallerinde sunarken bir yandan da gerçek ve özgün ilişki biçimleri yine de var olabilir mi sorusunu soruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyun somut olarak bir vapur seferi sırasında geçiyor. Banklarıyla, pencereleriyle sahnede bir vapur dekoru kurulmuş. Pencerelere yansıtılan gerçek bir seferden çekilmiş boğaz kıyılarının hareketli görüntüleri ise bizi gerçek bir yolculuğa dahil ediyor. Bu aynı zamanda zihinde beliren sorular arasında yapılan bir yolculuğu yansıtıyor. İstanbul’un kaçınılmaz gerçeği yolculuk, Karaköy-Kadıköy arası yapılan iki kıta arası vapur seferi, zamanı askıya alarak iki belirli alanın arasında kalan o belirsiz alanın insanda kışkırttığı yeniden yapılanma arayışlarıyla üst üste biniyor. Toplumsal kimlik tanımlarının belirsizleştiği bu alanın suyla maddeleşmesi, üzerinde gezinen maceraya, değişime açık ama yine de toplumsal bir alan olarak vapurun bu ortama dalması, çarpması ve sallanması imgelerini harekete geçirerek hassas, tehlikeye açık ancak güçlü bir ‘dönüşüm’ fikrini çağrıştırıyor. Bu bağlamda oyunun mekan, tema ve estetik kurgusunun karşılığı Deleuze’ün ‘yersizleşme’/‘bölgesizleşme’ (déterritorialisation) önermesiyle okunabiliyor. Sosyo-kültürel ve mekansal bağların belli bir zaman diliminde zayıflaması yeni yapılanmalara doğru dönüşüm sürecinin başlama olasılığını da haberliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nispeten çizgisel bir anlatımla tasarlanan oyun klasik bir giriş-gelişme-sonuç yapısı üzerine kurulu. Videodan aktarılan evden çıkış, trafik ve iskeleye varma görüntülerinden sonra, vapur yolculuğu boyunca gitgide büyüyen fiziksel aksiyonlarla resmedilen sataşma, yarışma, güreşme, cinsellik paylaşımları ve birlikte alem yapmaktan, tezahürata dönüşen naralara, askerlik deneyimlerine uzanan biçilmiş ilişki hallerini izliyoruz. Ardından, ilişkiyi zedeleyen birbirini satma eylemiyle oyun en yüksek noktaya çıkıyor ve yine güvenin kurulmasıyla sorunun çözülmesi, birlikte eğlenme, dostluğun yaşanmışlıklarla pekişmesi ve rahatlamayla son buluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu imge zenginliği metaforik ve gerçekçi anlatımlara yayılıyor. Baştaki iletişimsizlik teması sigara dumanı metaforuyla işleniyor. Birinin sigara dumanını üfleyerek dokunma hamlelerinde bulunduğu diğeri, her seferinde duman ona ulaşamadan -farkındasızlık içinde- yerini değiştirerek dumanın boşlukta süzülmesine neden oluyor. Sanki söylenecek sözler bir türlü yerini bulamıyor, ilişki kurma çabaları karşılıksız kalıyor. Böyle bir metaforu Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’nde sergilenen A Sort Of adlı yapıtından da tanıdığımız İsveçli koreograf Mats Ek 1995 yapımı Smoke adlı ünlü çalışmasında anlatının tam da odak yerinde kullanmıştı. Bir dans filmi olan Smoke’ta duman dansçıların kıyafetlerinden, saçlarından çıkarak birbirlerine söylemek istedikleri sözler olarak imgelenmişti. Benzer bir yaklaşım sunan Güneşli Pazartesi’de duman değil ama sigara başlı başına oyunu kuran bir unsur olarak duruyor. Özellikle sanki buraya ait bir sosyalleşme göstergesi gibi duran, her eylem ve duygu sonrası, keyiflenince, dertlenince, kazanınca, korkunca ya da rahatlayınca yakılan sigaralar iki kişi arasındaki ilişki biçimlerini çerçeveliyor. Yaşanmışlığın ardından yakılan sigara ise en yoğun ve gerçekçi haliyle oyuna son noktayı koyuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sergilenen karakterlerin tezatlığı ise oyuna gerilim sunan tamamlayıcı bir unsur olarak yansıyor. Şafak Uysal’ın sunduğu kişilik muzip, kışkırtıcı, oyunu kuran, kaçan, saldırgan dolayısıyla aktif bir aksiyon sergilerken Bedirhan Dehmen’in soğukkanlı, vurdum duymaz, savunmacı ve daha pasif bir karakteriyle sahne üzerinde etki-tepki-tepkisizlik arasında gidip gelen bir gerilim yaratılıyor. Oyun ilerledikçe bu karakterler çizdikleri sosyal kimlik kabuklarından sıyrılıp uzlaşarak ortalarda buluşuyorlar. Suyun ayıran olduğu kadar insanları birleştiren, ulaştıran özelliğinin altı çiziliyor sanki. Dostluğun belki de herşeye rağmen sürekliliğini sağlayan en belirgin göstergesi de bu değil midir zaten ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahnenin sağ arkasında yer alan camekan bölmede geçen aksiyonlar ise dönüşüm fikrine en yakın duran, sınırların zorlandığı, belirsizleştiği anları yansıtıyor. Burada nispeten dolaysız ve gerçekçi bir anlatım sergiliyor. İki erkek arasında klişeleşmiş, kılıf giydirilmiş dostluk biçimlerinin dışında katışıksız, dolaysız ilişki kurma ihtimalini hatırlatıyor. Duyguların temsil-dışı biçimlerini arayan ürkek, acemi, kararsız, çekingen ve kırılgan tavırlar sergileniyor. Vapurdaki banklar ve sorgu odası niteliğinde parlak ışıkla aydınlanmış bu bölme dışarı ve içeriyi, sosyal bağlamda yapılandırılmış kabul gören ilişki biçimlerini ve bireysel, özgün ve samimi ilişki hallerini temsil ediyor. Bu bölmede olup bitenler oyunun genelinde çok az bir yer tutuyor. Bildik dostluk hallerinin gülünç ve saçma imgeleri çok daha baskın, dolayısıyla görünmeyen, özel olan ilişki ihtimallerini düşünmek biz seyircilere kalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneşli Pazartesi zevkle izlenebilecek net, çocuksu ve sımsıcak bir çalışma. 8 Haziran’da “Istanbuldans” kapsamında Garajistanbul’da yineleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazının bir bölümü Radikal gazetesinin kültür-sanat sayfasında 10 Nisan 2007’de yayımlandı.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-5092449120428523022?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/5092449120428523022/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=5092449120428523022' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/5092449120428523022'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/5092449120428523022'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2007/06/june-2007-tiyatro-tiyatro.html' title='&quot;Güneşli Pazartesi&quot; - Tiyatro tiyatro - June 2007'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RmbKk2Ru0HI/AAAAAAAAADo/ogjrE3XkA3c/s72-c/gp01a.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-5659851479218019999</id><published>2007-05-06T14:07:00.000-07:00</published><updated>2008-12-08T13:00:02.259-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Reviews'/><title type='text'>Camadamlar - Radikal - 06 May. 07</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/Rj5D_ROnnBI/AAAAAAAAAB4/yBH1RSN5eI4/s1600-h/01.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5061557785446554642" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/Rj5D_ROnnBI/AAAAAAAAAB4/yBH1RSN5eI4/s320/01.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cam bardakların üzerinde ‘kırılgan’ bir yolculuk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlyas Odman yeni koreografisi Camadımlar’da cam bardaklar üzerinde iki bedenin hayatta kalma çabasını bedenin enerjisi üzerinden minimal bir anlatımda sundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aylin Kalem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camadımlar.intro Beden-ek çağdaş sahnelemeler kapsamında garajistanbul’da sergilenen, koreografisini İlyas Odman’ın, dramaturjisini Evren Erbatur’un yaptığı bir çalışma. Sahnede koreografın Çağlar Yiğitoğulları ile birlikte var olduğu, çağdaş dansın performans sanatına göz kırptığı bir iş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyun, yerde iki ayrı öbek halinde baş aşağı dizilmiş kırk, elli kadar cam bardakla başlıyor. Oyuncuların dikkatle bardakların üzerine çıkmalarıyla birlikte gerilimin ve riskin dayattığı başka bir gerçekliğe giriliyor, izleyicinin de bu gerçekliğe girebilmesine zaman tanınıyor. Önce bu cam bardaklar üzerinde durabilme ve onlarla mekanda ilerleme becerisini gösteren bu bedenleri seyrettirse de çok geçmeden bu iş, göstermekten ziyade çabalama anına odaklı olduğunu farkettiriyor. Bu salt beceri seyretme halinden sıyrılındığında oyunun kendi gerçekliği ortaya çıkmaya başlıyor ve cam bardakların üzerinde bedenlerin ne yaptıkları, ne gibi formlar aldıkları veya ne kadar dans edebildikleri geride kalıyor. Bundan sonra, bedenlerin sahnede yarattığı enerji bellekteki pek çok imge ve düşünceyi harekete geçiriyor. Hayatta kalabilme, kendi alanını oluşturma ve bir şeylere tutunabilmeye dair kırılganlık ve çabalama hallerini hatırlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyuncular kimi zaman bardakların üzerinde kimi zaman da onlarla birlikte ilerliyorlar. Arada bir durup geriye bakma anları, geride bırakılmış bardaklarla kurulan bellek, bu sürecin izleri... Kimi zaman bardakları dizip üzerine uzanıyorlar, yatmaya çalışıyorlar ve ‘durmak’ seçeneğini kullanmak arzusu vurgulanıyor ama bu seçeneğin asla var olamayacağı kırılgan durumlar hep yineleniyor. Kendine adacıklar oluşturma ama bir türlü yerleşememe, rahatlayamama halleri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu rahatlayamama halleri izleyiciyi de içine çekiyor. Sahnede cam bardakların oluşturduğu ‘gerçeklik’ ve oyuncuların bunlarla kurduğu ilişkiyle doğan ‘yabancılaşma’yla seyirci kendisine dönüyor. 40 dakika boyunca yüreğiniz rahat edemiyor. Sürekliliğini koruyan hata yapma riski, dengeyi sağlayamama ve bardağı kırma tehlikesi... Bu da gerilimin en son ana kadar, hatta ışıkların kararmasıyla oyunun bitişinden sonra -yani ‘dikizleme’ halininin dışında-, seyircinin kendi gerçekliğine döndüğünde de devam ettiğini hissettiriyor. İnsanlığın buluştuğu ortak kaygı: Hayatta kalmak, kimlik bulmak, mekan edinmek, birliktelikler oluşturmak, birşeyler yapmak, sürdürebilmek, vs...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedenlerin birbirleriyle buluştukları anlar onları bu kırılgan durumdan kurtarmıyor. Tam tersine durumlarını birbirleri için daha da riskli konumlara taşıyorlar. Kimi zaman satranç taşlarını dizer gibi mekanını oluşturup karşısına geçip oyununu kurarken kimi zaman da ötekinin mekanını taciz etme, sataşma, körükleme ve ne olacağını izleme halleriyle karşılaşıyorsunuz. Bir anda bardakların yerde yuvarlandığı, birbirlerine teğet geçtiği ve kimi zaman da birbirlerine çarptığı hatta aralarından bazılarının kırıldığı anları izleterek ve şimdi ne olacak sorusunu sordurarak ‘hayat devam ediyor’ demekten öteye gitmeyen çaresizliği yeniden yaşatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müziğin bu çalışmaya dramatik bir alt yapı sunmasına karşın zaman zaman kesilmesi ve cam bardakların yerde sürtülmeleriyle çıkan kuru ve iç gıcıklayan ses, aynı durumu iki farklı gerçeklikte sunuyor. Müziğin varlığı sahnedeki aksiyonu beden formlarının ve enerjilerinin bir dansı gibi seyrettirirken, kesilmesi ise durumun acı gerçekliğini ortaya çıkarıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyah bir pantalonun dışında bedenin çıplaklığının sergilendiği bu oyunda dansçılar baştan sona güçlü bir varlık sergiliyor. Kimi zaman yüzdeki mimiklere izin vermek, yapmamak ama durum bunu doğurduğunda da gizlememek bu çalışmayı gerçekçi ve samimi kılıyor. İlyas Odman ve Çağlar Yiğitoğulları bu noktada karşıt ve birbirini tamamlayan bir estetik ortaya koyuyor. Bardakların üzerinde iki farklı kişilik algılanıyor. Biri bu durumla kendi halinde daha içe dönük bir biçimde baş etmeye çalışırken diğeri nispeten arayan, etrafında olup bitenleri gözlemlemeye çalışan dışa dönük bir kişilik sunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cam bardakların bedenin uzantısına dönüştüğü bu ortamda bedenler sürekli bir denge arayışı içinde gerginlik ve gerilimi yansıtıyor. Çoğunlukla bu çabalamada sahnede varlıklarını yalnız olarak sürdüren dansçılar biraraya geldiklerinde kimi zaman birbirlerini çekerek, kimi zaman iterek, kimi zaman da birbirlerinin üzerine çıkarak birlikte olmanın durumu daha da riskli ve kırılgan kıldığı bir ilişki sergiliyorlar. Ama vazgeçmiyorlar. Oyunun sonunda bardakların üzerindeyken üst bedenlerinin arasında sıkıştırdıkları bardak düşüp kırılsa da yeni bir tanesini yerleştirerek bu çabalama halinin bit(e)meyeceği gerçekliğini bir kez daha hatırlatıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyun genelinde minimal bir estetik sergiliyor. Malzeme ve onunla kurulan ilişki yalın bir düzlemde. Böylelikle, izleyici bu yalınlığın içinde bedenin enerjisine odaklanabiliyor. Oyunun sağlam alt yapısı ve üzerinde duran belirsizlik, karasızlık anlarıysa bu çalışmanın farklı şekillerde okunabilmesini mümkün kılıyor. Zira oyunun beslendiği popüler ‘dikizleme’, taciz etme kültürü ve teknolojinin gitgide insanları ‘uzantı’laştırdığı gerçeği izleyiciyi içine çekiveriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camadımlar bizi bıçak sırtında, çıkışı olmayan, etkisini üzerinizden hemen atamayacağınız bir yolculuğa sürüklüyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gösteri geliştirilmiş haliyle Camadamlar olarak 7, 8, 14 ve 15 Mayıs’ta garajistanbul’da yeniden sahnelenecek. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-5659851479218019999?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/5659851479218019999/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=5659851479218019999' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/5659851479218019999'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/5659851479218019999'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2007/05/camadamlar-radikal-06-may-07.html' title='Camadamlar - Radikal - 06 May. 07'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/Rj5D_ROnnBI/AAAAAAAAAB4/yBH1RSN5eI4/s72-c/01.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-8557931882559416137</id><published>2007-05-06T01:07:00.000-07:00</published><updated>2008-12-08T13:00:02.371-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Interviews'/><title type='text'>Şafak Uysal ve "kayıp çocuklar şehri" - TimeOut Istanbul - May. 07</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/Rj2NjxOnnAI/AAAAAAAAABw/YS7skc-Q1Es/s1600-h/sez+041.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5061357201883896834" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/Rj2NjxOnnAI/AAAAAAAAABw/YS7skc-Q1Es/s320/sez+041.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;şehr’ü evlad’üz-ziyan&lt;br /&gt;nam-ı diger : kayıp çocuklar şehri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Laboratuar biraz eleştirel, biraz psikolojik, biraz kavramsal bir çağdaş dans çalışmasıyla yine garajistanbul’da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aylin Kalem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2007 çağdaş dansa hayırlı geldi. Garajistanbul’un açılmasıyla İstanbul’un ‘bağımsız’ olarak üreten dansçı ve koreografları biraraya toplanıp peşpeşe gösterilerini sunmaya başladılar. Mayıs sonunda sezon bitse de Garajistanbul bu kez Çıplak Ayaklar Kumpanyası’ndan Mihran Tomasyan liderliğinde düzenlenecek bir çağdaş dans festivali’ne ev sahipliği yapacak. Bu festivalle ilgili kapsamlı bilgiye gelecek sayıda ulaşabileceksiniz. Ancak festivalin açılış gösterisi şehr’ü evlad’üz-ziyan bu ayın 30’unda sergileniyor. Adına kanıp Osmanlı’dan kalma geleneksel bir raks gösterisi zannetmeyin. Diğer adıyla kayıp çocuklar şehri güncelliğini koruyan bir olguya değiniyor. Laboratuar bugünün gündemiyle, seksen sonrası kuşağın olgunlaşıp bugüne dek olan sürecini derinlemesine irdelediği, bu çocukluk travmasını tanımlamaya başladığı, sorular sorduğu ve bundan kurtulup dönüşmeyi önerdiği bir yaklaşım sunuyor. Bunu da adeta bir “Ankara Güzellemesi” olarak nitelendiriyorlar. Zira Laboratuar her ne kadar artık İstanbul’da üretmeye başladıysa da Ankara çıkışlı bir grup. Hiçbir elemanı Ankaralı olmayan ama eğitimleri nedeniyle bu şehirde biraraya gelen ve durumlarını ortak noktaları Ankara üzerinden sorunsallaştıran bir grup. Bu grubu ilginç kılan bir başka etmen de üretmeye öncelikle entelektüel çalışmayla başlamaları çünkü aslında üyelerinin neredeyse hiçbiri dansçı olarak yetişmemiş, üniversite yıllarında dansla haşır neşir olmuş ve akademik çalışmalarıyla sahneyi beslemeye çalışmışlar. Laboratuar’ın kurucusu ve lokomotifi Şafak Uysal’la kayıp çocuklar şehri üzerine konuştuk. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;kayıp çocuklar şehri’nin süreci nasıl başladı?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;kayıp çocuklar şehri aslında Laboratuar’ın kuruluşunun altında yatan bir iş. 2003’te bizi biraraya getirdi. Ortak gündemimizin ne olduğunu saptamaya çalışıyorduk. Hepimizin paylaştığı Ankara’ya özgü durumlar vardı. Gündemimizi kuran durumun ne olduğunu sorguladık. Bunu ilk önce uzun bir kavramsal çalışmanın başlangıcı gibi düşündük ve oralarda çıkan temaların karşılık bulduğu örneklere yöneldik. Delicesine kitap okuma ve film seyretme süreci başladı. Elif Şafak’ın Mahrem’ini, Orhan Pamuk’un Kara Kitap, Beyaz Kale ve Yeni Hayat’ını, Gündüz Vassaf’ın Cehenneme Övgü’sünü, Jonathan Coe’nun Uyku Evi’ni okuduk. Özellikle bir uyku laboratuarını konu alan bu son kitaptaki uyku ve rüya temaları oyunumuzun kurgusunu oluşturuyor. Eserin neredeyse tüm kurgusu uyku döngülerinin matematiksel yapısına dayanıyor. Kurmaya çalıştığımız deneyimin rotasını oluşturuyor. “Kayıp Çocuklar Şehri” filminin kendisi de rüya ve çocukluk temaları üzerinden çalışan masalsı bir dile sahip bir film. Bu filmin bize sunduğu ‘kayıplık,’ ‘çocukluk’ ve ‘şehir’ kavramlarına ayrı ayrı baktık. Bu ön çalışma aslında Laboratuar’ın genel anlamda estetik anlayışını ve vizyonunu kurgulamamıza neden oldu. Ve bu noktada bu eser üzerine çalışmaya ara verip Laboratuar’ı oluşturmaya yöneldik. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Eserin temasını oluşturan seksen kuşağı kavramıyla nasıl bir ilişki kuruyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Hepimiz seksen kuşağı çocuklarıyız. Yetiştiriliş biçimlerimizde, kişiliklerimize nasıl yansıdığına dair bir profil çiziyoruz. Bu dönemde ailelerin çocuklarına karşı aşırı korumacı yaklaşımlarıyla gelen naiflik derecesinde bir idealizm var bu kuşakta. Ama bu idealizmi hayata geçirecek donatıdan yoksunluk da var. Bu süreç seksenlerde başladı ve bitmedi hatta daha radikal boyutlara taşındı. Bu kuşağın tepkisel olarak siyasetle ilgili bariyer kurduğu bir ilişkisi var. Ankara örneğinde ise bir taraftan müthiş bir düzen var, bir taraftan ise karınca yuvası gibi sürekli akan ve dönüşen bir trafiği. Bu öyle bir şey ki artık elini koyduğun yerde parmak izin kalmamaya başlıyor. Sürekli başka bir şeye dönüşüyor. Tutunduğun deneyim parçaları artık yerlerinde durmuyor ve çoğu zaman bunun farkına bile varılmıyor. Bu durum elbette İstanbul’da da benzer, ama yine de İstanbul tarihi bir şehir olduğundan değişmeyen şeyler de var. Ankara’da ise durum radikal düzeyde. Tutunacağınız bir şey yok, kendinize deneyimler cetveli oluşturamıyorsunuz. Laboratuar olarak her birimiz bu duruma dair deneyimler tarif ediyoruz. Ama yine de eserde, Ankara’yı bu deneyim yoksunluğunun sebebi gibi görmek değil, bu durumla yüzleşmeyi amaçlıyoruz. Bu kuşağın daha varoluşsal bir kayıp ve deneyim yoksunluğundan bahsetmek için Ankara sadece bir saha oluşturuyor. Mimarlık tarihi hocalarımızdan birinin söylediği bir şey vardı. “Ankara bir düşler kenti” der, “düşlerle donattığı için, düşleri gerçekleştirdiği için değil, Ankara’da düş kurmadan yaşayamazsın da ondan”. Laboratuar bile bizim için bunun ürünü. Bu deneyimsizliğin dışına çıkmak adına beraberce attığımız politik bir adım. Bu kuşağa ait saf çocukluk ve deneyimsizlik hali, aksi durumda var olabilecek kısıtlamalardan da yoksunuz aynı zamanda. Bunu bir kudret olarak görüyoruz. Yakınmayı bıraktığımız noktada, eğer sahip olduğumuz buysa, buradan çıkabilecek siyaset nasıl bir siyaset olurdu sorusunu soruyoruz. Bu durumun götürdüklerini zaten biliyoruz, bize ne kazandırıyor? &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Eserde kurmaya çalıştığınız deneyimi biraz açar mısın?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Tam da bu noktada ve bütün bunlardan sonra, eserin bir anlatı üzerine kurulmasındansa seyirciye bir deneyim yaşatması gerektiğine ikna olduk. İzleyiciye bu kayıplık ve yoksunluk durumunu yaşatmak ve bu kaybın bize kazandırabileceği şeyleri uyarmak. Örneğin eserde eldeki görsel verileri sıfıra indirip seyirciyi hayal etmeye teşvik ettiğimiz bir bölüm var. Kazanç ihtimallerini tetiklemek adına psikolojide bulunan imgelem tekniklerini araştırdık. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bu bağlamda eserde katartik bir arınma söz konusu olabilir mi?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu kelimeden biraz çekiniyorum çünkü seyirciye özdeşleştirme sunmayı amaçlamıyoruz, daha çok deneyimleyebileceği bir ortam, çevre oluşturmaya çalışıyoruz. Sahne koşulları dahilinde seyirciyi katılımcı pozisyonuna sokmak istiyoruz. Katartik anlamda tutulan birşeyin kapılarını açma kaygımız var, ama seyirciyi katartik bir boyuta taşıyacağımızı söylemek şu anda çok iddialı olur. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Öyleyse bir yerleştirme anlayışından bahsedebiliriz.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet böyle bir eğilim var. Bu yüzden geçen sene CRR’deki temsilden mekansal anlamda memnun kalmamıştım. Eserdeki modernite teması ve buna karşılık gelen beyaz duvar metaforunu işleyememiştik. Garajistanbul’daki sunumumuzda ise yerleştirme yaklaşımıyla, seyircinin kendi çalışma ve deneyimleme ortamını yaratmak adına mekanda değişikliğe gideceğiz. Ankara’nın bir türlü iz bırakamadığınız beyaz duvarını izleyiciye de aktarmak istiyoruz. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ekipten bahsedecek olursak...&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Şu an sahnede toplamda 10 kişilik bir ‘ensemble’ var. Kavramsal çerçeveyi ise benim de içinde bulunduğum tamamen başka bir ekip hazırladı. Benimle birlikte Çağla Gülol, Ersan Ocak, Özgür Özakın, Umut Şumnu, Mehmet Ali Üzelgün var. İlk aşamada eserle ilgili metinler ürettik. Bunlara oyunun broşüründe de yer vereceğiz. Ben rejiyi ve koreografik tasarımı yapıyorum. Dansçıların yaratıya katılımı ise bu kavramsal çerçeve içinde birbirimize aktardığımız deneyimler yoluyla oluştu. Kavramsal çerçeve ekibi aynı zamanda ses, video ve kostüm yaratımında da görev alarak kurgulanma aşamasına da katıldılar.&lt;br /&gt;Bu eseri geçen yıl CRR’de izlemiş seyircilere ne söyleyebiliriz?&lt;br /&gt;Karanlık bir dünyanın anlatısı üzerine kurulu bir oyun vardı orada. Burada ise deneyime dayalı daha coşkun bir yaklaşım var. CRR’de kullandığımız malzemelerden bazılarını kullanıyoruz, ama yine de başka bir eser çıkıyor ortaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;{şehr’ü evlad’üz-ziyan: kayıp çocuklar şehri}&lt;br /&gt;Garajistanbul&lt;br /&gt;30 Mayıs, 20:00&lt;br /&gt;Reji ve Koreografik Tasarım: Şafak Uysal&lt;br /&gt;Kavramsal Çerçeve: Şafak Uysal, Çağla Gülol, Ersan Ocak, Özgür Özakın, Umut Şumnu, Mehmet Ali Üzelgün&lt;br /&gt;Set &amp; Işık Tasarımı: Kerem Çetinel, Şafak Uysal&lt;br /&gt;Ses &amp;amp; Müzik: Doğuş Bitecik&lt;br /&gt;Kostüm Tasarımı: Fulya Tekin, Çağla Gülol, Gonca Gülol&lt;br /&gt;Video: Ersan Ocak, Mehmet Ali Üzelgün, Önder Sevimli, Doğuş Bitecik&lt;br /&gt;Grafik Tasarım: Güneş Özkal&lt;br /&gt;Yaratıcı &amp;amp; Sahneleyenler: Çağla Gülol, Çağlar Yiğitoğulları, Emre Çelik, Fulya Tekin, Gence Armağan, Güneş Özkal, Şafak Uysal, Umut Ergezen&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-8557931882559416137?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/8557931882559416137/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=8557931882559416137' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/8557931882559416137'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/8557931882559416137'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2007/05/afak-uysal-ile-kayp-ocuklar-ehri-zerine.html' title='Şafak Uysal ve &quot;kayıp çocuklar şehri&quot; - TimeOut Istanbul - May. 07'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/Rj2NjxOnnAI/AAAAAAAAABw/YS7skc-Q1Es/s72-c/sez+041.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-1952725711852703414</id><published>2007-04-30T14:11:00.000-07:00</published><updated>2007-05-14T13:33:17.162-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='News'/><title type='text'>DBM – Akdeniz Dans Haritası</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Danse Bassin Méditerranée (DBM), Akdeniz havzasında çağdaş dans ve sahne sanatlarının gelişimine hareket kazandırmayı amaçlayan, bağımsız ve üyelik sistemine dayalı bir oluşum. Akdeniz havzası temelli olanlar başta olmak üzere, Avrupa ve dünyanın diğer bölgelerinden sanatçılar ve sanatla ilişkili meslek grupları arasında iletişimi teşvik etmeyi ve ağ oluşumlarının hayata geçmesini kolaylaştırmayı amaçlıyor. Bunun yanı sıra sanatsal alışveriş ve işbirliği imkanlarını artıran organizasyonlara, üyeleri tarafından hayata geçirilen etkinlik ve yapımlara destek veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DBM, uzun süredir çeşitli kesimlerce telaffuz edilen bir ihtiyaca cevaben, Avrupa Kültür Vakfı’nın desteği ile, Akdeniz bölgesinde çağdaş dans alanında faaliyet gösteren tüm kişi, kurum, etkinlik ve oluşumları içeren bir haritalandırma projesi üzerinde çalışıyor. Projenin amacı, çağdaş dans odaklı dans okulu, dans bölümü, koreograf, topluluk, eleştirmen, araştırmacı, kuramcı, festival, etkinlik, sahne ve çalışma mekanı, fon kaynağı, dernek, girişim ve oluşumların tamamını kapsayan, bütünlüklü bir veritabanı oluşturmak. Toplanan bilgiler DBM’in yeni web-sitesinde isteyen herkesin kullanımına açık olacağı gibi, yorum, ek ve güncellemelere elverişli ve esnek bir yapı çerçevesinde değerlendirilmeye çalışılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Proje kapsamında yer alan ülkeler: Arnavutluk, Bosna &amp; Hersek, Cezayir, Ermenistan, Fas, Filistin, Hırvatistan, Karadağ, Kıbrıs, Libya, Lübnan, Malta, Mısır, Sırbistan, Slovenya, Suriye, Tunus, Türkiye, Ürdün ve Yunanistan. DBM, bu ülkelerin her biri için, çağdaş dansın ülkedeki güncel durumuna ilişkin tespitlerde bulunmak üzere bir yazar ve veritabanının oluşturulmasına yardımcı olmak üzere bir araştırmacı ile işbirliği içinde çalışıyor. Bu bağlamda, projenin Türkiye ayağı &lt;strong&gt;Aylin Kalem&lt;/strong&gt; ve &lt;strong&gt;Şafak Uysal&lt;/strong&gt; tarafından yürütülmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harita, hazırlık aşamasını takiben, ilk olarak 8-10 Haziran 2007 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşecek olan 4. DBM Yıllık Toplantısı çerçevesinde sunuma açılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer Türkiye’de, çağdaş dans alanında faaliyet gösteriyorsanız, (1) birlik, dernek ve girişimler; (2) dans okulları ve bölümler; (3) topluluklar; (4) koreograflar; (5) festival ve etkinlikler; (6) sahneler; (7) yazar, eleştirmen, araştırmacı ve kuramcılar; (8) fon kaynakları; ve (9) çalışma mekanı ve rezidanslar kategorilerinden birisi kapsamında DBM – Akdeniz Dans Haritası’nda yer almak üzere Şafak Uysal (&lt;a href="mailto:safak@laboratuar.org"&gt;safak@laboratuar.org&lt;/a&gt;) ile iletişime geçmeniz yeterli.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-1952725711852703414?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/1952725711852703414/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=1952725711852703414' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/1952725711852703414'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/1952725711852703414'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2007/04/dbm-akdeniz-dans-haritas.html' title='DBM – Akdeniz Dans Haritası'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-2001524216693457930</id><published>2007-04-29T16:35:00.000-07:00</published><updated>2009-02-16T22:08:11.864-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Projects: organizational: ongoing'/><title type='text'>Absent Interface</title><content type='html'>A collaborative project of a series of events on “Bodies and Technologies”&lt;br /&gt;(Barcelona, Vienna, Zagreb and Istanbul)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.absentinterfaces.blogspot.com/"&gt;www.absentinterfaces.blogspot.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PARTNER NODES:&lt;br /&gt;TanzQuartier Wien (Vienna): &lt;a href="http://www.tqw.at/" target="_blank"&gt;http://www.tqw.at/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;L'animal a l'esquena (Celra/ Girona): &lt;a href="http://www.lanimal.org/" target="_blank"&gt;http://www.lanimal.org/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Centre for Dramatic Arts (Zagreb): &lt;a href="http://www.cdu.hr/" target="_blank"&gt;http://www.cdu.hr/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bodig (Istanbul): &lt;a href="http://www.bodig.org/" target="_blank"&gt;http://www.bodig.org/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;STEERING GROUP (partner affiliation):&lt;br /&gt;Daniel Aschwanden (TanzQuartier Wien/ Bilderwerfer)&lt;br /&gt;Andrea Bozic&lt;br /&gt;Toni Cots (L'animal a l'esquena)&lt;br /&gt;Scott deLahunta&lt;br /&gt;Ivana Ivkovic (Centre for Drama Arts)&lt;br /&gt;Aylin Kalem (Bodig)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-2001524216693457930?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/2001524216693457930/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=2001524216693457930' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/2001524216693457930'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/2001524216693457930'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2007/04/absent-interfaces_29.html' title='Absent Interface'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-3242691659885969810</id><published>2007-04-29T16:31:00.000-07:00</published><updated>2008-12-08T13:00:02.531-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Projects: artistic'/><title type='text'>L'entre-deux - interactive installation</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RjUrqxOnm6I/AAAAAAAAABA/BsxIyeTz0As/s1600-h/entredeux1_AylinKalem.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5058997770189773730" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RjUrqxOnm6I/AAAAAAAAABA/BsxIyeTz0As/s320/entredeux1_AylinKalem.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;The Piece&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;L’entre-deux (in-between) is an interactive video installation conceived by Aylin Kalem, co-designed with Denis Juge and programmed by Anne Prugnon.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Programme Note&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;There are two sets of short videos on the projection –one on various parts and organs of the body, and the other on various types of mechanical tools and objects. These two types of videos are presented side by side in two separate windows. Although the intention is not to offer direct similarities between the body films and the object films, the viewer may note some resemblances between the movements, forms, colours and textures of the two windows on the projection. The selection of the videos is done by the computer on a random basis within a certain limited possibilities. However, the user may interact by using the mouse and have a certain effect on the randomness of the selection.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Operation&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The installation operates on a CD-Rom programmed with Director 8,5 and consists of digitally formatted film. The CD-Rom may run and operate on a limited randomness in relation to interactivity between the two sets of films. The system is also open to the interference of the user of the mouse which affects the system and thus, the selection of the films.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Concept&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;This installation is based on the body-machine relationship. This relation is re-visited in a contemporary fashion with the introduction of the ‘cyborg’ phenomena although it has been one of the primary concerns of the humanity since its birth. Human kind used various tools in order to survive and is transformed by using them and is evolved into the following centuries. These tools served as prostheses or extensions of the body, augmented the capacities of the body and thus provided an altered perception of the world. The body is constantly experiencing a particular corporeality within the human-machine interaction.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;This work is just a simple suggestion of a personal contemplation of the body in a more or less voyeuristic fashion. The viewer may also control the videos by using the mouse, forwarding or rewinding, accelerating or slowing down the film of the body, thus having a certain control of the movement. The possibility to control the videos of the body is a kind of an invitation to identify oneself with the body on the screen displayed side by side with the films of the tools. The focus is concentrated on the minimal, uncontrolled and involuntary movements of the body proposing a tension caused by the body’s continuous re-adjustment so as to emphasize the vulnerability but also the adaptability of the flesh. In some of the shots the skin and the bones are traversing the camera, getting in and out of the frame, appearing and disappearing, playing with ideas of presence and absence, thus leaving its memory behind, by the act of comparing, on the images of the tools.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Presented at:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Beden-ek" / Kargart, Istanbul, 17-29 March 07&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sinopale" / Contemporary Art Biennial, Sinop, Aug. 06&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"TECHNE 06" / International Istanbul Digital Performance Platform, Istanbul, 17-22 Apr. 06&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"METU Dance Festival" / Ankara, March 04&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"3rd Performance Days" / dags+ &amp;amp; Bilgi Univ., Istanbul, June 03&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-3242691659885969810?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/3242691659885969810/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=3242691659885969810' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/3242691659885969810'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/3242691659885969810'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2007/04/lentre-deux-interactive-installation_29.html' title='L&apos;entre-deux - interactive installation'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RjUrqxOnm6I/AAAAAAAAABA/BsxIyeTz0As/s72-c/entredeux1_AylinKalem.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-8004253993674767001</id><published>2007-04-29T15:27:00.000-07:00</published><updated>2008-12-08T13:00:02.791-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Projects: organizational: past'/><title type='text'>TECHNE 06</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpCvyCfq5tI/AAAAAAAAAEA/sboaengxQDY/s1600-h/Flyer.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5084757253499315922" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpCvyCfq5tI/AAAAAAAAAEA/sboaengxQDY/s320/Flyer.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpCvyCfq5uI/AAAAAAAAAEI/rBaznq8rRx4/s1600-h/AfiÅ.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5084757253499315938" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpCvyCfq5uI/AAAAAAAAAEI/rBaznq8rRx4/s320/Afi%C5%9F.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;International Istanbul Digital Performance Platform&lt;br /&gt;17-22 April 2006&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.techneplatform.org/"&gt;www.techneplatform.org&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;TECHNE 06                               :an international platform on digital performance*&lt;br /&gt;                                               &lt;a href="http://www.techneplatform.org/"&gt;www.techneplatform.org&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;organized by                           :TECHNE digital performance platform**&lt;br /&gt;                                              &lt;br /&gt;mission                                    :to promote the field of digital performance in Istanbul, to present Istanbul as a channel between east and west, international networking, collaboration, exchange &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;date                                        :17-22 April 2006&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;place                                      :Istanbul&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;edition                                    :first&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;type                                        :alternative, independent, non-profit&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;overlapping event                 :IETM meeting in Istanbul 19-23 April (org. by European Cultural Association)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;theme                                     :designing perception***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;activities                                 :interactive installations,  performances, workshops, seminars, working groups and presentations&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;artists from                              :France, Holland, England, Austria, Spain, Portugal, Croatia, Latvia, Turkey&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;venues                                    :Bilsar, Akbank Sanat, Çatı Dance Studio, Istanbul Bilgi University, Istanbul Technical University&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;partners                                  :Dutch Consulate, Institut Français d’Istanbul, British Council, Bilsar, Akbank Sanat, IKSV (Istanbul Foundation for Culture and Arts), Istanbul Bilgi University, Çatı – Hareket Project, Ministry of Culture of Croatia, IARTES, NEC, Cultur Porto.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;contact                                   :aylin kalem&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:aylinkalem@techne-net.org"&gt;aylinkalem@techne-net.org&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;+90 532 276 92 29&lt;br /&gt;                                              &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;* TECHNE 06 International Istanbul Digital Performance Platform focuses on digital performative arts. Body-based artistic works exploring human interaction with new interfaces will be included in the programme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;** TECHNE Digital Performance Platform is an Istanbul based initiative that aims at exploring new potentials of expression and production in digital performance. It was founded in 2003 by an interdisciplinary group of artists and researchers specializing in dance, performance, design and digital technologies. With a firm conviction that art and technology are two inseparable entities, TECHNE founders decided to organize themselves in order to introduce digital performance to the contemporary Turkish art scene.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TECHNE seeks to create an international network of artists, researchers and engineers, and to cooperate with similar organizations in order to enliven the contemporary arts milieu in Turkey, a crucial locale with a firm foot in Europe but one that also extends to the “non-western” world. The main focus here is on collaboration and exchange with the other art locales, especially ones that are not regularly part of the global art circuits.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Since its inception, TECHNE has been a pioneer in the promotion of performative digital arts in Turkey. In this vein, it has made practical as well as theoretical contributions by staging performances, exhibiting interactive installations and organizing seminars inland and abroad. It equally involved itself in local and international art networks and initiated a dialogue amongst a wide array of actors in the fields of art and digital technologies. By doing so, it created a local awareness of digital performance in Turkey as well as drawing the attention of international arts community to Istanbul as a new creative scene.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** Theme: Designing Perception&lt;br /&gt;We are living in an age where mankind is capable of designing its evolution. The developments in the fields of robotics, biotechnology and informatics provided extensions for humans. The human perception is being altered by attaching, inserting and connecting technologies. The perception has become the object of design. We are thus, in a critical phase in the history of mankind, in terms of how to design the perception and how to evolve through the future. Scientists and artists are the protagonists in this process, mutually inspiring each other. The symbiosis of art and technology has regained an inevitable role within the imagination-realisation cycle in the human evolution process. With this impulse, TECHNE emphasizing the cultural diversity of viewpoints promotes works and researches in the integration of art and technology conceived around the theme of designing perception.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TECHNE 06; the first edition of International Istanbul Digital Performance Platform took place in 17-22 April 2006 in six venues with 6 workshops, 2 workshop presentations, an exhibition of 12 interactive installations, 2 live performances, 3 working groups, 3 seminars, 6 artist presentations and 2 project meetings, in Istanbul. 30 artists from 11 different countries participated to the platform. 23 artists are hosted in Istanbul.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TECHNE 06 EVENTS:&lt;br /&gt;Installations&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.techneplatform.org/activities9.html"&gt;Deleted Messages&lt;/a&gt; - Ana Husman (Croatia)&lt;a href="http://www.techneplatform.org/activities3.html"&gt;Demokino&lt;/a&gt; - Davide Grassi (Slovenia)&lt;a href="http://www.techneplatform.org/activities8.html"&gt;El Dibuixant&lt;/a&gt; – Marcel.li Antunez Roca (Spain)&lt;a href="http://www.techneplatform.org/activities5.html"&gt;Raplapla&lt;/a&gt; - Lynn Pook, Julien Clauss (France)&lt;a href="http://cellulae.x-i.net/humans"&gt;Simulacrum Populi&lt;/a&gt; – Jaanis Garancs (Latvia)&lt;a href="http://www.techneplatform.org/activities4.html"&gt;Triptychos&lt;/a&gt; - Nick Rothwell (UK)Kırkbeşlik - Sinan Aşcıoğlu ITU TBT Lab (Turkey)LightBeat - Burçkaan Gürgün (Turkey)GeoViz - Sabanci Univ. Grafics Lab (Turkey)&lt;a href="http://www.citrinitas.com/papers/bridgeproject-site/index.html"&gt;Bridge Project - &lt;/a&gt;Elif Ayiter (Turkey)TypoSonicMirror - Yıldız Technical University (Turkey)L’entre-deux - Aylin Kalem - TECHNE (Turkey)Performances&lt;a href="http://www.techneplatform.org/activities1.html"&gt;SWAP-PROJECT&lt;/a&gt; – Swap (Portugal)Just Marking –Özlem Alkış, Pep Garrigues, Ekmel Ertan - TECHNE (Turkey)Workhops"&lt;a href="http://www.techneplatform.org/activities9_tr.html"&gt;Dance and Media Technologies&lt;/a&gt;" - Johannes Birringer (Germany)&lt;a href="http://www.techneplatform.org/activities12.html"&gt;"Videodance"&lt;/a&gt; - ANOMOS-Armando Menicacci, Emanuele Quinz (France)&lt;a href="http://www.techneplatform.org/activities12S2.html"&gt;"My Body is an Immersive Space"&lt;/a&gt; - SWAP-João Costa, Rudolfo Quintas, Tiago Dionisio (Portugal)&lt;a href="http://www.techneplatform.org/activities12S1.html"&gt;"The Interactive Body"&lt;/a&gt; - SWAP-João Costa (Portugal)&lt;a href="http://www.techneplatform.org/activities014.html"&gt;"Virtual Surgery on Audiovisual Space Tissues"&lt;/a&gt; - RIXC - Jaanis Garancs (Latvia)&lt;a href="http://www.techneplatform.org/activities14.html"&gt;"Systematurgy"&lt;/a&gt; - Marcel.li Antunez Roca (Spain)Seminars“Media Technologies” – Johannes Birringer (Germany)“Digital Performance” in Europe (projects, institutes, groups) - Scott deLahunta (Holland), ANOMOS - Armando Menicacci (France)&lt;a href="http://www.techneplatform.org/activities13.html"&gt;Softwares for Stage: “Isadora ve LifeForms”&lt;/a&gt; - ANOMOS-Armando Menicacci (France)Presentations of ProjectsANOMOS/MOSIGN - Emanuele Quinz (Fransa) “Transpermia” - Marcel.li Antunez Roca (İspanya) “Audio-tactiles installations” - Lynn Pook (France) “Interactive Installations” – SWAP (Portugal)“Multimedia Installations” - Jaanis Garancs (Latvia)“Blind Date. Developing a Multisensorial Interfacing Experience” - Isabel Valverde (Portugal) “Narrativity and Presence/Absence” - Andrea Bozic (Croatia)Workshop Presentations"Dance and Media Technologies" - Johannes Birringer (Germany)"Videodance" - ANOMOS-Armando Menicacci, Emanuele Quinz (France)Working Groups&lt;a href="http://www.techneplatform.org/w2.htm"&gt;“Designing Perception”&lt;/a&gt;- mod.by Aylin Kalem. Emanuele Quinz, Isabel Valverde, Joao Costa&lt;a href="http://www.techneplatform.org/w3.htm"&gt;“Meeting at the Margins: Researcher and Artist&lt;/a&gt;” – mod.by Ekmel Ertan. Marcel.li Antunez Roca, Rudolfo Quintas, Oguzhan Ozcan“Staging New Media – why technology questions dramaturgy and changes the status of the audience”- mod.by Hilde Teuchies. Armendo Menicacci, Eric Joris&lt;br /&gt;TECHNE 06 PARTICIPANTS:&lt;br /&gt;Ana HusmanAndrea Bozic Armando MenicacciAylin Kalem Burçkaan Gürgün Daniel Aschwanden Davide GrassiEkmel Ertan Emanuele Quinz Eric JorisJoao Costa Hilde Teuchies Isabel Valverde Ivana Ivkovic Jaanis Garancs&lt;br /&gt;Johannes Birringer&lt;br /&gt;Julien Clauss  Lynn Pook Marcel.li Antunez Roca Nick Rothwell Oğuzhan Özcan Özlem AlkışPep GarriguesRudolfo Quintas Sabancı University Computer Graphics Laboratory Scott deLahunta Sinan Aşçıoğlu (İTU TBT Lab) Tiago Dionisio&lt;br /&gt;Elif Ayiter&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TECHNE 06 VENUES:&lt;br /&gt;Bilsar BuildingMeşrutiyet cad. 164 Beyoğlu (Beyoğlu Belediyesi karşısı)&lt;br /&gt;AKBANK SANATIstiklal Cad. 14-18 Beyoğlu&lt;br /&gt;Çatı Dance StudioIstiklal Cad. Sadri Alışık sokak. 33 B-Blok, kat:1, d: 4 BeyoğluIstanbul Bilgi University – Kuştepe CampusManagement of Performing Artsİnönü cad. 23, Kuştepe – ŞişliIstanbul Bilgi University – Dolapdere CampusÇizgi AtölyeIstanbul Technical University – Taşkışla CampusTaşkışla, Taksim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-8004253993674767001?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/8004253993674767001/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=8004253993674767001' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/8004253993674767001'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/8004253993674767001'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2007/04/techne-06.html' title='TECHNE 06'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RpCvyCfq5tI/AAAAAAAAAEA/sboaengxQDY/s72-c/Flyer.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-2355730108925592736</id><published>2007-04-29T14:59:00.000-07:00</published><updated>2008-12-08T13:00:02.949-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='festivals 06'/><title type='text'>Attended festivals in 2006</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/Rj5QcROnnOI/AAAAAAAAADg/2u7uQu1RhkQ/s1600-h/montpellier06+afiÅ.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5061571477802294498" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/Rj5QcROnnOI/AAAAAAAAADg/2u7uQu1RhkQ/s320/montpellier06+afi%C5%9F.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="FR"&gt;Montpellierdanse 06&lt;?xml:namespace prefix = o /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;28 Juin&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;17h00 GRAF – Filiz Sızanlı, Mustafa Kaplan / Taldans (Théâtre du Hangar)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;18h30 MAMOOTOT – Ohad Naharin / Batsheva Dance Company (Studio Bagouet)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;20h30 HELL – Emio Greco (Opéra Berlioz)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;29 Juin&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;20h30 ZAHRBAT – Kader Attou (Opéra Comédie)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;22h30 DOUBLE DEUX – Gilles Jobin (Cour des Ursulines)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;30 Juin&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;18h30 HUWA – Radhouane El Meddeb (Théatre du Hangar)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;20h30 REGI – Boris Charmatz (Théâtre de Grammont)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;1 Juillet&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;19h00 BLEU DE TERRE ROUGE – Rita Quaglia, Lluis Ayet (Studio Bagouet)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;20h30 D’UN SOIR UN JOUR – Anne-Teresa de Keersmaeker / Rosas (Opéra Berlioz)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;2 Juillet&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;19h00 TITRE PROVISOIRE / UN AN APRES…– Nacera Belaza (Théâtre de Grammont)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;21h00 HA ! HA ! – Maguy Marin (Opéra Comédie)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;3 Juillet&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;16h30 SMALA BB - Khalid Benghrib (Théâtre du Hangar)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;4 Juillet&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;18h30 AKABI – Aydın Teker (Théâtre de Grammont)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;20h30 IMPRESSING THE CZAR – William Forsythe / Ballet Royal de Flandre (Opéra Berlioz)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="FR"&gt;Biennale de la danse de Lyon 2006&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;20 Septembre&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;19h30 METAPOLIS II – Frédéric Flamand / Ballet National de Marseille (Opéra de Lyon)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;21 Septembre&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;12h30 EXTRACORPO - Joao Saldanha / Atelier de Coreografia (Le Rectangle)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;18h30 PAPER SHIP – Esra Yurttut / Noland (Opéra de Lyon)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;20h30 OTHER DANCES, CLOSER, FANCY FREE - Benjamin Millepied &amp; Company (Maison de la Danse) &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;22 Septembre&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;18h30 CHATHA – Aicha M’barek &amp;amp; Hafiz Dhaou ( C. C. National de Rillieux-la-Pape)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;20h30 LA CHAMBRE D’ISABELLA – Jan Lauwers &amp; Needcompany (Théâtre de la Croix-Rousse)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="FR"&gt;Monaco Dance Forum 2006&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;11 Décembre&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;20h30 PURUSHARTHA – J. Palazhy / Attakkalari (Théâtre des Variétés)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;12 Décembre&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;20h30 PEPLUM – Cie Nasser Martin-Gousset (Grimaldi Forum)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;13 Décembre&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;15h00 KONNECTING SOULS – Franck2Louise (Opéra de Monte-Carlo)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;20h30 22…&amp;amp; &lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;HOW LONG DOES THE SUBJECT … - Bill T. Jones &amp; Trisha Brown (Grimaldi Forum)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;14 Décembre&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;20h30 Farruquito y Familia (Grimaldi Forum)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;15 Décembre&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;18h00 LONE EPIC, LULA &amp;amp; THE SAILOR… - Louise Lecavalier (Opéra de Monte-Carlo)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="FR"&gt;20h30 LA CITE RADIEUSE – Fréderic Flamand / Ballet National de Marseille (Grimaldi Forum)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-2355730108925592736?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/2355730108925592736/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=2355730108925592736' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/2355730108925592736'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/2355730108925592736'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2007/04/attended-festivals-in-2006.html' title='Attended festivals in 2006'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/Rj5QcROnnOI/AAAAAAAAADg/2u7uQu1RhkQ/s72-c/montpellier06+afi%C5%9F.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-8638954450935707566</id><published>2007-04-29T14:49:00.000-07:00</published><updated>2008-12-08T13:00:03.133-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Reviews'/><title type='text'>DANS EDEN ŞEHİR: LYON - Trendsetter - Nov.06</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RjZVQxOnm7I/AAAAAAAAABI/vWFNM4gOmvg/s1600-h/21yur06c.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5059324977978252210" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RjZVQxOnm7I/AAAAAAAAABI/vWFNM4gOmvg/s320/21yur06c.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;?xml:namespace prefix = o /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;...ve İstanbul’dan bir “Kağıt Gemi”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;Aylin Kalem&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;9-30 Eylül 2006 tarihlerinde bu yıl on ikincisinin gerçekleştiği Lyon Dans Bienali’ne beş kıtadan, 29 kentten topluluklar katıldı. Fransa’nın bu tarihi şehrinde 600 sanatçı 33 farklı mekanda 156 gösteriyle yer aldı. Ayrıca 15 dünya prömiyeri, halka açık paneller, profesyoneller arası buluşmalar, film gösterimleri, sergiler, tematik partiler ve 4500 katılımcısıyla Lyon sokaklarında “defile” adı altında düzenlenen bütün halkın katıldığı geçit töreni düzenlendi. Bu büyük organizasyona İstanbul’dan &lt;i&gt;Noland &lt;/i&gt;adlı genç bir dans topluluğu “Kağıt Gemi” isimli koreografisiyle, &lt;i&gt;Çıplak Ayaklar Dans Kumpanyası&lt;/i&gt; geçit içinde yer alarak ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı öğretim üyesi Prof. Şebnem Aksan “Türkiye’de dans ve çağdaş konumu” konulu bir konuşmayla katıldı.&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Bienalin tarihi:&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;1984’te, Lyon Fourvière Festivali’nin ardından düzenlenmeye başlanan Lyon Dans Bienali, ilk yılında, henüz doğmakta olan çağdaş dans alanının yeni ifade biçimlerini sunmakla başlamış. 1986’da ise çağdaş dansın ilham aldığı diğer alanlara da odaklanmış. Bir sonraki bienalde ise dansın tüm şehirde halka açık yerlerde kutlanmasına önem verilmiş ve halkın da katılabileceği balolar, partiler düzenlenmiş. 90’lı yıllar ise dansa, sanatsal statüsünü korumakla beraber popüler bir boyut kazandırmayı hedeflemiş. 1996’dan bu yana ise tüm halkı içine alan bir geçit törenine önem verilmiş. Bu geçiti düzenlemenin gerisinde bienalin kurucusu ve sanat yönetmeni Guy Darmet’nin Rio’ya yaptığı yolculuk var. Darmet, buradan “ütopik, naif, idealist” bir fikirle döndüğünü belirtiyor: “insanları buluşturmak, onlara birlikte var olma arzusunu aşılamak.” Bu amaçla düzenlenen geçit artık Lyon’un bir simgesi haline dönüşüyor. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Bu yıl:&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Guy Darmet dünya nüfusunun %50’sinin kentlerde yaşadığı gerçeğinden yola çıkarak bu yılın temasını “kentler” olarak seçmiş ve kentin her köşesine, entelektüel veya sosyal herhangi bir sınır gözetmeksizin dansı sokmayı amaçlamış. Bu çerçevede, kullanılan 20 tiyatronun yanı sıra sinema, alışveriş merkezleri, pazar yerleri, sokaklar gibi her kesimden insanın katılacağı mekanları da belirleyerek şehirdeki pek çok kurumu bu büyük ve kapsamlı organizasyona dahil etmişler. Program dört ana başlık altında gruplanmış: Kent oluşumu danslar, dansın yaşamın kalbini oluşturduğu kentler, koreografi ve çağdaş mimari arasındaki ilişki ve halka açık mekanda sergilenen danslar. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Türkiye’den “Kağıt Gemi”&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;i&gt;Noland&lt;/i&gt; ise bu yıl bienale İstanbul’u taşıdı. Sanat yönetmenliğini Esra Yurttut ve Burak Kolcu’nun üstlendiği &lt;i&gt;Noland&lt;/i&gt; çok genç bir oluşum. 2004’te kurulan topluluk İstanbul ve Ankara’da “Saat kaç?”, “İki”, “5i 1 yerde” adlı koreografilerini sergiledi. “Kağıt Gemi”de Esra Yurttut ve Kerem Kelebek dansetti. Müziklerini özgün olarak Emre Nişancı, Özgür Kurcan ve Orkun Öker gerçekleştirmiş. Video görüntüleri ise Burak Kolcu’ya ait. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;“Kağıt Gemi” İstanbul’un gelecek ve gelenek arasında sıkışmış, umursamaz gibi görünen ama aslında hala kuvvetle birilerinin çocuğu, birilerinin torunu olan genç neslini yansıtıyor. Yaşamın hızla değişen biçimi ve artan temposu ona geçmişi unutturuyor gibi gözükse de kaybetmenin verdiği şokla çöküş ve farklı bir bilinçle yeniden uyanışını anlatıyor. Bunun ardından &lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;kağıt gemiyle başlayan bilinmeze doğru bir yolculuk başlıyor. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Bu hikayenin aktarılma sürecinde sunulan küçük bölümlerde iki dansçının çizdiği kişilikler aslında aynı zamanda da İstanbul’un kendisini anlatıyor. Rutin iş hayatından dolayı &lt;i&gt;yorgun&lt;/i&gt;; trafikte, otobüste, aynı zamanda da gelecek ve geçmiş arasında &lt;i&gt;sıkışmış&lt;/i&gt;; ikili ilişkilerde &lt;i&gt;ürkek, çekingen, acemi&lt;/i&gt;; stresten, güvensizlikten ve zapt edemediği enerjisinden dolayı &lt;i&gt;kavgacı&lt;/i&gt;; hiç büyümeyen çocuksu haliyle &lt;i&gt;kırılgan&lt;/i&gt;… Bu iki genç, içinde geçmişi, pişmanlığı, vurdumduymazlığı eritip birlikte beyaz bir umuda dönüştürdükleri kağıt gemileriyle yeni bir yolculuğa çıkıyorlar. Belki de daha insancıl ve basit bir yaşama doğru.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Kare bir kağıt ya da peçete bulduğumuzda çocukluktan gelen bir alışkanlıkla hemen hemen herkesin yapmayı öğrendiği kağıt gemi. Çocukluğumuzun sade, beyaz ama küçük de olsa bir zaman ve emek gerektiren ritüeli. &lt;i&gt;Noland&lt;/i&gt; bize “Kağıt Gemi”yle bu koşuşturma üzerine kurulu kent hayatında durup geçmişe bir an bakmayı ve geleceğe doğru yolculukta geçmişin izlerini yanımızda taşımayı öneriyor. İddialı bir tavır takınmadan sadece durup bakmayı, paylaşmayı, birlikte bir şeyler inşa etmeyi ve edinimleri birlikte götürmeyi hatırlatıyor.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;www.bienale-de-lyon.org&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-8638954450935707566?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/8638954450935707566/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=8638954450935707566' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/8638954450935707566'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/8638954450935707566'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2007/04/dans-eden-ehir-lyon-trendsetter-nov06.html' title='DANS EDEN ŞEHİR: LYON - Trendsetter - Nov.06'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RjZVQxOnm7I/AAAAAAAAABI/vWFNM4gOmvg/s72-c/21yur06c.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-1994113681610906640</id><published>2007-04-29T14:46:00.000-07:00</published><updated>2008-12-08T13:00:03.357-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Reviews'/><title type='text'>Monaco Dance Forum 06 - Trendsetter - Feb.07</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RjZWmBOnm8I/AAAAAAAAABQ/wVJoleuXJUU/s1600-h/bill+t.jones+.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5059326442562100162" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RjZWmBOnm8I/AAAAAAAAABQ/wVJoleuXJUU/s320/bill+t.jones+.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Bill T. Jones, "22"&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Aylin Kalem&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"&gt;Fransız Rivierası ve İtalya arasında bulunan Monaco Prensliği, içinde barındırdığı Monte Carlo bölgesiyle birlikte dik ve yüksek kayalıklar arasından denizin maviliğine uzanan mücevher niteliğinde bir masal ülkesi. Bütün dünyanın özellikle efsanevi Prenses Grace ile tanıdığı ve şimdilerde 32 bin nüfuslu bu özel küçük VIP ülkesi yıl boyunca gerçekleştirdiği sanatsal ve kültürel etkinliklerle dünyanın dikkatini üzerine çekmeye devam ediyor. Monaco Sarayı, saray gibi oteller, yat limanı, Monte Carlo Casino – Opera Garnier ve şehrin içinden geçen ünlü Formula 1 parkuru ile Monaco, kendini dünyanın diğer gerçekliklerinden sıyırmış adeta ütopik bir ülke. Öylesine bakımlı, düzenli ve temiz bir yer ki kendinizi dışarıda değil içeride hissediyorsunuz. Hele bir de Noel ve Yılbaşı arifesinde giderseniz bir avuç noel süsü gibi sunulan bu küçük prenslik kendinizi, özenerek bezenmiş büyük bir alışveriş merkezi veya disneyland stüdyolarında hissettiriyor. Keskin uçurumlar arasından aşağıya kayan bir slalom kayakçısının çizdiği yollar veya hareketli kayalıklardan aşağı yolunu bulan bir su akıntısı gibi düzenlenmiş sokaklar sizi sürekli sürprizlerle karşılaştırıp bu minicik ama labirentvari ülkede her an kaybolacakmışsınız hissini veriyor. Doğal güzelliğin ve insan eliyle şekillenen yapay&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;dünyanın birleşerek sunduğu tuhaf bir deneyim Monaco. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;?xml:namespace prefix = o /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;2000’den bu yana iki yılda bir düzenlenen Monaco Dance Forum (MDF) da aynen bu ülke gibi dans dünyası için tuhaf bir mücevher. Bu kadar steril ve VIP ortamda dans adına çağdaş ve yenilikçi yaklaşımların nasıl oluştuğuna ve sergilendiğine hayretle bakıyorsunuz. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;MDF genel anlamda dans ve dansın etrafındaki tüm disiplinlerle oluşturulan çalışmalara yer verse de özellikle de ‘dans ve yeni teknolojiler’ alanına gösterdiği özen ve bu uzmanlık çerçevesinde oluşturduğu etkinlikleriyle dünyanın sayılı organizasyonlarından. Dolayısıyla bu bienale sadece Avrupa’nın değil tüm dünyanın “dijital dans” (dijital teknolojiler kullanılarak üretilmiş dans çalışmaları) öncüleri -sanatçı, kuramcı ve araştırmacıları- akın ediyor. Bilgisayar programlarının, robotların, bedene yerleştirilen algılayıcıların, yapay zekanın, çeşitli hareket yakalama sistemlerinin (Motion Capture), bedene odaklı deneyim tasarımlarının araştırıldığı ve uygulandığı bu özel bienal dans alanına geniş ufuklar açıyor. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Prenslik adeta geçmişe ait saray mesenliği geleneğini devam ettiriyor. 1998 yılında Prenses Caroline ve Monte Carlo Balesi’nin başkoreografı Jean-Christophe Maillot’nun –ki kendisi 2005’te Uluslararası İstanbul Müzik Festivali kapsamında Monte Carlo Balesi tarafından sergilenen “Külkedisi” balesinin koreografı olarak İstanbul’daydı- girişimiyle ön hazırlıklarına başlanan MDF 2000’den son olarak 7-16 Aralık 2006’ta düzenlenen dördüncüsüne kadar dansa gösterdiği ütopik yaklaşımıyla ve sanatçılara verdiği destekle tanınıyor. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Pek çok kurum desteğiyle sanatçılara projelerinde destek olmak amacıyla çeşitli ödüller veriliyor. Yeni teknolojilerle sahneyi donatan Brezilya’dan Ivani Santana sahne üzerinde robotların kullanılacağı gelecek projesini geliştirmek üzere bir destek ödülü aldı. MDF ile özdeşleşen Nijinski ödülünü ise bu kez, yaşamboyu dansa olan katkılarından dolayı dans tarihinde bir mihenk taşı Trisha Brown aldı. Trisha Brown özellikle altmışlı yıllarda performans sanatının öncü çalışmaları arasında bulunan Judson Dance Theater’ın da kurucularından. Brown, Yvonne Rainer gibi dansı şehrin heryerine taşımak ve yerçekimini sorgulayan çalışmalarında bir binanın dış yan yüzeyine dik olarak yürümek gibi özellikle o dönem için oldukça provokatif izler bıraktı. MDF 06’ya ise Bill T. Jones ile birlikte paylaştığı bir programla katıldı. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Bienalin “dijital dans” sorumlusu Philippe Baudelot programın hazırlanma sürecini şöyle dile getirdi: &lt;i&gt;Genel olarak MDF’yi dünyayı dolaşarak oluşturuyoruz. Takip ettiğimiz ve aslında risk alarak başladığımız parçaların dışında. Çoğunluğunu sanatçıları bulmaya çalışarak oluşturuyoruz. Dosyalarını görüp sonra da işlerini izlemeye gidiyoruz. Bazı ülkelerde 3 günlük platformlarda 15-20 gösteri izliyoruz. Seçim çok zor oluyor tabii. Yeni teknolojiler bölümü için ise durum farklı. Daha rastlantısal gelişiyor. Workshoplar esnasında ‘work in progress’leri izleyebiliyorum. Nottingham’da gördüğüm Jayachandran Palazhy ve Jaime del Val’in işlerini bu yolla programa aldık. Ya da sanatçılarla birebir görüşüp araştırmalarını izliyoruz.&lt;/i&gt; (Aralık 2005’te Nottingham Radiator Festival sırasında Johannes Birringer tarafından düzenlenen Digital Cultures Lab’da pek çok sanatçı ve araştırmacı 10 günlük bir çalışma gerçekleştirmişti. Philippe Baudelot geçtiğimiz Nisan’da İstanbul’da düzenlenen TECHNE 06 kapsamında da İstanbul’a gelip sanatçıların işlerini izleyip gelecek yıllar için işbirliği içine girdi.) &lt;i&gt;Dolayısıyla, MDF’nin programını işleri görerek, sanatçılarla görüşerek oluşturuyoruz. Özellikle yeni ve bilinmeyen sanatçıları bulmaya gayret ederek Fransa’da gösterilen eserlere yenilik getirmeyi amaçlıyoruz. Genelde aynı sanatçıların işleri dolaşıyor. Biz bu anlamda yenilik getirmeyi amaçlıyoruz. Her ne kadar da daha çok yeni teknolojilerle özdeşleştirilsek de MDF her şeyden önce bir dans bienalidir. Yeni teknolojilerle yapılan işlerde de sunulan eser her şeyden önce bir dans işi olmalı. Biz bu programa ‘Danse numérique’ (dijital dans) adını versek de bu daha çok gazetecilere yönelik ve eğitimsel amaçla kullanılan bir terim. Bütün gösterileri tek bir programda topluyoruz, sınıflandırma bakımından bir ayırım yapmıyoruz. Programda bu yıl genel anlamda &lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;pek çok dans ve yeni teknolojiler işleri yer alıyor.&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;MDF genel dans seyircisine yönelik uluslararası bir bienal olmanın yanında aynı zamanda da bu alanın profesyonellerine yönelik gerçek bir forum niteliğinde. Dünyanın dört bir yanından koreograf, dansçı, topluluk, eğitimci, öğrenci, yapımcı ve küratörleri buluşturan yapısıyla dansa çeşitli disiplenlerle yaklaşan bir eğilimi var. Halka yönelik gösteri, buluşma, sunum ve konferansların yanı sıra MDF’nin çok önemli bir parçasını belki de asıl kimliğini oluşturan dans profesyonellerine yönelik organizasyonların düzenlenmesi. Onlara projelerini sunmaları, proje partnerleri bulmaları, kendi aralarında fikir alışverişlerinde bulunmalarını, deneyimlerini aktarmalarını sağlayan buluşmalar düzenleniyor. MDF sadece 2004’teki programında 1842 profesyonel katılımcı ağırlamış ve beş günde 10 000 seyirciye ulaşmış.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Önceleri daha kapalı bir yaklaşımla tek mekanda sadece Grimaldi Forum’da düzenlenen etkinlikler MDF 2006’da Monaco’nun çeşitli yerlerine dağıldı. Bunda amaç etkinlikleri şehrin içine taşımak ve yaymak. Grimaldi Forum’un yanı sıra Hôtel de Paris, Hôtel Hermitage, Opéra de Monte-Carlo, le Sporting d’Hiver, CCAM, Théâtre des Variétés... gibi mekanlara yayılarak festival ülkenin sakinleriyle de buluştu. Yabancı katılımcılar da bu değişiklik sayesinde prensliğin bir köşesinden diğerine, kah tırmanarak kah sarp kayalıklardaki veya otellerin farklı seviyelerdeki çıkış kapılarına çıkan asansörlere binerek bu ilginç coğrafyada dolaşma imkanı yakaladı. Hatta, yılın 300 günü güneşli geçen ılıman iklimli sahil ülkesinde, Aralık ayında denizin maviliğini parlatarak sunan güneş sayesinde bazı cesur katılımcılar cazibeye yenik düşüp kendilerini denize bıraktılar. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;MDF’den üç çalışma:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;Nasser Martin-Gousset&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;i&gt;Peplum&lt;/i&gt;, 11-15 Aralık tarihlerinde sergilenen gösteriler arasında en kapsamlı, başarılı ve akılda kalanı. &lt;i&gt;Peplum&lt;/i&gt;, Shakespeare’in &lt;i&gt;Antonius ve Kleopatra&lt;/i&gt;’sının Richard Burton ile Liz Taylor’ın sinemadaki yorumu üzerine kurulu. Bu gösteride aşk, tutku ve çöküş temaları “kitsch” ve “queer” niteliklerle ele alınıyor. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Mısırlı bir baba ve Korsikalı bir anneden dünyaya gelen ve Fransa’da yaşayan koreograf Nasser Martin-Gousset belki de melez geçmişinin etkisiyle özgün bir stil yakalamış. İçinde tarihsel ve ironik yaklaşımın izlerinin görüldüğü &lt;i&gt;Peplum&lt;/i&gt; bütünsel bir sahne işine dönüşmüş. Sinema, dans, canlı müzik, söz, performans ve eş-zamanlı projeksiyonda işlenmiş imajlar da kullanılarak 80’lerin pop estetiğine bu çağdan bir atıf. Sahnenin neredeyse bütününü kaplayan merdivenler ise Roma döneminin ihtişamlı yapılarını da yansıtırken arkada projeksiyonda &lt;i&gt;Antonius ve Kleopatra&lt;/i&gt; filminden görüntüler içinde Elizabeth Taylor ve Richard Burton’ı izlemek ortak kültürel belleği harekete geçiriyor; sinema estetiği ise popüler kültürü bu sahne işine direkt taşıyor.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Josef Nadj ve Sasha Waltz’ın eski dansçılarından olan Martin-Gousset’nin dansçılar için yarattığı beden dili herbiri için özgün ve dinamik. Cinsellik, çıplaklık, fantazi, delirium ve çöküş dansçıların sahnedeki güçlü duruşlarıyla güçlü bir şekilde yansıtılıyor. Eşzamanlı işlenmiş imajlar ise dansçıları kimi zaman çölde kum altında kaybolan bedenlere kimi zamanda kan kırmızı bir göle dönüştürüyor.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;Bill T. Jones ve Trisha Brown&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Üzerinde en çok konuşulan bir başka gösteri ise Bill T. Jones ve Trisha Brown’ın Arizona State University ‘motion capture’ araştırma birimi, Holywood’un animasyon ve “Yüzüklerin Efendisi” gibi filmlerinin oluşturulmasını sağlayan “Motion Systems” firması ve Amerikalı multimedia sanatçıları Paul Kaiser ile Shelley Eshkar, ve yapay zeka araştırmacısı Marc Downie’nin işbirliğiyle gerçekleştirilen büyük projeydi. Ancak üzerinde konuşulması sanatsal yapısından çok yapım masrafının 1,5 milyon dolara patlaması yüzündendi. Bu rakam özellikle dans profesyonelleri arasında büyük tepkiye yol açtı çünkü genel kanı eklemlenen teknolojinin korografların sanatsal yaratılarına pek birşey katmadığıydı. Ancak görsel estetik bakımından sahnenin önünü tamamıyla kaplayan tülden yansıtma perdesinin üzerindeki üç boyutlu hareket eden imajlar sahne üzerindeki dansçılarla iç içe girip bize neyin fiziksel neyin sanal olduğunu unutturan bir etki sundu. İşin “zor” ve “masraflı” tarafı ise daha çok dansçıların üzerinde bulunan ‘motion system’ noktacıklarının hareketi eş-zamanlı algılayarak sese ve görüntülere müdahale etmesindeydi. Bill T. Jones &lt;i&gt;22&lt;/i&gt;’de çağdaş bir ‘öykü anlatıcısı’ niteliğinde matematiksel ve tekrara dayalı bir kurgu ile 22 kısa hareket sekansını tekrar tekrar ele alırken içiçe geçmiş hikayelerden örülü sözlü bir anlatı da bu koreografiye eşlik ediyordu. İçinde kara mizahın ve absürd geleneğinin izlerini barındıran anlatı koreografın yine sosyal statü ve ırka olan hassas tavrıyla fakir bir ailenin açlığını dile getiren çocuğunun annesi tarafından kafasının koparılıp pişirilip babasına akşam yemeği olarak sunulmasını anlatıyordu. Bu modern efsane niteliğindeki anlatıyla Amerika’nın sayılı öncü koreograflarından Bill T. Jones’un karizmatik sahne duruşu bu işin performatif niteliğini öne çıkardı. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Trisha Brown’ın &lt;i&gt;How long does the subject linger on the edge of the volume&lt;/i&gt; adlı koreografisi ise dansçıların giydiği kırmızı ve mavi taytlarla sergiledikleri modern anlayışta tipik bir Trisha Brown sahnelemesiydi. Dansçıların oluşturduğu soyut imgelerin öndeki üç boyutlu grafiklerle birleştiği bir işti. Ancak gösterinin ertesi günü Trisha Brown’ın dans profesyonelleriyle buluştuğu bir oturumda kendisinin bu ‘motion capture’ &lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;sistemiyle sadece üç hafta çalışabildiğinden ve asıl zamanın bu sistemi geliştirmek için kullanıldığından yakınması bu pahalı projenin yine tepki görmesine neden oldu. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Bu gösterinin ardından Arizona State University (ASU), MDF’nin katkılarından dolayı ve Prenses Caroline onuruna 40 kişilik küçük bir gala yemeği düzenledi. Prenses, bienal direktörleri, Trisha Brown ve Bill T. Jones, ASU üyeleri, Amerikalı mesenler ve kısıtlı gazetecilerden oluşan bu VIP protokolü Hotel Hermitage’ın &lt;i&gt;Belle Epoque&lt;/i&gt; salonunda gerçekleşti. Prenses Caroline’in içeri girişinin ayakta beklenilmesinden sonra prensesin masasına oturmasıyla hep birlikte oturuldu. Gösterinin ihtişamına karşın bu oldukça sakin, özenli ve sade bir davet oldu.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-1994113681610906640?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/1994113681610906640/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=1994113681610906640' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/1994113681610906640'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/1994113681610906640'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2007/04/monaco-dance-forum-06-trendsetter-feb07.html' title='Monaco Dance Forum 06 - Trendsetter - Feb.07'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RjZWmBOnm8I/AAAAAAAAABQ/wVJoleuXJUU/s72-c/bill+t.jones+.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-6997319977815251722</id><published>2007-04-29T14:41:00.000-07:00</published><updated>2008-12-08T13:00:03.564-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Reviews'/><title type='text'>"Dolap" - Radikal - 16.04.07</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RjUk_BOnm2I/AAAAAAAAAAc/xEOakbANScE/s1600-h/dolap3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5058990421500730210" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RjUk_BOnm2I/AAAAAAAAAAc/xEOakbANScE/s320/dolap3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;Çağdaş dansta ince ayar.&lt;?xml:namespace prefix = o /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;Mustafa Kaplan ve Filiz Sızanlı “Dolap”ı garajistanbul’da yeniden sergiliyorlar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Aylin Kalem &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Mustafa Kaplan ve Filiz Sızanlı, Türkiye’de ‘bağımsız’ çağdaş dansın gelişme sürecindeki en önemli aktörlerinden. Koreograf ve dansçı ikili, yurtdışında pek çok festival ve çeşitli organizasyonlarda ortak çalışmalarını sergileyerek ‘özgün’ yaklaşımlarıyla beğeni toplamaya devam ediyorlar. “Dolap” ise uluslararası platformda ikilinin adını duyurmaya başladığı ilk çalışma. Aralık 2000’de İstanbul’da, Dulcinea’da ilk gösteriminden sonra, birkaç yurtiçi temsili hariç, 15’ten fazla ülkede (Avrupa dışında Fas ve Japonya’da) yaklaşık 30 farklı organizasyonda sergilendi. “Dolap” İstanbul’dan sonra Torino ve Belgrad’a gidiyor.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;İki dansçı ve bir buzdolabından oluşan koreografik ama sürprizlere de açık bir trio“Dolap”. Dansçıların birbirlerine dolabı itmeleri, kimi zaman altında kalmaları, üstüne çıkmaları ve birlikte yere düşmeleriyle oyunun seyirciyi hop oturtup hop kaldıran kimi zaman da güldüren bir çekiciliği var. Tehlike ve son anda kurtulmalarla oluşturulan gerilim ve şimdi nasıl bir oyun kurulacak soruları seyircinin dikkatini sonuna dek ayakta tutmayı başarıyor.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;İnce ayarlı, matematiksel, ritmik, sistematik, mekanik, minimal ama kümülatif bir yapı üzerine kurulu “Dolap”ta, yerçekimi, momentum, denge ve denge-dışı harketlerin kullanımı ve bunların arasındaki ilişkinin mekan-zamansal kurgusu işin dramatik yapısını oluşturuyor. Bir süre sonra, eylemlerin gitgide çeşitlendirilerek yinelenmeleriyle oluşan ‘yabancılaşma’ etkisiyle sahnede iki dansçı bir dolap yerine üç kütle algılanıyor. Dolap insana, dansçılar ise makineye yaklaşarak ortalarda bir yerlerde buluşuyorlar. Üçlü bir mekanizma gibi hareket etmeleriyle özne/nesne, organik/inorganik, insan/makine gibi ‘ikili karşıtlıklar’ın ayrımındaki çizgi bulanıklaşıyor ya da kimi zaman kutuplar yer değiştiriyor. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Ancak, her ne kadar da kostümlerin ve aksiyonların aynı olması dansçılar arasındaki cinsiyet ayırımının ortadan kalkmasına neden olsa da ayrı ayrı dolapla yapılan düetlerde dansçıların dolapla kurdukları ilişkiler bize ince ayarda cinsiyet farkına dair bir şeyler söylüyor. Bu bölümlerde kadın ve erkek dünyasının farkı hissediliyor: Mustafa Kaplan dolabın kapağını söküp başının üzerinde dengede tutarak mekanda yol alması sayesinde strüktürün ayrıştırılıp mekanda kayarak yer değiştirmesi ve farklı düzlemlerde kompozisyon oluşturmasına neden oluyor. Bu bölüm kimi zaman dolabın solosu gibi algılanabiliyor. Filiz Sızanlı ise kapaksız bir kutu gibi yere yatırılmış dolabın içinde ‘var-yok’ arasındaki o kısa anın gerilimini yaratarak kendi bedenini ayrıştırıp nesnelleştiriyor. Kaplan nispeten dışa dönük ve mekanda biçimsel bir kompozisyon sunarken Sızanlı ise içe dönük bir yaklaşımla, dolabın içini nesne bedeniyle keşfediyor.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;“Dolap”ta hayranlık uyandıran bir unsur da bedenlerin koca dolabı idare etmelerindeki becerileri. Akrobasi niteliğinde, bedenin hızlı ağırlık değişimleri, dolabı top gibi birbirlerine atıp tutmaları ve en son ana kadar dolabın üzerlerine düşmesine izin vermeleri bir tür virtüözlük göstergesi. Bir yandan da zanaat yoluyla kurulan bir ilişkiyi anlatıyor sanki. Zanaatçinin kullandığı aletle bütünleştiği hatta gitgide yaptığı şeye dönüştüğü bir ilişki gibi...&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Oyun başlatma, bozma, oyundan çıkma, yeni bir oyun kurma ve bırakma döngüsü içindeki “Dolap”ın canlı müziğini ise bendenlerin ve dolabın yere düşüşleri, dolabın ayaklara çarpması ve koli bantının açılma sesleri oluşturuyor.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Çağdaş dansın bu ince ayarlı işini izleme fırsatını 16-17 Nisan’da garajistanbul’da yakalayabilirsiniz.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-6997319977815251722?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/6997319977815251722/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=6997319977815251722' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/6997319977815251722'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/6997319977815251722'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2007/04/dolap.html' title='&quot;Dolap&quot; - Radikal - 16.04.07'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RjUk_BOnm2I/AAAAAAAAAAc/xEOakbANScE/s72-c/dolap3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-7391390382213927695</id><published>2007-04-29T14:40:00.000-07:00</published><updated>2008-12-08T13:00:03.782-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Reviews'/><title type='text'>"Güneşli Pazartesi" - Radikal - 10.04.07</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RjZXMxOnm9I/AAAAAAAAABY/8CMjJv2n97Q/s1600-h/gp04.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5059327108282031058" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RjZXMxOnm9I/AAAAAAAAABY/8CMjJv2n97Q/s320/gp04.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;Erkeklerin dünyasına dair bir ‘fiziksel tiyatro’ çalışması. &lt;?xml:namespace prefix = o /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;Şafak Uysal ve Bedirhan Dehmen &lt;i&gt;Güneşli Pazartesi&lt;/i&gt;’de klişeleşmiş dostluk ilişkilerini fiziksel eylemlerle sorguluyorlar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Aylin Kalem&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Garajistanbul çağdaş sahne alanına taze alternatifler sunmaya devam ediyor. Beden-ek kapsamında Mart ayında iki kez sergilenen &lt;i&gt;Güneşli Pazartesi&lt;/i&gt; Şafak Uysal ve Bedirhan Dehmen’in “fiziksel tiyatro” olarak tanımladıkları ortak bir çalışması. Çeşitli dans biçimlerinden beslenen bu oyun iki erkek arasındaki dostluğu sosyo-kültürel bir kılıf üzerinden anlatıyor. Her erkeğin çocukluktan yetişkinliğe dek arkadaşlar arasında yaptığı fiziksel eylemleri sahneye taşıyan bu ikili, çağdaş şehir yaşantısında bir yandan bu eylemleri Baudrillard’ın deyimiyle ‘kopyaların kopyaları’ hallerinde sunarken bir yandan da gerçek ve özgün ilişki biçimleri yine de var olabilir mi sorusunu soruyor.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Oyun somut olarak bir vapur seferi sırasında geçiyor. Banklarıyla, pencereleriyle sahnede bir vapur dekoru kurulmuş. Pencerelere yansıtılan gerçek bir seferden çekilmiş boğaz kıyıları görüntüleri ise bizi gerçek bir yolculuğa dahil ediyor.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Nispeten çizgisel bir anlatımla tasarlanan oyun klasik bir giriş-gelişme-sonuç yapısı üzerine kurulu. Videodan aktarılan evden çıkış, trafik ve iskeleye varma görüntülerinden sonra, vapur yolculuğu boyunca gitgide büyüyen fiziksel aksiyonlarla resmedilen sataşma, yarışma, güreşme, cinsellik paylaşımları ve birlikte alem yapmaktan, tezahürata dönüşen naralara, askerlik deneyimlerine uzanan biçilmiş ilişki hallerini izliyoruz. Ardından, ilişkiyi zedeleyen birbirini satma eylemiyle oyun en yüksek noktaya çıkıyor ve yine güvenin kurulmasıyla sorunun çözülmesi, birlikte eğlenme, dostluğun yaşanmışlıklarla pekişmesi ve rahatlamayla son buluyor.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Bu imge zenginliği metaforik ve gerçekçi anlatımlara yayılıyor. Baştaki iletişimsizlik teması sigara dumanı metaforuyla işleniyor. Birinin sigara dumanını üfleyerek dokunma hamlelerinde bulunduğu diğeri, her seferinde duman ona ulaşamadan -farkındasızlık içinde- yerini değiştirerek dumanın boşlukta süzülmesine neden oluyor. Sanki söylenecek sözler bir türlü yerini bulamıyor, ilişki kurma çabaları karşılıksız kalıyor. Böyle bir metaforu Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’nde sergilenen &lt;i&gt;A Sort Of&lt;/i&gt; adlı yapıtından da tanıdığımız İsveçli koreograf Mats Ek 1995 yapımı &lt;i&gt;Smoke&lt;/i&gt; adlı ünlü çalışmasında anlatının tam da odak yerinde kullanmıştı. Bir dans filmi olan &lt;i&gt;Smoke&lt;/i&gt;’ta duman dansçıların kıyafetlerinden, saçlarından çıkarak birbirlerine söylemek istedikleri sözler olarak imgelenmişti. &lt;i&gt;Güneşli Pazartesi&lt;/i&gt;’de ise sigara başlı başına oyunu kuran bir unsur olarak duruyor. Özellikle sanki buraya ait bir sosyalleşme göstergesi gibi duran, her eylem ve duygu sonrası, keyiflenince, dertlenince, kazanınca, korkunca ya da rahatlayınca yakılan sigaralar iki kişi arasındaki ilişki biçimlerini çerçeveliyor. Yaşanmışlığın ardından yakılan sigara ise en yoğun ve gerçekçi haliyle oyuna son noktayı koyuyor.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Sahnenin sağ arkasında yer alan camekan bölmede geçen aksiyonlar ise nispeten dolaysız ve gerçekçi bir anlatım sergiliyor. İki erkek arasında klişeleşmiş, kılıf giydirilmiş dostluk biçimlerinin dışında katışıksız, dolaysız ilişki kurma ihtimalini hatırlatıyor. Duyguların temsil-dışı biçimlerini arayan ürkek, acemi, kararsız, çekingen ve kırılgan tavırlar sergileniyor. Vapurdaki banklar ve sorgu odası niteliğinde parlak ışıkla aydınlanmış bu bölme dışarı ve içeriyi, sosyal bağlamda yapılandırılmış kabul gören ilişki biçimlerini ve bireysel, özgün ve samimi ilişki hallerini temsil ediyor. Bu bölmede olup bitenler oyunun genelinde çok az bir yer tutuyor. Bildik dostluk hallerinin gülünç ve saçma imgeleri çok daha baskın, dolayısıyla görünmeyen, özel olan ilişki ihtimallerini düşünmek biz seyircilere kalıyor. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;i&gt;Güneşli Pazartesi&lt;/i&gt; yer yer tempo ve ritm çeşitliliği gereksinimini hissettirse de genelinde zevkle izlenebilecek net, çocuksu ve sımsıcak bir çalışma. 9 ve 10 Nisan’da garajistanbul’da yineleniyor.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-7391390382213927695?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/7391390382213927695/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=7391390382213927695' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/7391390382213927695'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/7391390382213927695'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2007/04/gneli-pazartesi-radikal-100607.html' title='&quot;Güneşli Pazartesi&quot; - Radikal - 10.04.07'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RjZXMxOnm9I/AAAAAAAAABY/8CMjJv2n97Q/s72-c/gp04.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-406011878732890005</id><published>2007-04-29T14:37:00.000-07:00</published><updated>2008-12-08T13:00:04.066-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Reviews'/><title type='text'>"Graf" &amp; "Akabı" - Radikal - 11.07.06</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RjZYEhOnm_I/AAAAAAAAABo/Dytbv33a76M/s1600-h/GRAFek+011.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5059328066059738098" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RjZYEhOnm_I/AAAAAAAAABo/Dytbv33a76M/s320/GRAFek+011.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RjZXnBOnm-I/AAAAAAAAABg/Wqxau6FOv-U/s1600-h/AydÄ±n+Teker-+AkabÄ±+1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5059327559253597154" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RjZXnBOnm-I/AAAAAAAAABg/Wqxau6FOv-U/s320/Ayd%C4%B1n+Teker-+Akab%C4%B1+1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:14;"&gt;Montpellier Dans Festivali’nde Türk koreograflar:&lt;?xml:namespace prefix = o /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:14;"&gt;Filiz Sızanlı-Mustafa Kaplan ve Aydın Teker&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Aylin Kalem&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Montpellier Dans Festivali 25 yıllık geçmişe sahip Avrupa’nın en önemli “çağdaş” dans festivallerinden biri. Aydın Teker ve Mustafa Kaplan/Filiz Sızanlı bu yıl 24 Haziran-7 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilen festivale davet edilerek Türkiye’den iki ayrı koreografi sundular. Bu koreograflar Avrupa’nın pek çok önemli festival ve organizasyonlarıyla işbirliği yaparak çalışmalarını sunuyorlar; Türkiye’nin çağdaş dans alanını yurtdışında temsil ediyorlar. Bu iki çalışma da henüz Türkiye’de gösterilmedi, ancak Montpellier’de eleştirmenlerin ve seyircilerin beğenilerini topladı. Ortak kanı: Türkiye Avrupa’yı şaşırtmaya devam ediyor!&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Filiz Sızanlı ve Mustafa Kaplan GRAF’ı “Montpellier Danse 06” işbirliğiyle özel olarak yarattılar. &lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;Koreograflar bu işlerinde kendi dans-dışı geçmişlerinden yola çıkmışlar. Filiz’in mimarlık, Mustafa’nın ise mühendislik alanındaki deneyimleri ve bu deneyimleri hatırlama süreçleri oyunun yapısına işlenmiş. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Sahnede temelde iki ayrı mekan sunuluyor. Birincisi, Mustafa’nın çalışma mekanı olarak&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;algıladığı oda niteliğinde, zaman zaman içi aydınlanarak şeffaflaşan kapkara pleksiglas bir küp; ikincisi ise iplerin gerilmesiyle oluşturulan ve bedenin konum, hareketin boyut değiştirmesiyle oynak bir yapıda büyüyüp küçülebilen, Filiz’in şekil değiştiren mekanı.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Sahnedeki fiziksel unsurlar –bedenler ve kullanılan malzemeler- bir dekordan çok etkileşimli bir “yerleştirme” tadında sunuluyor: İpler, kablolar, floresan ışıklar ve küp bedenlerin müdahaleleriyle işlev kazanıyor: yol alıyor, aydınlanıyor, ses çıkarıyor. Dansçıların ipleri çekerek makara sistemiyle floresanları ileri geri hareket ettirmeleri ya da elektrik devresinin harekete geçirilmesiyle radyoda yerel bir kanalın devreye girmesi, Fransız koreograf Jérôme Bel’in nesnelerin hareketine dayanarak koreografik yazılıma yeni bir öneri getirdiği&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;“Nom donné par l’auteur” adlı işini hatırlatıyor. Bu yaklaşım, koreografik yazılımın sadece dansçı bedenler arasında değil, mekandaki diğer nesneler arasındaki ilişkiye dayanarak da oluşturulabileceğinin altını çiziyor.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Adeta bir kuklacının kuklasını harekete geçirmedeki ustalığıyla iplerle donatılmış mekanı hareket geçiren Belçikalı sahne tasarımcısı Erki Devries de sahnede fiziksel olarak yer alıyor. Aynı şekilde çağdaş ritimleri Türk ezgileriyle sentezleyen GRAF’ın müzik ve ses tasarımcısı Cevdet Erek de bir anda sahneyi boydan boya koşarak geçiyor; ses tasarımına kendi ayak seslerini ve küpün üzerinde parmaklarıyla tutturduğu bir ritmi ekliyor. Dans eğitimiyle yapılanmamış bedenlerin de sahnede yer alması GRAF’ın karmaşık estetiğini oluşturan öğelerden yalnızca biri. İç içe geçmiş ipler, asılı floresanlar, karmakarışık bir yumak halinde yerde duran kablolar sayesinde sahne dağınık bir atölye havasında. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Mustafa ve Filiz’in sahnedeki fizikselliği ise daha çok oto-biyografik bir performans örneği niteliğinde. İki bedende de mimarlık ve mühendislik alanlarından beslenen bir estetik var. Filiz’in aynı bedende iki ayrı beden tavrını yakalamasında, lastik topla olan ilişkisinde, takma bir el yardımıyla bedeninde asimetrik bir çizgi sunmasında, Mustafa’nın ise özellikle boyun ve baş hareketlerinde, floresana asılarak yaptığı hareketlerde dansçı ve mimar/mühendis kimliklerinin birleştiği bir estetikle karşılaşıyoruz. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;İstanbul’dan izler?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Festival sırasında koreografların halkla buluştuğu bir konuşmada Filiz Sızanlı’ya sorulan soru (ve aslında Batı-dışı ülkelerden gelen çoğu sanatçıya sordukları soru) “ülkenizden ve kültürünüzden neleri işinize kattınız?” sorusuydu. Bu soru aslında festivallerin politik yaklaşımlarının da altını çiziyor: Çeşitli kültürlerden sanatçıların işlerini bir arada sunma ve dolayısıyla festivalin çok-kültürlü yapısını öne çıkarma eğilimi. Böyle bir eğilim genel seyircinin de sunulan gösterilerde ülkeye özgün unsurlar aramasına yol açıyor. Oysa bilinçli ya da bilinçsiz, koreograf her zaman ülkesinden ve kültüründen bir şeyler katmayabiliyor. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Filiz’in bu soruya yanıtı aslında oldukça pratik alandaydı. Daha çok oyunda kullanılan malzemelerin İstanbul’dan temin edildiği üzerinde durdu ve bir anlamda da duyulması istenen cevabı vermemiş oldu. Belki de böyle bir sorunun cevabının seyircilere bırakılması daha doğru. Bu oyunun bence güzel tarafı da burada. İstanbul’dan unsurların ‘özellikle’ toplanmadığı bu gösteride İstanbul’un havası oldukça ince ayarla dokunmuş. İstanbul bu oyunda, bedenlerin ritminde, fiziksel nesnelerin mekanla ilişkilendirilmesinde ve tabii uzaktan gelen ezgide hissediliyor. İstanbul’u anlatmayan ama oradan çıkma bir iş olduğu belli. Tanıdık bir şeyler var, hemen adlandıramıyorsunuz. Gösterinin sergilendiği “Théâtre du Hangar” benim için Filiz’le Mustafa’nın çalıştığı Çatı Dans Stüdyosu’na&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;dönüştü. Dışarıdaki yaşamın sesleriymiş gibi sunulan hafifçe duyulan müzik içerideki yoğunlaşmanın altını çiziyordu. Montpellier’nin 35 derece sıcak ve nemli havasının da etkisiyle, çıkınca kendimi Beyoğlu-Sadri Alışık sokakta bulacağımı sandım. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;İstanbul motifleri sunmadan –turistik ya da siyasi somut öğeler barındırma yoluna gitmeden- İstanbul’u izleyiciye tattırmak bu işin kanımca en önemli başarısı. “Çağdaş” dans alanının amacına uygun bir yaklaşım.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;...&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;AKABI ise Bimeras’ın Berlin Festspiele ve Alkantara Festivali’yle ortaklaşa gerçekleştirdiği bir yapım. Koreograf Aydın Teker bu işinde, dansçıların (Serap Meriç, Ayşe Orhon, Emre Olcay, Şebnem Yüksel) fiziksel kapasitelerini oldukça zorlayan yeni bir teknik geliştiriyor.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Minimalist bir estetikle tasarlanan AKABI,&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;bedenlerin fizikselliğine bir sorunsalla yaklaşıyor: farklı türden yüksek platformlu ayakkabılar. Bırakın hareket etmeyi, bu ayakkabıların üzerinde dengeyi sağlayabilmek bile bir mesele. İki yıl süren prova aşamasından sonra dansçılar bu yeni uzantılarıyla var olabilmeye ve bedenlerini dönüştürmeye devam ediyorlar. Dansçıların da katkılarıyla bir laboratuar niteliğindeki deneyimleme sonucunda AKABI bizlere oldukça ‘garip’ ve ‘yabancı’ bir dünya sunuyor.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Sanki insanların yaşadığı dünya bir şekilde yok olmuş, yeryüzü fiziksel koşullarını değiştirmiş ve bu garip ayakkabıların eklemlendiği bedenlerden farklı yaratıklar ortaya çıkmış. Ama sanki bu yaratıklar kendi çevre koşullarına ve kendi bedenlerine henüz yabancılar, bu yeni fizikselliklerine uyum sağlamaya çalışıyorlar, evrim geçiriyorlar. Dolayısıyla, yeni doğmuş bir tayın veya bir ceylanın ürkek tavırlarına benzeyen bir hareket kalitesi sergileniyor. Sürekli olarak denge aramaktan kaynaklanan bir ‘gerilim’ var. &lt;i&gt;Bedenler sınırlarda dolaşıyor&lt;/i&gt;. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Günümüzdeki teknolojik gelişmelerle ‘post-insan’ kavramının sorgulandığı şu dönemde, Aydın Teker’in teknolojik olmayan ama yine de bu düşüncenin güçlü bir şekilde hissedildiği bu çalışmasında, mitolojik yaratıklardan Galapagos Adası’ndaki evrim harikalarına ve ‘mutant’lara uzanan, bedenin yeryüzüyle olan fiziksel ilişkisinin hikayesi son derece özgün bir tavırla sergileniyor.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;GRAF’ı ve AKABI’yı gelecek sezonda Türkiye’de izlemek dileğiyle....&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;GRAF&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Théâtre du Hangar&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;27,28 Haziran 2006&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Koreografi ve performans: Mustafa Kaplan, Filiz Sızanlı&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Ses ve müzik: Cevdet Erek&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Sahne tasarımı: Erki Devries (Mustafa Kaplan ve Filiz Sızanlı’yla birlikte)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Kostüm: Naz Erayda&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Metin: Kerem Kurdoğlu&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Işık: Yann Marussich&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Yapım: Taldans&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Yapım işbirliği: Çatı Dans Derneği ve Montpellier Dans Festivali 2006&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;AKABI&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Théâtre de Grammont&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;4 Temmuz 2006 &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Koreografi: Aydın Teker&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Yaratım ve performans: Serap Meriç, Ayşe Orhon, Emre Olcay, Şebnem Yüksel&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Kostüm: Ayşegül Alev&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Ayakkabılar: Ahmet İncel (Punto)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Müzik: Manuel Mota, Margarida Garcia&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Işık: Jiv Wagner&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Yapım işbirliği: Spielzeiteuropa Berliner, Festspiele, Bimeras, Alkantara&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-406011878732890005?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/406011878732890005/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=406011878732890005' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/406011878732890005'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/406011878732890005'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2007/04/graf-akab-radikal-110706.html' title='&quot;Graf&quot; &amp; &quot;Akabı&quot; - Radikal - 11.07.06'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/RjZYEhOnm_I/AAAAAAAAABo/Dytbv33a76M/s72-c/GRAFek+011.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-7848758386581890883</id><published>2007-04-29T14:33:00.000-07:00</published><updated>2007-05-14T23:13:57.921-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Reviews'/><title type='text'>Sasha Waltz - TimeOut Istanbul - June 02</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:10;"&gt;&lt;?xml:namespace prefix = o /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:10;"&gt;Aylin Kalem İşcen&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:10;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoBodyText2" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Bu yıl, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı tarafından 18 Mayıs – 4 Haziran tarihlerinde 13.sü düzenlenen Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali, dünya dans tiyatrosu platformunda oldukça ses getirmiş bir yapıta yer veriyor: Sasha Waltz’un 2000 yılında Scaubühne am Lehniner Platz topluluğu için gerçekleştirdiği “Körper” (Beden). 3 ve 4 Haziran’da Atatürk Kültür Merkezi’nde sunulacak olan bu eser, sahnede yarattığı güçlü ve çarpıcı imgelerle, seyircilerin belleğinden kolay kolay silinmeyecek.&lt;span style="font-size:+0;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:10;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:10;"&gt;Alman dansçı ve koreograf Sasha Waltz sadece 36 yaşında, ve çok kısa bir sanat yaşamı olmasına rağmen Almanya’ da, adını Pina Bausch’ un yanında yazdırmayı başaran tek sanatçı. Kendisine yeni Pina Bausch, yaptığı çalışmalara ise post-dans tiyatrosu denilmekte. Dans eğitimini Almanya, ABD ve Hollanda’da almış, kariyerine ise 1993 yılında Berlin’de Bethanien Artists House’da başlamış. Aynı yıl, &lt;i&gt;Sasha Waltz and Guests&lt;/i&gt; topluluğunu kurmuş. Avrupa’da ve ABD’de gerçekleştirdiği başarılı turnelerinden sonra 1999-2000 sezonunda, Berlin’de,&lt;span style="font-size:+0;"&gt; &lt;/span&gt;Alman politik sahnesinin simgesi otuz bir yıllık tiyatro Schaubühne am Lehniner Platz’a, Thomas Ostermeier ile birlikte sanat yönetmeni olarak atanmış. “Körper”, bu topluluğun sanat yönetmenliğine getirildikten sonra yaptığı ilk çalışma.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:10;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoBodyText" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:10;"&gt;Sasha Waltz, 1999 yılında, mimar Daniel Libeskind’in ünlü Yahudi müzesinin açılışı için soykırımı ele alan bir çalışma yapmıştır. “Körper”, bu müze için yaptığı çalışmadan etkilenerek gerçekleştirdiği bir koreografisi. Bu yapıt, özellikle genetik cerrahi, estetik cerrahi, klonlama, organ trafiği, soykırım ve bunun gibi bedenle ilgili birçok sembolik imgelerle göze çarpıyor. Görüntülerin ürkütücülüğü insan bedenini insana yabancılaştırıyor. Yapıtı etkileyici kılan unsurlardan birisi imgelerin çıplak bir netlikle sergilenmesi. Aynı zamanda da, 20. yüzyıla damgasını vuran soykırım gerçeğinin kolektif hafızada harekete geçirilmesi.&lt;span style="font-size:+0;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoBodyText" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:10;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoBodyText" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:10;"&gt;Eser genel olarak beden ve onun temsil şekilleri üzerine odaklanıyor, öyle ki beden, adeta parçalara ayrılarak analiz ediliyor. Bu anlamda, eser bir laboratuar niteliği taşıyor. Bu anatomik incelemeden başka, yapıtta, ilkel hareket biçimlerini, ayinleri ve metamorfozları çağrıştıran imgeler de var. Kaynağını mitolojiden alan hayali bedenler gösteriliyor. Dolayısıyla, bedensel gerçekler ve hayali olgular yan yana yer alıyor. Hatta, insan bedeniyle ilgili şimdiye kadar var olan her türlü görüşün bir listesi sunuluyor sanki. Kısaca, “Körper”, insan türünün tarihi sürecinin bir tanığı işlevini yükleniyor. Bunun sonucu olarak da bu çarpıcı imgeler belleğimizi çağdaş beden üzerinde düşünmeye yönlendiriyor. Yapıt, kimi zaman saf bir dans gösterisi halini alıyor. Kimi zaman ise beden, çağdaş “yeni-kavramsal” çalışmaları andıran bir obje oluyor. Bedenler birbirlerinin derilerini avuçlayıp diğerlerini oradan oraya sürüklüyor, ya da üst üste yığılmış bedenler ürkütücü bir yavaşlıkla deviniyor. Beden, tüm maddeselliğiyle gözler önüne seriliyor. Özellikle, akıllardan silinmeyecek olan ilk sahne, insan türünün canlı bir freski gibi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:10;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:10;"&gt;“Körper” bir üçlemenin ilk çalışmasıdır. Sasha Waltz, “Körper”’den sonra “S” adlı yapıtında cinsellik üzerine odaklanmıştır. Üçlemenin son çalışması olan “noBody”’de ise beden ötesi, yani ruh/enerji ile ilgilenmiştir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:10;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-7848758386581890883?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/7848758386581890883/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=7848758386581890883' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/7848758386581890883'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/7848758386581890883'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2007/04/sasha-waltz-timeout-istanbul-june-02.html' title='Sasha Waltz - TimeOut Istanbul - June 02'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-767196089194554564</id><published>2007-04-29T14:27:00.000-07:00</published><updated>2008-12-08T13:00:04.204-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Reviews'/><title type='text'>Yann Marussich - TimeOut Istanbul - Nov. 04</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/Rj5MdBOnnKI/AAAAAAAAADA/5DY2v8td12Y/s1600-h/morsures.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5061567092640685218" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/Rj5MdBOnnKI/AAAAAAAAADA/5DY2v8td12Y/s320/morsures.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;?xml:namespace prefix = o /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;b&gt;Sıradışı performanslarıyla tanınan sanatçı İstanbul’da &lt;i&gt;Morsures&lt;/i&gt;’ü sergileyecek.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Aylin Kalem İşcen&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Çatı Dans Stüdyosu Yann Marussich’in yöneteceği “Otoportre Üzerinden Hareketin Dramaturgisi” konulu bir atölye düzenliyor. 9-13 Kasım tarihlerinde 17:00-21:00 arası gerçekleşecek çalışmanın ardından 14 Kasım’da sanatçının &lt;i&gt;Morsures&lt;/i&gt; adlı performansı yer alacak.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Yann Marussich Cenevreli bir sanatçı. 1989’dan beri birçok performans ve koreografilere imza atmış ve 1993-2000 tarihlerinde Cenevre’de Théâtre de l’Usine’in yöneticiliğini yapmış. Şimdilerde ise ortaya koyduğu “iş”leri solo / performans/ beden yerleştirmeleri / multimedia arasında bir yerlerde konumlanıyor. Montpellier Dans Festivali ve Vilette-Numérique gibi çeşitli uluslararası festivallere katılan sanatçı 1999’da Türkiye’de Assos Festivali’nde Mustafa Kaplan, &lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;Filiz Sızanlı ve 13 çocuğun katıldığı, alkolizm ve intihar temalarını işlediği &lt;i&gt;Dolmuş&lt;/i&gt; adlı bir performans gerçekleştirmişti.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Performansları veya beden yerleştirmeleri dansı ve hareketi sorgulayan nitelikte. Durağan bir bedenin dans etmesi mümkün mü sorusuna Marussich evet diye cevap veriyor. Seyirciye hazır bir hareket sunmaktansa duran bir bedenin yüzeyindeki hareketi, seyircinin kendisi için bulmasını yeğliyor. Dolayısıyla, performansları bedenin çeşitli durumlarda ve konumlarda canlı bir heykel olarak gösteri-dışı bir çizgide var olması üzerine. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Örneğin, 2001’de sunduğu &lt;i&gt;Bleu Provisoire&lt;/i&gt; adlı çalışması durağan bir bedenin teni üzerindeki harekete odaklı. Dansı, tenin üzerindeki mavi renge dönüşerek akan beden salgılarına taşıyor. Dolayısıyla, dansta devinimin katettiği yoldan ziyade bunu sıfırlayarak bedenin içinde neler olduğuna dikkat çekiyor. Bu çalışmayı gerçekleştirebilmek için Marussich sekiz ay boyunca bilim adamlarıyla çalışmış ve tıbbi teknolojilerle ter, gözyaşı gibi beden salgılarını mavi renge dönüştüren bir teknik uygulayarak seyircinin gözleri önünde bio-kimyasal bir dönüşümle, Yves Klein’ın resimlerindeki mutlak maviyi, canlı bir beden üzerinden, özgür devinimlerine bırakmış.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;2003’te gerçekleştirdiği &lt;i&gt;Autoportrait dans une fourmilière&lt;/i&gt;’de ise sanatçı, içinde iki bin karıncanın bulunduğu bir vitrinin içinde çıplak ve durağan olarak beş saat boyunca “duruyor”. Bu yerleştirmede izleyici (/&lt;i&gt;voyeur&lt;/i&gt;), vitrinin dört bir tarafında bulunan kulaklıklar sayesinde karıncaların sesini ve bedenin kalp atışlarını dinleme, ve eş zamanlı kamera çekimleri sayesinde bedeni yakın planda izleme olanağı buluyor. Marussich, burada ölümü ve bedenin mutlak hareketsizliğini sorguluyor. İki yıl boyunca zihinsel olarak bu duruma kendini hazırladığını belirten sanatçı, yerleştirmeden önce yoga yöntemiyle bedenini sakinleştirdiğini, ağzını ve kulaklarını pamuklarla tıkadığını belirtiyor. Radikal ve provokatif olarak nitelendirilen bu beden yerleştirmesi Birmingham’da sergilendiğinde seyirciler tarafından oldukça tepki görüyor, ve hatta sergilendiği Custord Factory Gallery’den belli bir süre çekiliyor. Daha sonra bir panonun arkasına gizlenerek yeniden sergileniyor. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Marussich’in İstanbul’da gerçekleştireceği &lt;i&gt;Morsures&lt;/i&gt; (Isırıklar) adlı performansı ise Vito Acconci’nin 1970 yapımı &lt;i&gt;Applications&lt;/i&gt; adlı video performansı üzerine bir çeşitleme. Seyircilerle, geçmişteki sanatçılarla ve sanatçının kendisiyle sürekli bir diyalogu amaçlayan performans, ısırıkların bedende bıraktığı izlerin şiirsel bir yaklaşımı.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Yann Marussich hakkında daha fazla bilgi için: &lt;a href="http://www.perceuseprod.ch/"&gt;http://www.perceuseprod.ch/&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 18pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-767196089194554564?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/767196089194554564/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=767196089194554564' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/767196089194554564'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/767196089194554564'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2007/04/yann-marussich-timeout-istanbul-nov-04.html' title='Yann Marussich - TimeOut Istanbul - Nov. 04'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/Rj5MdBOnnKI/AAAAAAAAADA/5DY2v8td12Y/s72-c/morsures.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-8957963172225105558</id><published>2007-04-29T14:23:00.000-07:00</published><updated>2007-05-14T23:12:59.840-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Reviews'/><title type='text'>Lyon Dans Bienali’nde bir “Kağıt Gemi”</title><content type='html'>&lt;?xml:namespace prefix = o /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Aylin Kalem&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"&gt;Son yıllarda Türkiye’de çağdaş dans alanında önemli ve sevindirici gelişmeler kaydediliyor. Ancak bu gelişmeleri Türk seyircisi pek fazla takip edemiyor. Bunun bir nedeni bu gelişmeleri geniş seyirci kitlesine ulaştıracak sürekli ve kapsamlı organizasyonların yer almaması; dolayısıyla, aslında Türkiye’de bir çağdaş dans seyircisinin ve kültürünün geliştirilmemesi. Bu durumda, tek tük sergilenen gösteriler hala sadece var olan küçük bir dans camiası (dans öğrencileri ve amatörleri, genç dansçılar, koreograflar) tarafından izleniyor. Bir diğer neden ise buna bağlı olarak koreografların işlerini daha çok yurtdışında gerçekleştirmeleri. Yurtdışı kaynaklı işbirlikleri, ortak yapımlar ve rezidans olanakları sayesinde çağdaş dans koreografları işlerini daha çok yurtdışı festivallerinde sergiliyorlar, sergileyebiliyorlar. Türk çağdaş dans alanında gerçekleşen son etkinliklerden biri de eylül ayında Lyon Dans Bienali’nde yer aldı: Genç bir topluluk olan &lt;i&gt;Noland&lt;/i&gt; “Kağıt Gemi”adlı bir koreografiyi sergiledi. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"&gt;Lyon Dans Bienali Avrupa dans çevresinde kapsamlı programı ve geniş seyirci kitlesiyle oldukça önemli bir yere sahip. 1984’ten beri düzenlenen bienal, direktörü Guy Darmet sayesinde Lyon şehrinin adeta simgesi olmuş. Lyon halkını dans ile tanıştırmakla kalmamış, aynı zamanda halkı dans etrafında buluşturmayı da başarmış. Meydanlarda düzenlenen halka açık atölyeler ve gösteriler sayesinde, çağdaş dans ve baleden hiphopa, flamenko ve tangoya kadar, dansın her türüne yer veren zengin programıyla, insanları dansla buluşturan balolarıyla ve on yıldır düzenlenen halkın da dahil edildiği geçit törenleriyle Lyon Dans Bienali üç hafta boyunca şehrin dinamiğini değiştiriyor. Lyon Saint-Exupéry Havaalanına iner inmez bienal görüntüleriyle karşılaşıyorsunuz; Rio Karnavalı niteliğindeki geçit törenlerinin yıl yıl görüntüleriyle. Bu yıl ilginç kıyafetler içinde 4500 kişinin Lyon sokaklarını doldurduğu bu törene İstanbul’dan bir çağdaş dans proje topluluğu olan &lt;i&gt;Çıplak Ayaklar Kumpanyası&lt;/i&gt; da katıldı. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"&gt;Bu yıl “kentler” teması etrafında düzenlenen bienalde beş kıtadan, 29 kentten topluluk yer aldı. 600 sanatçı 33 farklı mekanda 156 gösteri sundu.&lt;i&gt; Noland&lt;/i&gt; ise “Kağıt Gemi”yle&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;21, 22 ve 23 Eylül’de Lyon’da sergilediği sağlam dans tekniği, akıcı dans kalitesi, naifliği, dolaysız sade anlatımı ve samimiyetiyle dikkat çekti ve organizasyon içi ve dışı eleştirilerde kendisinden övgüyle söz ettirdi.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"&gt;“Kağıt Gemi” geniş seyirci kitlesine hitap ediyor. Ne anlatılmak istendiğini algılayamadığı için dans seyretmeye gitmeyenlerin bile bahane bulamayacakları türden bu çağdaş dans örneğinde bedenin mekan/zamanla ilişkisi gibi veya soyut kavramlar işlenmiyor. “Kağıt Gemi”’de çok sade ve dolaysız bir yolla bir hikaye anlatılıyor. Herkesin içinde olduğu ve hemen tanıyacağı bir İstanbul hikayesi bu: İstanbul’un hızlı, stresli iş temposu, iş dönüş trafiği ve kalabalığı, hareketli gece hayatı, geçmiş ve gelecek arasında sıkışmışlığı… Kısaca bu şehrin oluşturduğu bir dans anlatısı. İçinde video görüntüleri, çağdaş dans tekniği, teatral anlatımın da yer aldığı bu naif gösteri Lyon’da Dans Bienali kapsamında Lyon Opera Binası Amfi tiyatro sahnesinde izleyicilerden çok sıcak tepkiler aldı. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"&gt;Ancak &lt;i&gt;Noland&lt;/i&gt;’ın Lyon’a yolculuğu bir şans sonucu gelişiyor. “Kağıt Gemi”nin koreografı Esra Yurttut bu süreci şöyle dile getiriyor: &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"&gt;“Daha önce 2004’te Tuğçe Ulugün Tuna’nın Fransız Kültür Merkezi’nde sahnelenen “Rüyamda Gördüm” adlı koreografisinde dans etmiştim. O sıralarda tanıdığım Fransız Kültür Merkezi’nden Zeynep Peker’le Çıplak Ayaklar Dans Kumpanyası’nın “Kalon Kakon” adlı gösterisinin öncesinde, ben gösteri T-shirt’ü satarken yeniden karşılaştım. Onunla İstanbul’da genç gruplar için yeterli sahne bulunmaması üzerine ayaküstü konuşurken bana bir koreografi sergilemek istediğim takdirde Fransız Kültür Merkezi’nin sahnesini kullanabileceğimden bahsetti. Daha sonra yazın Aspat’ta Uğur Seyrek ile çalışırken telefon geldi ve Fransız Kültür Merkezi sahnesini, yapacağım yeni bir koreografi için kullanmam teklif edildi. Böylece 17 Kasım’da “Dürbün” adlı koreografiyi sergiledik. Fransız Kültür Ataşesi Arnaud Littardi gösteri sırasında çekilen bir kaydı Guy Darmet’ye göndermiş, böylece Lyon Dans Bienali’ne davet edildik ve Dans Buluşma’nın da desteğiyle “Kağıt Gemi”yi hazırladık.”&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"&gt;Verilen bu destekle İstanbul’un Lyon Dans Bienali’ne taşınma sürecini başlıyor. Aslında o kadar da zor değil. İş farkındalık ve duyarlılıkla başlıyor, paylaşımla devam ediyor. İstanbul’da özellikle genç dans gruplarının sahnesizlikten ve olanaksızlıklardan dolayı üretememe yakınmalarına biraz kulak vermek ve destek olmak bu genç topluluğu Lyon Dans Bienali’nin programına koreografisiyle dahil edilen ilk Türk topluluk yapıyor. Ve &lt;i&gt;Noland&lt;/i&gt; Lyon’a “Kağıt Gemi”’yle İstanbul’u taşıyor.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;İstanbul’da ne yazık ki bu kapsamda, yaklaşımda ve düzeyde düzenli bir dans festivali hala oluşturulamadı. CRR beş yıl boyunca düzenlediği birer haftalık uluslararası dans festivalini sürdür(e)medi. Istanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nin ise yıl aşırı gerçekleştirmek istediği bir dans festivali olanaksızlıklar yüzünden erteleniyor. Oysa IKSV yıllardır başarıyla düzenlediği çeşitli festivaller ve bienaliyle Türkiye’de sanatın gelişmesine öncü olan bir kurum. Dansa hak ettiği önemi ve özeni vermekte devlet ve özel sektör neden hala çekimser? Genç bağımsız pek çok dansçı var. İsteseler de bağımlı olamıyorlar, çünkü bağlanacakları yerler kısıtlı. Belirgin bir kültür ve sanat politikasının görülmediği ülkemizde yapılan bireysel ama önemli girişimlere destek vermeli. Türk çağdaş dansının yurtiçinde ve yurtdışında örneklerini sunacak daha pek çok “kağıt gemi” var. İstanbul’un “kültür başkenti” olmasına şunun şurasında ne kaldı? Uluslararası düzeyde ses getirecek kapsamlı bir dans festivalimiz olmadan mı gireceğiz yoksa 2010’a? &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-8957963172225105558?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/8957963172225105558/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=8957963172225105558' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/8957963172225105558'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/8957963172225105558'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2007/04/lyon-dans-bienalinde-bir-kat-gemi.html' title='Lyon Dans Bienali’nde bir “Kağıt Gemi”'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-8195996876552905618</id><published>2007-04-29T14:18:00.000-07:00</published><updated>2008-12-08T13:00:04.327-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Essays on Dance Performance and Digital Culture'/><title type='text'>“Becoming” through Performance</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/Rj5NjROnnLI/AAAAAAAAADI/sdG2yP92Xu0/s1600-h/01.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5061568299526495410" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/Rj5NjROnnLI/AAAAAAAAADI/sdG2yP92Xu0/s320/01.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; photo: from stelarc's site&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%; FONT-STYLE: italicfont-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;(This paper was presented at IVSA Conference 2005, Trinity College, Dublin, and also at Digital Cultures Symposium 2005, Nottingham Trent University)&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;?xml:namespace prefix = o /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;An analysis of the body in Stelarc’s performances&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;By Aylin Kalem&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;This paper deals with the new condition of the body in the face of the cyber-technologies. Looking at the debate of disembodiment and embodiment, this study is a discussion on the dialectic of the body as subject and object by analysing the ambiguity of the body in Stelarc’s performances. The notion of “becoming” in Deleuze and Guattari that goes beyond this dialectic will be examined, and I will suggest the conceptualisation of the body as performance.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;New Technologies and the debate of disembodiment/embodiment:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;The technological age in which we are living, marks a turning point in the evolution of mankind. The human kind undergoes a mutational period, a process of transformation towards the “post-human”. The question is whether the post-human condition includes a future with or without the body. There are two radically opposing approaches that co-exist in the analysis of the relation of the body to the cyber-technologies. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;Disembodiment &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:Wingdings;font-size:10;"  &gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;à&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt; “body as object”:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;The neo-Cartesian point of view of disembodiment envisages a future freed of the limits of the body where mind can travel freely. The cyber-theorist Michael Heim says that &lt;i&gt;“in cyberspace minds are connected to minds, existing in perfect concord without the limitations or necessities of the physical body.”&lt;/i&gt;(1) Similarly, William Gibson, in his novel Neuromancer, envisages a cyberspace in which the body is taken as inferior to the mind and thus, is left behind.(2) These ideas, based on the Cartesian Dualism, suggest an objectification of the body, by splitting the mind from the body. In the Cartesian philosophy, the mind constitutes the essence of man, and the body is just a tool to master. According to Descartes we can grasp the reality only from the activities of the mind; we cannot count on the bodily experiences, for our senses mostly deceive us. This leads to the idea of “I have a body but not its reality”. &lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;Embodiment &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:Wingdings;font-size:10;"  &gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;à&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt; “body as subject”: &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;On the other hand, there is a second approach that formulates a post-evolutionist configuration through embodiment. Susie Ramsay, in her article “Bring your Body: The Dance Community and New Technologies” maintains that the only possibility of the union of man with the new technologies passes from embodiment.(3) Similarly, Susan Kozel affirms that “&lt;i&gt;it is through flesh and not in spite of it that we gain access to the virtual.”&lt;/i&gt;(4) &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;These views maintain that the challenges of Virtual Reality and of dance intersect at the possibilities of developing the proprioceptive (of, relating to, or being stimuli arising within the organism) and vestibular (of, relating to, or functioning as a vestibule: the central cavity of the bony labyrinth of the ear or the parts of the membranous labyrinth that it contains) capacities. Both areas aim at augmenting the capacities of the positioning of the body in space, and in its relation to others, as well as at developing its adaptation to velocity. Thus, phenomenologists, basing their premises on the idea of the “body-subject” suggested by Merleau-Ponty, argue that it is due to the body that we can interact with the new technologies.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;Although situated at the opposite poles, both views have equally strong followers. The first suggests the statement of “I have a body” and thus, underlines the possibility of not having it; whereas the other puts forth the assertion of “I am a body” and maintains the impossibility of an existence without the body.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;The ambiguous character of the Stelarcian body:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;The performances of the Australian artist Stelarc are worth analysing in terms of the conception of the body, for they are situated at the very heart of the problematic issues generated around new technologies, and also for they present a body of a dubious character. At a first glance, he seems to be taking the “body as an object,” an object of design as he also admits himself; however, he also deals with the sensory aspect of the body which reminds us of the notion of the “body-subject.” He puts the body at the centre of all his concerns about the human existence, and this approach has some common points as well as some opposing ones with the idea of “being a body.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;Stelarc has been a sensational artist since the 70s for his exceptional performances in which he manifests the questions concerning the body in the face of new technologies. They are scandalous in political, ethical and physical terms. His suspension events, which altogether took place 27 times, were designed to test the physical and psychological limits of the body against gravity. These events differed in terms of the position of the body or the space in which they occurred. To name some of them: Sitting / Swaying event for rock suspension that took place at a gallery in Tokyo in 1980; City Suspension above the Royal Theatre, Copenhagen in 1985; Event for lateral suspension; Seaside suspension : Event for wind and waves...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;/span&gt;Apart from his performances with low technology, Stelarc also uses excessive technology with cables, electrodes, and machines to create a cyborg. His performances are in the form of scientific experiments: He was invited to give a conference at NASA on his third arm project. He collaborates with scientists and medical doctors. His high-tech performances are grouped as “technology-attached,” “technology-inserted,” and “Net-Connected.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;His&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt; &lt;b&gt;Net-Connected performances are Fractal Flesh, Ping Body and ParaSite:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;In order to give an account on the performances we are going to discuss, I hereby include the descriptions as cited in his website:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;“At the November 1995 Telepolis &lt;b&gt;'Fractal Flesh'&lt;/b&gt; event, Paris (the Pompidou Centre), Helsinki (The Media Lab) and Amsterdam (for the Doors of Perception Conference) were electronically linked through a performance website allowing the audience to remotely access, view and actuate Stelarc's body via a computer-interfaced muscle-stimulation system based at the main performance site in Luxembourg. Although the body's movements were involuntary, it could respond by activating its robotic Third Hand and also trigger the upload of images to a website so that the performance could be monitored live on the Net. Web server statistics indicated the live event was watched worldwide. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;During the &lt;b&gt;Ping Body&lt;/b&gt; performances, what is being considered is a body moving not to the promptings of another body in another place, but rather to Internet activity itself - the body's proprioception and musculature stimulated not by its internal nervous system but by the external ebb and flow of data. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;The Ping Body performances produce a powerful inversion of the usual interface of the body to the Net. Instead of collective bodies determining the operation of the Internet, collective Internet activity moves the body. The Internet becomes not merely a mode of information transmission, but also a transducer, effecting physical action.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;In the &lt;b&gt;ParaSite&lt;/b&gt; performances, the cyborged body enters a symbiotic/parasitic relationship with information. Images gathered from the internet are mapped onto the body and, driven by a muscle stimulation system, the body becomes a reactive node in an extended virtual nervous system (VNS). This system electronically extends the body's optical and operational parameters beyond its cyborg augmentation of third arm, muscle stimulators and computerised audio visual elements. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;A customised search engine gathers, analyses, and randomly scales incoming jpeg images. In real time the digital data are simultaneously displayed on the body and its immediate environment and, to the characteristics of the data, muscle movement is involuntarily actuated. The resulting motion is mirrored in a vrml space at the performance site, and also uploaded to a website as potential (and recursive) source images for body actuation.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;The body's physicality provides feedback loops of interactive neurons, nerves, muscles and third hand mechanism with digital video and software code reverberating through the internet. The body, consuming and consumed by the information stream, becomes enmeshed within an extended symbolic and cyborg system mapped and moved by its search prosthetics.”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt; (5)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;Stelarcian body and the “body as object”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;In these performances, Stelarc’s understanding of the “body as object” differs from the Cartesian notion of the body in the sense that in Stelarc’s performances the body is not conceived as inferior to the mind, on the contrary, the body occupies a primordial place; it determines the existence of &lt;?xml:namespace prefix = st1 /&gt;&lt;st1:state st="on"&gt;&lt;st1:place st="on"&gt;Man.&lt;/st1:place&gt;&lt;/st1:state&gt; As Man is characterised by corporeal transformation and operational change, the corporeal existence in Stelarc’s performances is determined by the actions that transform the body into what it operates. These new operations that the body executes allow the body to achieve new states of existence.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;The Cartesian Dualism, while considering the body as an object, confers to the mind, a subjectivity that forms the essence of &lt;st1:state st="on"&gt;&lt;st1:place st="on"&gt;Man.&lt;/st1:place&gt;&lt;/st1:state&gt; However, Stelarc is not at all interested in the subjectivity. On the matter of subjectivity, Stelarc states: &lt;i&gt;“It is no longer meaningful to see the body as a site for the psyche or the social, but rather as a structure to be monitored and modified - the body not as a subject but as an object – not an object of desire but as an object for designing.” &lt;/i&gt;(6)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;The stelarcian body is not performing to acquire a new identity. Its actions are not directed to produce meaning. The body exists in its particularity only when it functions according to the performance. The total abandonment of the psychic and social subjectivity implies a body that rests outside the Cartesian dualism. Stelarc deliberately leaves out the human emotions, desires, pains in his body projects, and he is working solely with the structure of the body. The objective here is to augment the capacities of the body without attributing it an identity, subjectivity. It is a bodily project and not the project of a duty outside the body. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;Stelarcian body and the “body-subject”:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;Even if Stelarc takes the “body as an object” at the beginning, the fact that he positions the body at the centre of all his problematic about the human existence, and observes what it becomes, directs us to the formulation of “I am a body” that refers to the notion of the “body-subject.” Maurice Merleau-Ponty, in his &lt;i&gt;Phenomenology of Perception&lt;/i&gt;, puts the act of perception at the origin of the comprehension of the world. The perception of the subject occurs with the phenomenon of “being in the world”. This is the subject of a lived body, which is called the “body-subject.” Respectively, the activity on Earth is an aspect of the corporeality in its “being in the world.” This activity is accompanied with the play of sensations, in which the body is conceived as an interface of communication with the world. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;The relation of the idea of the “body-subject” to the conception of the body in Stelarc is to be found on the matter of the senses. Stelarc challenges the perception by artificially stimulating the musculature.&lt;span style="font-size:+0;"&gt; &lt;/span&gt;As in the performances of Fractal Flesh, Ping Body and ParaSite, the agency of the body is moved from the interior to the exterior of the body; the action and the sensation are separated. The senses gain a capacity of a telematic scale. The body as a sensible object is amplified. Its presence is augmented. New sensations are experienced by exteriorisation of the senses. The sensation is not reached by an action-perception as in the phenomenology of Merleau-Ponty which moves us away from the singularity of the body. The senses are stimulated by an external entity, be it other bodies or the web flow. The singularity of the body is transformed in multiplicity. The body abandons its state of the subject to become a collective site. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;In Ping Body and ParaSite, the interaction occurs not only at the level of body to body, but of body to technological space. The body comprises the movement in this space. Therefore, the body is not included in the space; it is the space which is included in the body. As Derrick de Kerckhove implies, this phenomenon invites us to integrate the world in us in a different way than in the past. He talks of the “repositioning of the subject in the environment” with the integration of the world in the body. (7) While questioning the body, Stelarc seems to question also both approaches of the body by stating &lt;i&gt;“as supposed free agents, the capabilities of “being a body” are constrained by “having a body.”&lt;/i&gt; (8) &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;Then, his performances seem to propose a body concerned not with “being in the world” but “becoming” the world. This is a world equipped with a technological structure open to a multiplicity of operations. The body then exceeds the boundaries of an individual body. It allows for the invasion and interaction of other entities. The body traverses the subject state, giving way to a mobile and ephemeral collectivity. It becomes a collective site for performances. Thus, the body in performance with new technologies, fuses the two notions of the body, the “body as object” and the “body-subject,” to lead to an incessant process of “becoming.” This is a cyborgian becoming of a body in project.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;The notion of “becoming” in Deleuze and Guattari:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;“Becoming” is the engagement in transformation. With the new technologies, the transformation is not about meaning or form, but particularly about operation. This is what Deleuze and Guattari propose in &lt;i&gt;A Thousand Plateaux&lt;/i&gt;, by the “rhizomatic” analysis.(9) It is a method focusing on the way it functions and what it becomes, rather than what it is or what it has.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;In the context of Stelarc’s cyborgian performances, the body becomes an “assemblage” -in deleuzoguattarian terms-, capable of proliferating an infinity of operations. However, in order to achieve this capacity, it is essential that it first undergoes an effacement of subjective operation and then a process of opening for new operations. Stelarc fulfils this, first by the suspension events in which the body is retained, paralysed and deprived of its attributes, qualities and proprieties in order to recover many others through the operations it will execute. It then becomes an undefined entity, “a body without organ” –in deleuzian terms-, to which an infinity of external elements can be attached. The body is carried to a state of in-betweenness, of intermediary, like a nomad, characterized by movement and change. Its aim is to continue to move between the centres, like a cyborg that moves in transitions.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;Stelarc starts out with the idea that the body is obsolete. He states: &lt;i&gt;“It is time to question whether a bipedal, breathing body with binocular vision and a 1400cc brain is an adequate biological form. It cannot cope with the quantity, complexity and quality of information it has accumulated; it is intimidated by the precision, speed and power of technology and it is biologically ill-equipped to cope with its new extraterrestrial environment. …” &lt;/i&gt;(10)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;Stelarc takes the body as a biological reality, examines it objectively, and determines in what way it is obsolete, particularly in the suspension events. Then, he experiments the ways to augment its capacities through his high-tech performances. Although, he states that the body is obsolete, his solutions are centred on the body. So, he is a strong follower of the ones who take the body with themselves while interacting with new technologies. This interaction puts the body in a constant process of “becoming.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;His suspension events are a strong confirmation of his argument that the body is obsolete. He hangs the body depriving it from the gravitational activities thus, assigning it the obsolete nature. The verb to suspend has the meanings of “to stop” and “to hang.” The second definition implies a physical state, to be held in the air. To be deprived of its contact with the ground means to remove the body of its physical activities thus, to show the body’s incapacities. The suspended body becomes immobile, inactive and deleted for a while. It is disconnected from the world, from his “being in the world.” It is deactivated, unplugged.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;This aspect of the body reflects the concept of the BwO of Deleuze and Guattari: “the BwO is the unproductive….” (11) There is a strong parallel between the BwO and the sewn suspensions in particular. In these events, the eyes and the mouth, as the organs of expression and communication are surgically sewn. As each organ creates a subjectivity by the operation it executes, the process of becoming requires, according to Stelarc, being freed of the subjectivity. Blocking the entrance and exit by sewing the mouth and the eyes implies a BwO. An organ as an instrument is the representative of a certain subjectivity. The organ constitutes the surface on which the subjectivity is viewed most openly. Then, to be deprived of the organs means to get rid of the subjectivity. The BwO is, then, a neutral body, a body at the zero degree. It is only through this state that the body can be opened to other connections. The subjectivity is left out when “being” is replaced by “becoming.” That is the reason why Stelarc aims at a body without memory, without history, without meaning. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;What is important to this “becoming” is that it does not end in fixing to another form of subjectivity. This would contradict its aim. “Becoming” is a constant process of being unfix, undetermined, being neither this nor that, but to be held in the state of in-betweenness.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;The suspension events seem to be a preparatory phase for the process of cyborgisation. Stretching the skin with hooks represents a preparation for a metamorphosis. And the possibility of stretching the skin proves that the skin is neither firm, nor permanent, nor immutable. It is rather flexible and mouldable, thus open to reconfigurations and to connexions that will mark its metamorphosis. This transformation of the body already indicates a certain degree of cyborgisation. The hook penetrating the skin is also a representative of the intrusion of technological prosthesis. The hook becomes the physical extension of the body.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;The connectivity: &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;Stelarc proposes a new mode of instrumentalisation, the “connectivity” of the body, while abandoning the identity, he declares: &lt;i&gt;“the body is designed to interface with its environment.” … “What is important today is no more the identity of the body but rather its connectivity – not its mobility or its location but its interface.” …“Consider a body remapped and reconfigured - not in genetic memory but rather in electronic circuitry.&lt;/i&gt;(12)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;The connectivity of the body presents a possibility to disconnect and to reconnect to another interface, which provides it with a bodily multiplicity. Stelarc proposes the connectivity as an artifice of embodiment, but it is an ephemeral and versatile embodiment, made possible through the plugging and unplugging of the body to technology. He has developed diverse strategies to concretise this.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;Becoming through performance: An analysis of the strategies of Stelarc’s performances:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;The cyborgian strategies of “becoming” bring the body beyond the dichotomy of object/subject. Although “becoming” in the theories of Deleuze and Guattari is conceived as outside of biological reality, Stelarc concretises, in his performances, the concepts formulated around the notion of “becoming”. He engages himself in these concepts materially. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;In his Net-connected performances, Stelarc is using information as prosthesis. As Mark Dery articulates Stelarc transforms the Net from a means of transmission of information into a mode of execution of physical action.(13) &lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;/span&gt;Carole Hoffmann states similarly: “&lt;i&gt;The computer is envisaged as an extension and exteriorisation of the central nervous system which is the body. The computer is becoming a pseudo-organ.”&lt;/i&gt; (14)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;In &lt;i&gt;Ping Body&lt;/i&gt; and &lt;i&gt;ParaSite&lt;/i&gt;, by the fact of transmitting the web traffic into the body and translating it into movement, the body becomes a site. It integrates the web in itself. This sort of becoming refers to the relation between body and space in the Phenomenology of Merleau-Ponty: &lt;i&gt;“Being a body is being entered in a certain world, and our body is not at first in the space: It is the space.”&lt;/i&gt; (15) According to the phenomenology of Merleau-Ponty, in the experience of the lived body, I am not separate from what I perceive. This idea is adaptable to the Net in general, as one perceives only when he is immersed in it. To perceive something is being absorbed by it. It is the opening of the body to the world. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;The Net as an extension functions also as a site of the fulfilment of the notion of “deterritorialisation” that Deleuze and Guattari speaks of. Our relation to space and time changes due to electronic and digital prostheses. According to Stelarc, this deterritorialisation produces a psychological collapse in the perception of time and space.&lt;span style="font-size:+0;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“We have a different perception of the world than before”&lt;/i&gt; says Stelarc in his interview made by Yannis Melanitis.(16) Carole Hoffmann articulates that &lt;i&gt;“it is actually possible, thanks to the computer, to travel geographically without travelling physically.”&lt;/i&gt;(17) Simialrly, Paul Virilio formulates as &lt;i&gt;“Going elsewhere without going anywhere.”&lt;/i&gt;(18)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;Stelarc achieves corporeal multiplicity and displacement through spatially separated but electronically connected to other bodies in other places. This notion derives form the schizophrenic cult of Post-structuralism due to the process of de-individuation, decentralisation, fragmentation of the self, as in the concept of the “body without organ.” Stelarc achieves this process in &lt;i&gt;Fractal Flesh&lt;/i&gt; by using the electronic connection and experiencing deterritorialisation of the intelligence of the body towards another.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;Body as performance&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;Stelarc calls his performances “physical experience of ideas” in which “expression and experience are united” and the body becomes an “actual manifestation of a concept.”(19) Brian Massumi names the stelarcian body, as “objectified sensible concept.”(20) After having discussed in what ways the stelarcian body is neither an object nor a subject, but that it launches itself into a process of deleuzoguattarian “becoming,” I propose the formulation of the “body as performance” in preference to the body as concept that Brian Massumi proposes.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;“Becoming” is already a characteristic of performance. The body that becomes is a body as performance.&lt;span style="font-size:+0;"&gt; &lt;/span&gt;Performance starts from an idea, a concept, but it is not exactly the concretisation of this idea because as soon as this idea is incorporated it becomes something else. The cyborgian process of “becoming” is not about fixity. Although a concept is definite, “becoming” is not. It is a process. Experiencing ideas corporeally does not make a body a concept. The concept can exist only at the level of the conceptualisation of strategies, at the level of starting the project, but it disappears at the level of realisation. It becomes a multiplicity of things. Thus, we can presume that Stelarc’s performances do not create a body as concept but a body as project. And this project is the performance.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;About the “body without organ” Deleuze and Guattari state: &lt;i&gt;“It is not a notion or a concept but a practice, a set of practices.”&lt;/i&gt;(21)&lt;i&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;This statement reflects the stelarcian body for it is about a generation of a new body through performance. It is through the experimental performance that Stelarc produces a body. But, the body is not a fixed one. The body is “anticorps” (antibody). It is no longer a definite entity. It is a nomad wandering in-betweens. Through performance, the body becomes performance. There certainly remains a concept. On the other hand, the transformation is achieved through the practice. But what it becomes is not a representation of the concept, nor a concretisation of it. It is a performance of a continuous transformation. And this is a body that can only exist through the indefinite performance. Therefore, the body is not performed nor performing, but it is the performance itself.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;Although the issues of performance studies are crucial for a diversity of other disciplines, it is rather difficult to define what performance is. The theories of Victor Turner, a leading character in the field of performance studies, are important in the analysis of the stelarcian body. He formulates a definition of performance in comparison with the “rites of passage.”(22) Underlying the transitory aspect of the rites of passage, Turner evokes the character of process and the state of in-betweenness of these rites, by emphasising “the function of transition between two states of cultural activities more stable and more conventional.”&lt;span style="font-size:+0;"&gt; &lt;/span&gt;This vision of performance sets it on the borders, in margin. This indicates the nomadism of performance in betweens, in indefinite spaces that reminds of the stelarcian body.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;In the suspension events, the body suspends its terrestrial activities and is left in this state of in-betweenness, floating in the emptiness. It is detached of its state and this state is not replaced by another. The body is experienced in the emptiness in order to be isolated from every construction that would mark the stability of a state. Its structure is examined in its absence, in the course of transition. Stelarc’s suspended body, in its transitory aspect, resembles then to a performance.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;In his Net-connected performances, the stelarcian body also floats in the digital circuit. It is a nomad of circuits, a passenger in transit. When it is connected, the body is suspended in the Net traffic. It is caught in the movement of the Internet and its constant flow. It is integrated in the circuit. It is the circuit. The body marks the transition. It is an intermediary among many entities, nets or bodies. In this respect, the stelarcian body is a body that makes itself a performance. Each connection creates a unique and indefinite body. The body becomes a site where other entities interact. It becomes the space for a game, a project, a performance. It is no longer the performance of the body. The performance is the body. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;Another aspect of performance is the idea of game developed by Johan Huizinga and Roger Caillois.(23) Both of them tried to find a definition of performance by relating it to the functions of a game. A game is a site. It has its own rules. It marks moments of rupture, it is voluntary… The body has a capacity, then it has its own rules. The moments of rupture are the moments of connection and suspension. And the desire is of letting itself carried away through the transformation without resting on anywhere. It is about transiting without going anywhere, wandering at the borders.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;Caillois emphasises the importance of the &lt;i&gt;alea &lt;/i&gt;or chance, a characteristic of performance. This implies the random, the incertitude. It is an aspect that abolishes the stability of performance. Marvin Carlson remarks that the physical sensation leads to corporeal conscience that liberates the body from conventional structures of control and from signification.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;Incertitude, ambiguity, eventuality are the traits that can be equally attributed to the stelarcian body, open to a multiplicity for the fact that it makes itself a site. This site is open to the alien operations. Multiple actions are fulfilled at this site. The body is transforming itself to the performance of a multiplicity. And this process is marked by a continuous and indefinite becoming.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;Notes:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%"&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;(1) Michael Heim, &lt;i&gt;The Metaphysics of Virtual Reality.&lt;/i&gt; Oxford University Press,1993. p.34&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;(2) William Gibson, &lt;i&gt;Neuromancer.&lt;/i&gt; Ace Books, 1988&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;(3) Susie Ramsay, “Bring your Body: The Dance Community and New Technologies.” Art and Technology Zone&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;(4) Susan Kozel, "Virtual Reality: Choreographing Cyberspace," Dance Theatre Journal, vol. 11, No. 2, p. 34-37 (Spring-Summer 1994)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%"&gt;&lt;span lang="DE" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;(5) Stelarc’s website: &lt;a href="http://www.stelarc.va.com.au/"&gt;&lt;span style="color:windowtext;"&gt;www.stelarc.va.com.au&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%"&gt;&lt;span lang="FR" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;(6) Ibid.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%"&gt;&lt;span lang="FR" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;(7) Derrick de Kerckhove, “Art, technologies du virtuel, et psychologie. L’élargissement du champ cognitive”, Netmagazine&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%"&gt;&lt;span lang="FR" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;(8) Stelarc’s website&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%"&gt;&lt;span lang="FR" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;(9) Gilles Deleuze and Felix Guattari, &lt;i&gt;A Thousand Plateaux: Capitalism and Schizophrenia.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="FR" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:Arial;font-size:10;color:black;"   &gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;color:black;"   &gt;Athlone, London, 1988&lt;/span&gt;&lt;span lang="FR" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%"&gt;&lt;span lang="FR" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;(10) Stelarc’s website&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="FR" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;(11) Gilles Deleuze, &lt;i&gt;Anti-Oedipus: Capitalism and Schizophrenia&lt;/i&gt;, Univ. of Minnesota, 1998, p.8&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;(12) Stelarc’s website&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;(13) Mark Dery, &lt;i&gt;Escape Velocity: Cyberculture at the End of the Century&lt;/i&gt;. &lt;/span&gt;&lt;span lang="FR" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;Hodder &amp; Stoughton, 1996&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="FR" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;(14) Carole Hoffmann, “Le réseau comme extension prothéique du corps.” Publication électronique des actes des 1ères rencontres internationales, novembre 2000&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="FR" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;(15)Maurice Merleau-Ponty, &lt;i&gt;The Phenomenology of Perception&lt;/i&gt;. &lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;Gallimard, 1945, p.173&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;(16) Yannis Melanitis, “Interview with Stelarc.” &lt;/span&gt;&lt;span lang="FR" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;1999&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="FR" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;(17) Carole Hoffmann, “Le réseau comme extension prothéique du corps.” Publication électronique des actes des 1ères rencontres internationales, novembre 2000&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="FR" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;(18) Paul Virilio, “Du corps profane au corps profane.” &lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-US" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;Art Press, hors série no :12, 1991&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;(19) Stelarc’s website &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;(20) Brian Massumi, “The Evolutionary Alchemy of Reason.” Cyberconf &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;(21) Gilles Deleuze and Felix Guattari, &lt;i&gt;A Thousand Plateaux: Capitalism and Schizophrenia.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-US" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:Arial;font-size:10;color:black;"   &gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;color:black;"   &gt;Athlone, London, 1988&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-US" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;/span&gt;(22) Marvin Carlson, &lt;i&gt;Performance. A Critical Introduction.&lt;/i&gt; Routledge, 1996&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;(23) Ibid.&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-family:'Century Gothic';font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1907582182102029147-8195996876552905618?l=aylinkalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylinkalem.blogspot.com/feeds/8195996876552905618/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1907582182102029147&amp;postID=8195996876552905618' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/8195996876552905618'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1907582182102029147/posts/default/8195996876552905618'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylinkalem.blogspot.com/2007/04/becoming-through-performance.html' title='“Becoming” through Performance'/><author><name>boDig</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07883702131718743230</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_TcYu-_2fCKE/Rj5NjROnnLI/AAAAAAAAADI/sdG2yP92Xu0/s72-c/01.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1907582182102029147.post-5133326304547829668</id><published>2007-04-29T14:16:00.000-07:00</published><updated>2007-04-30T13:39:13.416-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Essays on Dance Performance and Digital Culture'/><title type='text'>THE POLITICS AND AESTHETICS IN THE CYBORG ERA</title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 36pt; LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: center" align="left"&gt; &lt;/p&gt;&lt;?xml:namespace prefix = o /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 36pt; LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;o:p&gt;Aylin Kalem&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 36pt; LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;The technological age in which we are living marks a turning point in the evolution of mankind. The human kind undergoes a mutational period, a process of transformation towards the “posthuman”. This transformation is determined by the &lt;i&gt;high technē&lt;/i&gt; that expands into every layer of culture. &lt;i&gt;High technē &lt;/i&gt;is different from the modernist understanding, which defines technology in its mere instrumentality. This aspect stands as the marker of the cyborg era. Thus, this essay will try to lay out the cyborg politics and aesthetics under the notion of &lt;i&gt;high technē&lt;/i&gt; by referring to the fields of theory and performance.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 36pt; TEXT-INDENT: -36pt; LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 36pt; LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;N. Katherine Hayles states: “Cyborgs actually do exist; about 10% of the current &lt;?xml:namespace prefix = st1 /&gt;&lt;st1:country-region st="on"&gt;&lt;st1:place st="on"&gt;U.S.&lt;/st1:place&gt;&lt;/st1:country-region&gt; population are estimated to be cyborgs in the technical sense.”&lt;sup&gt;1&lt;/sup&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-US" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-size:8;" &gt; &lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;This report is taken from a book edited in 1995. The term “cyborg” is not a recent one. It was coined by Manfred E. Clynes and Nathan S. Kline in 1960, “to refer to the enhanced man who could survive in extra-terrestrial environments.”&lt;sup&gt;2&lt;/sup&gt; However, it enters into the field of cultural studies with “A Cyborg Manifesto” written by Donna J. Haraway in 1989. For most people this term may seem to be taken from a science fiction movie, yet, we are thought to be actually living in a world of cyborgs, we may even be considered to be falling into one of the cyborg categories.&lt;sup&gt;3&lt;/sup&gt; What does this term exactly mean? How does it determine the human condition?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 36pt; LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 36pt; LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;A cyborg is a cybernetic organism (cyb/org). It is the outcome of the union of the human with a machine. However, it is not a simple union, for they become inseparable within the cyborg. A cyborg functions with an ongoing interaction of the two. Hayles states:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 72pt; LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-size:10;" &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 72pt; LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-size:10;" &gt;For some time now there has been a rumor going around that the age of the human has given way to the posthuman. Not that humans have died out, but that the human as a concept has been succeeded by its evolutionary heir. Humans are not the end of the line. Beyond them looms the cyborg, a hybrid species created by crossing biological organism with cybernetic mechanism. Whereas it is possible to think of humans as natural phenomena, coming to maturity as a species through natural selection and spontaneous genetic mutations, no such illusions are possible with the cyborg. From the beginning it is constructed, a technobiological object that confounds the dichotomy between natural and unnatural, made and born.&lt;sup&gt;4&lt;/sup&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 36pt; LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 36pt; LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Thus, it seems as if mankind, for the first time in history, has the chance to observe its own evolution. This evolution, aside with the technological advances, is due to the fact that Postmodernism has led to the deconstruction of every principle that had ruled and determined the human condition, and that now every principle seems to be dissolving into a hybrid and fluid ground. Therefore, a cyborg is not just a body of cybernetic organism but an open system that functions without fixed boundaries. It allows for an endless interaction and an ongoing transformation. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 36pt; LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 36pt; LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;This aspect is extremely important in terms of shaping the cultural and social structure. As Haraway argues “the cyborg is our ontology; it gives us our politics.”&lt;sup&gt;5&lt;/sup&gt; The constant bodily state of openness to new operations is reflected in the openness to the differences within the society, or rather vice versa. The issues of class, race, and gender are no more defined in relation to the ‘Western’, ‘white’, ‘patriarchal’ system. There is no more a fixed unity that would consider each category outside this system, as the ‘other’. The boundaries are erased, thus, the cyborg society is a process of endless fusion and transformation.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 36pt; LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 36pt; LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Haraway points out that the cyborg leaves out the Western myth of original unity shaped by psychoanalysis and Marxism: &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoBodyTextIndent" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoBodyTextIndent" style="MARGIN-LEFT: 72pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Both Marxism and psychoanalysis, in their concepts of labour and of individuation and gender formation, depend on the plot of original unity out which difference must be produced and enlisted in a drama of escalating domination of woman/nature.&lt;sup&gt;6&lt;/sup&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 36pt; LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 36pt; LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;However, there is not an original unity in the world of cyborg, but rather fluidity, or a constant disclosure. The patriarchal system is challenged not through a replacement by the female alternative, but rather, it is destroyed mainly because of its proposition of a fixed model. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 36pt; LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 36pt; LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;This state of fluidity and the process of transformation stand in opposition to modernism in its political as well as in its aesthetic aspects. While Haraway analyzes the cyborg phenomenon in terms of politics, and mainly within the feminist context, R. L. Rutsky treats the cyborg condition also in relation to art and aesthetics.&lt;sup&gt;7&lt;/sup&gt; He focuses on the definition of &lt;i&gt;high technē&lt;/i&gt; to demonstrate that the term “technology” comprises the notion of “art” as well.&lt;span style="font-size:+0;"&gt; &lt;/span&gt;By referring to Heidegger’s formulation of the “essence” of technology, he analyzes the aesthetics of techno-culture, and explains how the understanding of technology in modernism is different from that of the techno-culture.&lt;span style="font-size:+0;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 36pt; LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 36pt; LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Heidegger, in “The Question concerning Technology”, argues that “the essence &lt;i&gt;[Wesen]&lt;/i&gt; of technology” is, in fact, nontechnological, and that this aspect has been “obscured by the commonly accepted definition of technology as instrumental, as a means to an end.”&lt;sup&gt;8&lt;/sup&gt; Technology as instrumental is a modern concept, and Rutsky points out that this definition prevents us from seizing the “essence” of technology. This modern concept started to rule from the Renaissance onwards, and produced in the humanity an aim of mastering and controlling the world. Thus, this kind of perception allowed the Western, patriarchal cultures to identify themselves as having privileges over the nontechnological “others,” making the distinction of&lt;span style="font-size:+0;"&gt; &lt;/span&gt;‘high’ and ‘low’ cultures. Here, Rutsky makes a very important point by differentiating &lt;i&gt;high technē&lt;/i&gt; from the modern conception of technology:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 36pt; LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoBodyTextIndent2" style="MARGIN-LEFT: 72pt; TEXT-INDENT: 0cm; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Thus, although the sense of a cultural, technological mutation may itself be specific to “highly technologized” cultures, its implications are not; for, if in high technology the modern conception of technology has changed, so too has the relation of “techno-culture” to those supposedly nontechnological “other” cultures and discourses that modernity has always devalued, excluded, or repressed.&lt;sup&gt;9&lt;/sup&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 36pt; LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 36pt; LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Thus, the removal of the boundaries that has set a separation among different cultures, races, genders, and other elements of differentiation, seems to be the main aspect of the cyborg politics. The world opens up to endless possibilities of reorganization of social structure, not to end up in one fixed possibility, but rather, to continue with the process of assembling, disassembling, and reassembling. The established social norms are challenged and replaced by simply the ‘possibility’ of many complex rearrangements. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 36pt; LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 36pt; LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;In terms of the aesthetics of techno-culture, Rutsky refers again to Heidegger in order to reveal the origin of the word &lt;i&gt;technē&lt;/i&gt;. &lt;i&gt;“Technē,”&lt;/i&gt; the Greek root for technology, meant also “art”, “skill”, or “craft”; hence, art and technology were concepts related to each other. In other words, for the Greeks, not only technology, but art too was called &lt;i&gt;technē&lt;/i&gt;. However, in the modern definition, art and technology has always been in opposition to one another. Rutsky suggests that high tech reveals the aesthetic aspect of technology, which has been obscured by the modern conception, for it emphasizes representation, style, and design. In fact, “in high tech, the very “function” of technology becomes a matter of representation, style, aesthetics –a matter, that is, of technological reproducibility.”&lt;sup&gt;10&lt;/sup&gt; What Rutsky, here, means by “reproducibility” is, as mentioned above, the reassembling aspect. In high tech, modification and collectivity of stylistic and cultural elements are not a means but an end. Therefore, the aesthetic logic lies in the process of replication, recombination, and proliferation. In short, the aesthetics of high tech is the “process of pastiche,” a “process that leads to the increasing technological reproduction and digitization of the world” by the multiplication of data.&lt;span style="font-size:+0;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 36pt; LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoBodyTextIndent" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="LINE-HEIGHT: 150%;font-size:12;" &gt;The politics and the aesthetics, then, become ‘one’ in the cyborg era. The cyborg politics is determined by the high technology, and the high technology is inseparable from the aesthetics. Its function undeniably embraces its aesthetics. Its mere existence forms its design, a design in which everybody takes part in an incessant interaction with each other and with other systems.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoBodyTextIndent" style="MARGIN-LEFT: 72pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoBodyTextIndent" style="MARGIN-LEFT: 72pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Cyborgs, then, are “networked” entities; they do not exist simply as autonomous individual subjects, but through connections and affinities, including their connections to technology. Indeed, cyborgs are never entirely separate from technology, from the complex techno-cultural world in which they live. Neither the masters of technology nor the victims
