Sunday, April 29, 2007

"Dolap" - Radikal - 16.04.07





Çağdaş dansta ince ayar.

Mustafa Kaplan ve Filiz Sızanlı “Dolap”ı garajistanbul’da yeniden sergiliyorlar.

Aylin Kalem

Mustafa Kaplan ve Filiz Sızanlı, Türkiye’de ‘bağımsız’ çağdaş dansın gelişme sürecindeki en önemli aktörlerinden. Koreograf ve dansçı ikili, yurtdışında pek çok festival ve çeşitli organizasyonlarda ortak çalışmalarını sergileyerek ‘özgün’ yaklaşımlarıyla beğeni toplamaya devam ediyorlar. “Dolap” ise uluslararası platformda ikilinin adını duyurmaya başladığı ilk çalışma. Aralık 2000’de İstanbul’da, Dulcinea’da ilk gösteriminden sonra, birkaç yurtiçi temsili hariç, 15’ten fazla ülkede (Avrupa dışında Fas ve Japonya’da) yaklaşık 30 farklı organizasyonda sergilendi. “Dolap” İstanbul’dan sonra Torino ve Belgrad’a gidiyor.





İki dansçı ve bir buzdolabından oluşan koreografik ama sürprizlere de açık bir trio“Dolap”. Dansçıların birbirlerine dolabı itmeleri, kimi zaman altında kalmaları, üstüne çıkmaları ve birlikte yere düşmeleriyle oyunun seyirciyi hop oturtup hop kaldıran kimi zaman da güldüren bir çekiciliği var. Tehlike ve son anda kurtulmalarla oluşturulan gerilim ve şimdi nasıl bir oyun kurulacak soruları seyircinin dikkatini sonuna dek ayakta tutmayı başarıyor.





İnce ayarlı, matematiksel, ritmik, sistematik, mekanik, minimal ama kümülatif bir yapı üzerine kurulu “Dolap”ta, yerçekimi, momentum, denge ve denge-dışı harketlerin kullanımı ve bunların arasındaki ilişkinin mekan-zamansal kurgusu işin dramatik yapısını oluşturuyor. Bir süre sonra, eylemlerin gitgide çeşitlendirilerek yinelenmeleriyle oluşan ‘yabancılaşma’ etkisiyle sahnede iki dansçı bir dolap yerine üç kütle algılanıyor. Dolap insana, dansçılar ise makineye yaklaşarak ortalarda bir yerlerde buluşuyorlar. Üçlü bir mekanizma gibi hareket etmeleriyle özne/nesne, organik/inorganik, insan/makine gibi ‘ikili karşıtlıklar’ın ayrımındaki çizgi bulanıklaşıyor ya da kimi zaman kutuplar yer değiştiriyor.





Ancak, her ne kadar da kostümlerin ve aksiyonların aynı olması dansçılar arasındaki cinsiyet ayırımının ortadan kalkmasına neden olsa da ayrı ayrı dolapla yapılan düetlerde dansçıların dolapla kurdukları ilişkiler bize ince ayarda cinsiyet farkına dair bir şeyler söylüyor. Bu bölümlerde kadın ve erkek dünyasının farkı hissediliyor: Mustafa Kaplan dolabın kapağını söküp başının üzerinde dengede tutarak mekanda yol alması sayesinde strüktürün ayrıştırılıp mekanda kayarak yer değiştirmesi ve farklı düzlemlerde kompozisyon oluşturmasına neden oluyor. Bu bölüm kimi zaman dolabın solosu gibi algılanabiliyor. Filiz Sızanlı ise kapaksız bir kutu gibi yere yatırılmış dolabın içinde ‘var-yok’ arasındaki o kısa anın gerilimini yaratarak kendi bedenini ayrıştırıp nesnelleştiriyor. Kaplan nispeten dışa dönük ve mekanda biçimsel bir kompozisyon sunarken Sızanlı ise içe dönük bir yaklaşımla, dolabın içini nesne bedeniyle keşfediyor.





“Dolap”ta hayranlık uyandıran bir unsur da bedenlerin koca dolabı idare etmelerindeki becerileri. Akrobasi niteliğinde, bedenin hızlı ağırlık değişimleri, dolabı top gibi birbirlerine atıp tutmaları ve en son ana kadar dolabın üzerlerine düşmesine izin vermeleri bir tür virtüözlük göstergesi. Bir yandan da zanaat yoluyla kurulan bir ilişkiyi anlatıyor sanki. Zanaatçinin kullandığı aletle bütünleştiği hatta gitgide yaptığı şeye dönüştüğü bir ilişki gibi...





Oyun başlatma, bozma, oyundan çıkma, yeni bir oyun kurma ve bırakma döngüsü içindeki “Dolap”ın canlı müziğini ise bendenlerin ve dolabın yere düşüşleri, dolabın ayaklara çarpması ve koli bantının açılma sesleri oluşturuyor.



Çağdaş dansın bu ince ayarlı işini izleme fırsatını 16-17 Nisan’da garajistanbul’da yakalayabilirsiniz.





















No comments: